<div>İsim vermeden tesisler ve çevresinde futbolcuların karıştığı akla ve mantığa sığmayan olayların getirisiyle bugün <b>59 yılını geride bırakan Türk futbolunun tarihi çınarının</b> nasıl toprağa gömüldüğüne dikkat çeken bu köşedeki yazım belli ki <b>Yeşil Beyaz sevdalılarını</b> çok üzmüş...</div> <div>Sevgili dostlar ve siz değerli okurlardan gelen eleştirilerin odak noktasını olayların kahramanlarının isimlerini <b>‘neden açıklamadığım’</b> oluşturuyor...</div> <div>Görüşüm o dur ki; böyle düşünenler hiç de haksız değil hani...</div> <div><b>Kumar, alkol, tütün/ duman, bayanlarla gece yarısı tesislerde oturak alemleri</b>, ve son olarak da Bursaspor için <b>‘Olmak ya da Olmamak’</b> anlamı taşıyan Bandırma maçı öncesi <b>5 futbolcunun pavyonda basılması</b> gibisinden çirkin olaylarının aktörlerinin kimler olduğunu merak etmesi ve bilmesi yüreği Yeşil Beyaz sevdasıyla çarpanların hakkıdır..</div> <div>Ne var ki; bizim gibi meslek etiği açısından düşünüldüğünde gazeteciliğin bir ihbar mekanizması olmadığını da göz ardı edemeyiz. Sözünü ettiğimiz olayların kahramanlarının tamamına yakın bugün bu diyardan çekip gitmişler. Ancak son 3 yıllık zaman diliminde bu skandalların görgü tanıkları Allah ömür versin hepsi yaşıyor...</div> <div>Başkanından yöneticisine, hocasından tesislerdeki personeline kadar herkes konuya vakıf... Şüphesiz Bursaspor’un peşine takılıp diyar diyar dolaşan <b>haberci kardeşlerimiz</b> de biliyor neyin ne olduğunu.</div> <div>Hele hele <b>menajer faslını</b> sormayın onun için ayrı bir sayfa açmak gerek. İşinden olma tehditleri, kamplara, tesislere sokulmama gibisinden nice sıkıntılar yaşadıklarını nasıl zor koşullarda görev yaptıklarını öğrenmek isteyenler imkânları varsa onlara bir sorsunlar...</div> <div>Biliyorum ki; <b>‘bir soracaklar bin ah işitecekler!’</b></div> <div>Söz konusu yazımda bu sezon takım komutanlığını üstlenen teknik adamlar ve de özellikle son dönemde görev yapan <b>Mustafa Er’</b>in hiç mi kusuru olmadığı yolundaki eleştirilere gelince...</div> <div>Bu soruya benim net bir yanıt vermem mümkün değil. Her ne kadar sevgili hocamız <b>‘olaylardan geç haberim oldu’</b> dese de Özlüce’de <b>bir otorite ve disiplin</b> boşluğu olduğunu düşünenlere hak vermemek olmaz...</div> <div>Bir savaş gerçeği ile noktalayalım...</div> <div>Savaşları cephede çarpışan <b>askerler kazanır</b> ama madalya en geride askeri yöneten çadırdaki <b>komutana</b> takılır...</div> <div>Bunun tersi durumunda ise...</div> <div><b>Savaşı kaybeden asker değil, komutan asılır!</b></div>