<div>Ünlü bir iş adamı ölür. Bunu yakıştırırız Koç’a, vs birilerine..</div> <div>Adam ölür. Der ki <b>‘beni çoraplarımla gömün.’</b></div> <div>Aile vasiyeti uygulayacak ama mümkün değil. Hoca ‘olmaz’ der..</div> <div>Buradan çıkan mesajsa <b>‘bakın öbür tarafa çorap bile götüremiyoruz’…</b></div> <div>Bu durumda neyin itiş kakışı, dalaveresi.</div> <div>Üz, düz, hopla, zıpla, amuda kalk..</div> <div>Ya da tam tersi müthiş yaşa, gez gül keyifle eğlen..</div> <div>Ama sonrasında yaşam bittiğinde harbiden öbür tarafa bir çorapla bile gidemiyoruz..</div> <div>Bir ţey hariç…Pamuk…</div> <div>Hocam gereğini yapıyor, o da zaman içerisinde sonrasında toprakta ki yerini alıyor…</div> <div>Diğer tarafa taşıyıp ta asıl burada kalan değerlerimize bakmalıyız..</div> <div>Belki bazen çok zor.. Yaşarken bile zor..</div> <div>Çok özel bir olayı paylaşayım sizlerle.</div> <div>İki keşiş yolda giderlerken, bir su birikintisinden karşıya geçmek için bekleyen genç bir kadın görmüşler.</div> <div>Keşişlerden biri, diğerini çok kızdırarak genç kadını taşıyıp suyun diğer yanına geçirmiş.</div> <div>Yaklaşık bir mil sonra, arkadaşının davranışına çok şaşırmış olan keşiş yorum yapmış:</div> <div><b>"Biz bakiriz, bırak bir kadını taşıyıp karşıya geçirmek, kadınlara bakmamız bile yasak. Nasıl böyle bir şey yapabildin?”</b></div> <div>Diğer keşiş cevap vermiş: <b>"Ben o genç kadını bir mil geride bıraktım. Sen neden hala taşıyorsun?"</b></div> <div>Sorunlarımızın, üzüntülerimizin ve hayal kırıklıklarımızın geçmişte kalmasına izin vermezsek, bunlar omuzlarımızdaki bir yük haline gelir.</div> <div>Ağırlıkları, bizi gülmekten alıkoyar.</div> <div>Eğer keyifli bir yaşam istiyorsak, içinde bulunduğumuz koşullarla uğraşıp durmaktan vazgeçmeli, yaşadıklarımızı kabullenmeyi öğrenmeliyiz.</div> <div>Kolay mı? Asla değil.</div> <div>Ama bunu yaparken olayların üzerinde çok fazla yoğunlaşıp, tüm gücümüzü bunun için harcamaya kalkarsak, çevremizde olup biten hiçbir şeyi göremez hale geliriz.</div> <div>Yaşamın gerçek boyutlarına baktığımızda, duyguları derinleştirmede ve dingin tutmada en büyük etkenin dostlar olduğunu görüyoruz. Uzak ya da yakın.</div> <div>Yaşamın yükünü olabildiğince hafifletirken, siz farkında olmadan onu ayakta tutabilme adına, çabanın da ötesinde mücadele ediyorsunuz.</div> <div>Zaten mücadele yoksa, sıradanlaşıyor çok şey.</div> <div>Hissetmediğiniz sürece bedene bile dokunsanız, keşişin taşıdığından farklı olmuyorsunuz.</div> <div>Sıradanlıktan kurtulabilmek de kolay değil.</div> <div>Hele mevcut çarkın içine girdiğinizde boğulmamak elde değil. Dönmeyen, kilitlenen sistem, yok olan değerlerle unutulan, yozlaşan bir toplum oluveriyoruz.</div> <div>Sonra insanın değerini kavramaya kalktığınızda kocaman bir sıfırla karşı karşıya kalıyorsunuz.</div> <div>Ardından neyi yaparsak yapalım öbür tarafa bir pamukla, o da belli kullanım süresiyle gidiyoruz.</div> <div>Geçen traşţ olurken bizim berber tam başı yıkayacak ‘abi dur pamuk koyayım su kaçmasın’ demezmi.. Yani buda cukkk oturdu..</div> <div>Biliyor musunuz yaşţamın bu tarafında beni en mutlu eden pamuk oydu.</div> <div>Bastım kahkahayı.. Tıka hadi tıka kulağımı.</div> <div>Yeterince kaçtı kaçan.</div> <div>Bir orası kaldı.</div> <div>Hocam da beklesin artık sıram gelince zaten zart diye tıkayacak...</div>