<div>Yasağın konulması ne kadar doğruysa, geç açıklanması da o kadar yanlıştı…</div> <div>Salgının kontrol altına alınması için uzmanların günlerdir yaptıkları, zorunlu olmadıktan sonra sokağa çıkılmaması, sosyal mesafenin korunması ve hijyene dikkat edilmesi gibi uyarılar bir anda hiçe sayıldı...</div> <div>Sanki, büyük bir kıtlık ve açlık yaşanacakmış gibi insanlar, ihtiyaçlarını karşılamak için marketlere hücum ettiler, fırınlar önünde uzun kuyruklar oluşturdular, ekmek tükenince kuru pastaları tükettiler...</div> <div>Sıra yüzünden yaşanan tekme-tokat kavgalar, hiçte hoş değildi…</div> <div>O görüntüleri izlerken geçen yıl bir solukta okuduğum, Sose Saramago'nun<b>, 'Körlük'</b> isimli kitabı aklıma geldi...</div> <div>Kitapta yaşanan bazı olayları, acaba bizlerde mi yaşayacağız diye endişe ettim…</div> <div><b>O KİTAP VE YASAK SONRASI YAŞADIKLARIMIZ...</b></div> <div>Kırmızı ışıkta arabasıyla bekleyen bir adam, aniden kör olur…</div> <div>Bu zor durumda ona yardım etmek istercesine yaklaşan kötü niyetli bir hırsız da, bu beklenmeyen körlüğe yakalanır.</div> <div>Körlük ne ilginçtir ki bulaşıcı bir hal alır ve inanılmaz bir hızla yayılır...</div> <div>Öyle ki, kör olan kişinin gittiği doktor, muayenehanede bekleyen hastalar ile görevliler de kör olur...</div> <div>Panik hali herkesi etkisine almış ve bulaşıcı körlük hastalığından kurtulmak için alınan bir dizi önlemlerle çözüm aranmaktadır...</div> <div>Devlet yöneticileri körlük salgınından kurtulabilmek için hastaları eski bir akıl hastanesinde karantinaya almaya karar verir.</div> <div>Karantina bölgesi askeri bir disiplinle yönetilmektedir.</div> <div>Dışarı çıkışlar kesinlikle yasaktır, çıkmak isteyenler ise öldürülecektir…</div> <div>Salgının önüne geçilemezken, kaos ortamı daha da derinleşir…Körlük hastalığına yakalananların sayısı arttıkça, karantina bölgesinin nüfusu artar.</div> <div>Kalabalığın artması yeni güç dengeleri ve kamplaşmaları da beraberinde getirir.</div> <div>İçeride körlerin oluşturduğu çeteler, kendi hükümdarlıklarını ilan etmeye çalışmakta ve zulüm ederek diğer körleri sömürmek istemektedir.</div> <div>İçerideki kimsenin bilmediği bir gerçek ise doktoru karısının gerçekten kör olmadığıdır.</div> <div>Doktorun karısı, oda da kör taklidi yaparak, içeride kalmış ve diğer insanların yardımına koşmaktadır.</div> <div>Tabi bu durumun anlaşılmaması için, kendisinin de kör olduğunu söylemek zorundadır…</div> <div>Zaman geçtikçe çetelerin baskısı ve istekleri artar.</div> <div>Doktorun karısı bir kargaşada çete liderini öldürür.</div> <div>Karantina bölgesinde büyük bir yangın çıkar…</div> <div>Bu yangın sayesinde doktor, karısı ve arkadaşları, dışarı çıkmanın yasak olduğu hastaneden kurtulurlar…</div> <div>Dışarıdaki hayat gittikçe daha zor bir hal almış ve yaşam savaşı tüm hızıyla sürmektedir.</div> <div>İhtiyaçlarını karşılamak için gittikleri marketlerin yağmalandığını, tezgahlarda hiç bir şeyin kalmadığını, insanların bir birlerini ezerek öldürdüklerini fark ederler…</div> <div>Kitabın sonunda, beklenmedik şekilde başlayan salgın, aynı şekilde son bulur…</div> <div>Artık, tüm körler görmeye başlamıştır…</div> <div>Böyle bir hikaye, Sose Saramago'nun<b>, 'Körlük'</b> isimli kitabı…</div> <div>O eseri okuyup, cuma akşamı yaşananlara tanık olunca, <b>'Ya, sokağa çıkma yasağı uzun süreli olsaydı ne yapardık?'</b> diye düşündüm…</div> <div>Ve ilk kez...</div> <div>Salgının baş gösterdiği ilk günden bu yana, uzun süreli olmasını düşünüp savunduğum sokağa çıkma yasağının, sadece hafta sonuyla sınırlı tutulmasına sevindim...</div> <div>Maalesef...</div> <div> </div>