<div></div> <div>Toplumların manevi günlerini çok önemserim ve sürmesini çok isterim. Dini bayramlarımız da bunlardandır. Kurban bayramı için yazılan bilindik şeylerin biraz dışında olacak yazacaklarım.Türkiyede hayvancılık giderek geriledi ve et ithal eden ülke konumuna geldik. Karkas halinde alınan çeşitli hayvanların etleri uzak ülkelerden gemilerle ülkemize geliyor ve satışı yapılıyor. Önceleri bu etlerin kullanım tarihlerinin geçmiş olduğu spekülasyonu yapıldı. Doğruluk payı da vardı. Sonra Angus etleri ve yurda kaçak sokulan canlı veya kesilmiş etler konuşuldu. Gerçek bilgiler nedense halkla paylaşılmadı. Anguslar batıda tercih edilen etler ama bizim ülkemizde yetiştirilmiyor. Bizim karaman, kıvırcık koyunlarımıza ne oldu da bu etleri kullanmak durumunda kaldık? Temmuz ayında İskoçyaya gittim. Yüksek platolarda yemyeşil alanlara yayılmış büyük ve küçükbaş hayvanları gördüm. Açık alanlar bembeyaz koyun, kuzu ve keçilerle dolu. Bunların sütünden son derece kaliteli peynirler yapılıyor. Yünleri dokumacılıkta kullanılıyor. Eti de çok makul fiyatlarla piyasaya sunuluyor. Asıl çarpıcı olan da İslam ülkeleri için kurbanlık hayvanlar yetiştiriyorlar. Yani İslami kuralları yerine getirmek için yurt dışından hayvan satın alan Arap ülkeleri gibi biz de kurbanlık hayvanları döviz ödeyerek yurt dışından satın alıyoruz.Eskiden Türkiyeden sürüler halinde İran, Irak ve Suriyeye hayvan kaçakçılığı yapılırdı. Yani kendimizin dışında komşu ülkelerinden gereksinmelerini illegal yolla da olsa biz karşılıyorduk. Ne oldu da biz hayvancılığı bıraktık? Kilosu 40-50 TL olan ete ulaşamayan bir ülke halkından söz ediyoruz. Biz istediğimiz kadar etin önemini anlatıp duralım, alamayan insanlarla alay ediyor durumuna düşüyoruz. Doğu ve Güneydoğuda süren güvensiz ortam ahalinin göçüne ve büyük şehirlere gelmelerine neden oldu. Büyük kentlerin kenar mahalleleri bu yoksul göçmenlerin yaşam yerleri oldu. İş bulmaları kolay değil buldukları işlerde çoluk çocuk çalışmaya ekmek parası kazanmaya çalışıyorlar. Küçücük çocuklar yol kenarlarında mendil satıyor, bazen de illegal işlere yöneliyorlar. Bu tablo içerisinde kurban kesilmesi ne kadar doğrudur acaba? Eğer bir dayanışma ise bunun pek çok başka yolu var. Kurban için ayrılacak paraların çeşitli doğru yardım kuruluşlarına bağışlanması ve fakir fukaraya ulaşması daha iyi olmaz mı? Yardım sadece bayramdan bayrama değil de devamlılığı sağlansa daha mantıklı değil mi? Daha da önemlisi göçün durdurulması, üretimin artırılması, barışın sağlanması halkın yerleri ve yurtlarında yaşaması ile çözümlenemez mi? Halkımızın büyük bir bölümü bütçelerini zorlayarak kurbanlık hayvan almaya ve kesmeye çalışıyor. Acaba bu ibadet ve ailenin geçim sıkıntısı nasıl bir anlam taşıyor? Kurban kesilmesi adı altında yapılan hayvan eziyetlerini de göz ardı edemeyeceğim. Kasabın elinden kaçıp oto yollarda koşan hayvanlar ve onları kovalayan insanların manzaraları dikkate değer doğrusu.Çağdaş Türkiyeye bu manzaralar hiç yakışmıyor. Kesilen hayvanların etlerinin de usulüne uygun parçalanmaması ve ziyan edilmesi işin cabası. Bu yazdıklarım aslında hepimizin bildiği gerçekler ancak başımızı kuma gömerek gerçeklerden kaçmaya çalışmak da bize özgü bir tarz olmalı.Barışın, kardeşliğin, paylaşmanın olduğu mutlu bayramlar diliyorum.</div> <div>EKOHABER</div>