<div></div> Acaba nelerdi, <b>Paul Le Guen'in şifreleri?</b> Nasıl bir teknik adamdı? Kişiliği nasıldı? Snob bir adam mıydı? Yoksa mütevazı mı? Medyaya yaklaşımı nasıl olacaktı? Özetle İngilizlerin<b> "body language"</b> dedikleri sosyolojik açıdan <b>"vücut dili" </b>acaba bize neler anlatacaktı? İşte teknik bakış ve transfer beklentileri dışında, <b>Mösyö Le Guen</b>'e bir de bu açıdan bakmaya çalıştım. Ben sosyolog veya bu tür konularda <b>uzman biri değilim</b>. Ancak yıllarını gazeteciliğe vakfetmiş biri olarak, sadece <b>gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istedim.</b> <b></b> <b>HİÇ TEPEDEN BAKMADI!</b> İlk tespitim: <b>Alçakgönüllü ve samimi olduğuydu.</b> Yani, <b>kendini hiç kasmadı.</b> Olduğu gibi görünmeye çalıştı. <b>Şark hizmetine gelip de her şeye tepeden bakan, zor beğenen snop bir Avrupalı gibi değildi!</b> <span>Aksine, yüzünden gülümseme eksik olmadı.</span> <b>Didaktik</b> bir görüntü çizmedi. Yani, bir şeyler <b>öğretir</b> gibi değil, çoktandır görmediği dostlarına kendi düşüncelerini anlatır gibi içten ifadeler kullanıyordu. Medyanın tüm sorularına mümkün olduğunca açık yüreklilikle yanıt vermeye çalıştı. <b></b> <b>TRİBÜNE OYNAMADI</b> Kısa ve<b> "bilindik" </b>laflar etmek yerine, hem samimi, hem de gerçekçi açıklamalarda bulundu. Özlüce'de salonu dolduran 200'e yakın taraftar önünde <b>hiç tribüne oynamadı.</b> Düşüncelerini açıkça dile getirdi. Mesela; Soru-cevap kısmında, soruyu soran gazeteciyle <b>göz teması </b>kurarak konuştu. Tercüman Altuğ'a dönerek değil!.. <b></b> <b>YORUMCU-ANTRENÖR AVANTAJI</b> Bu noktada; Geride kalan sezonda 1 yıl boyunca Fransa'da Lig 1'i yorumlayan Le Guen, <b>"masanın her iki tarafında da" </b>oturan, yani önceden teknik adam unvanıyla <b>"eleştirilen"</b> iken, bu kez <b>eleştiren</b> futbol adamı göreviyle <b>yorumcu koltuğunda</b> oturan biri olarak, her iki tarafı da özümsemiş. Bu durum da önemli bir avantaj onun için... <b></b> <b>TAKIM OYUNUNU SEVİYOR</b> Gazetecilere; <b>"Sizinle uyum içinde çalışacağıma inanıyorum" </b>demesi... <span>Taraftara <b>"çıktığımız bu yolda size güveniyorum" </b>şeklinde seslenmesi,<b> "takım oyununa"</b> inandığının en somut göstergesiydi.</span> <span><b>"Anahtar kelime birlik" </b>ifadesiyle, sanki bilmeden geçen sezon camianın birlik beraberlikten uzaklaşıp <b>dağılmasına</b> vurgu yapıyordu.</span> <span>Adeta;</span> <b>"Biz bir takımız ve birlikte başaracağız!" </b>diyordu. Eminim, 2 saat sonra İstanbul'dan uçağı olmasaydı, basın toplantısında daha çok soru alırdı. Belli ki, 8 yılın ardından <b>yarışmacı</b> bir hoca olarak, <b>lig temposunda kulüp çalıştırmayı özlemiş!..</b> Sanki, <b>"Bir an önce lig başlasa da cümle aleme Le Guen'in kim olduğunu bir kez daha göstereyim" </b>der gibiydi. Gelelim futbola... Kariyerini yeni takımı için kullanmaya kararlı... Hatta, en az 2-3 futbolcuyla daha şimdiden söz kesmiş gibi geldi bana... Zaten, kendi topraklarından, çalıştırdığı Afrika ülkelerine kadar geniş bir futbolcu <b>portföyüne</b> sahip, <b>"marka"</b> bir teknik direktör... Hem öyle <b>çilek</b> derdinde falan da değil! Öyle ki, <b>general</b> havasındaki yıldızlardan öte, ekibine katkı verecek, kaliteli kumaş ve potansiyeli yüksek, <b>asker</b> gibi takım oyuncularından yana bir <b>imaj</b> sergiledi. <b></b> <b>FUTBOL FELSEFESİ NEDİR?</b> <b>Bursaspor taraftarının, hücumu düşünen ve bol pozisyona giren bir takım görmekten hoşlandığının </b>altını çizerek, <span>53 yaşındaki teknik adama, </span><b>futbol felsefesini ve hücum futboluna bakış açısını </b>sordum. <b></b> <b>ÖN LİBERO DİKİNE OYNADI!</b> <b>Futbolcuyken ön libero</b> olan Fransız antrenör, hiç <b>yan pas yapmadı </b>ve<b> hemen dikine oynadı</b>: <b>"Ben de istekli ve tutkulu bir futbol taraftarıyım. Pas oyunundan ve hücum futbolundan yanayım.</b> <b>Topa sahip olmayı ve üretken futbol oynatmayı severim. Bursaspor'da da bunu yapmaya çalışacağız. Ancak bunu her maçta aynı oranda yapamazsınız. Rakibe göre strateji geliştirmeniz gerekir."</b> Zaten benim edindiğim bilgiler de bu yöndeydi. <b>Taktik zekası güçlü, savunma prensiplerinden ödün vermeyen, tek ön liberolu sistemi tercih eden, hücumda zengin varyasyonları seven</b> bir teknik adam profili çiziyordu. <b></b> <b>ŞAMPİYONLUKTA HAT-TRICK</b> 1993-94 sezonunda, futbolcu olarak Paris SG'le ilk ve tek lig şampiyonluğunu yaşayan Le Guen, teknik direktör olarak; 2002-2005 arası Lyon'da şampiyonluk anlamında <b>"hat-trick"</b> yaparak, kupayı her iki görevdeyken de kaldırmış bir futbol adamı... <b></b> <b>BU RÜZGAR YELKENLERİ ŞİŞİRMELİ </b> Le Guen'in, camiada çok <b>olumlu rüzgârlar estirdiği </b>gün gibi ortada... Bu güçlü rüzgarın; <b>Bursaspor'un yelkenlerini doğru açıdan ve sürekli şişirebilmesi için, transfer mevsiminde nokta atışların yapılması </b>gerekiyor. Bu noktada, camianın hocasına ve yeni kurulacak takımına sahip çıkması, birinci olmazsa olmazımız! Bunun için lazım olan en büyük şey de <b>SABIR!</b> <b></b> <b>KIRMADAN DÖKMEDEN...</b> Malum, <b>doğumlar sancılı olur</b>. İlk 11'den 7 oyuncusunun değişmesi beklenen Timsah'a uyum sürecinde hoşgörüyle bakma vaktidir şimdi... <b>Tabii ki eleştireceğiz.</b> Ama kırmadan, dökmeden... <b>Bel altı vurmadan</b>... Büyük bir heyecanla, yeni bir proje için kolları sıvayan (geçmişten ders aldıklarına inanmak istediğim) kurmayların <b>yoluna; daha ilk metrelerden dikenli tel döşemenin bir anlamı olmaz</b>! En azından <b>destek olmaya niyeti olmayanlar, köstek olmasın</b>, o bile yeter!.. Umarım, bu umutlu start; yeni sezonda yaşanmasını dilediğimiz, <b>özlenen başarıların müjdecisi ve ilk kilometre taşları olur.</b>