Malı götüren Avrupa'dan notlar

Elimde, önümde bir yığın not...

Malı götüren Avrupa'dan notlar

Avrupa gazeteleri hiç de bizlik değil.

Görseniz haberleri...

Bir Allah’ın kulu da sevsin.

Anacım hepsi direkt bodoslamasına geçiriyor.

Bu nasıl bir Türkiye düşmanlığı anlayan beri gelsin.

Hepsinin hedefinde Ankara siyaseti.

Rhein-Zeitung'un analizi otokrasi üzerine.

Avrupa'da oy kullanacak Türkler’in de görüşlerini elbet paylaşacağım.

Yani özellikle Türkiye dışından gelecek erken oylarda tablo nasıl çıkacak merak ediyorum.

Bunu kimse genel seçim gibi görmüyor.

Yani… Bugün seçim olsa Ak Parti'nin ilk sırada çıkacağından herkes emin.

Fakat refarandum başka sürpriz yapabilir.

Ve bir de kullanılan sert dil…

Rahatsızlık yaratıyor...

18 SAVAŞ, 400 KRİZ...

En yenisi, yeni cephelerle birlikte Suriye, Ortadoğu...

Heidelberg Uluslararası Çatışma Araştırmaları Enstitüsü, dünya genelindeki savaş ve krizleri ortaya koyduğu bir araştırma yayınladı.

Dünya genelinde 400'ün üzerinde kriz var, 226’sında yoğun şiddet hakim.

Belki kimse farkında değil ama Ukrayna’nın doğusundaki Donbas havzasında devam eden savaş durumu, Avrupa’da şiddet içeren en büyük anlaşmazlık olarak yorumlanıyor.

Afrika ve Sahra bölgesi ise üst derecede savaş alanı.

Suriye'de ki savaşınsa 3 ayrı bölgeye dağıldığına dikkat çekiliyor.

Şu enstitüler bir de Avrupa ülkelerinin savaş bölgelerine sattıkları silahlara raporları ekleseler güzel olacak.

AVRUPA'NIN NORMLARI

Tabi bu sadece malı böyle götürmeyle de kalmıyor inanın.

Hiç unutmuyorum, Hollanda AB dönem başkanıydı.

Biz de o dönem yakın çalışma arkadaşım rahmetli Atilla İşçi ile Amsterdam’dayız... Nur içinde yatsın kardeşim. Sokakları arşınlarken birbirimize bakıyoruz. Hem de bayağı şaşkın.

Malum dönem başkanının sokak aralarını turlarken cafe shop’lardan gelen esrar-eroin kokuları, el ele, kucak kucağa oturan erkeklerin sokak aralarındaki çılgın aşk çığlıklarına tanık oluyorduk.

Hele kırmızı ışıklar sokağında bizdeki zürafa sokağın modernize edilmiş halinde 15 yaşındaki çocukların aşk kadınlarının 50 euroluk çağrılarına nasıl koşa koşa gittiğini izliyorsunuz.

Esrarı marketlerde satan anlayış, elinize bira aldığınızda “sokakta bira içemezsin, kese kağıdına koy” deyiveriyordu. Herkesin özgürlük, demokrasi anlayışı farklı.

Avrupalı olalım, normları yerine getirelim tamam da benim midem ne çocuklara satılan uyuşturucuyu, ne de kucak kucağa oturan erkekleri kaldırmıyor.

Tercihlere elbet saygılıyım da, dedim ya Avrupalı malı götürmüş…

Ahaa Amsterdam orada…

Fransa da…

Bugünde aynı…

Çok da değişen bir şey yok...

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR