<div></div> <div> </div> <div>Bir grup oturmuş elinde sazlar 'gesi bağlarını' söylüyor...</div> <div>Ve bir ses duyulur...</div> <div>Ellerinde silahlar...</div> <div><b>'Susun lan'</b> diyor...</div> <div>Sert üslupla sorar, şaşkın ve ebelek bakışlarla...</div> <div><b>'Ne </b><b>çal</b><b>ıyorsun?'</b></div> <div>'Türkü yanıtı gelir' oturan genç adamdan...</div> <div><b>'Ne türküsü...’</b></div> <div>Yanıt <b>‘halk t</b><b>ürküsü.’</b></div> <div><b>'Yasak. Öyle </b><b>şarklı gibi yerde oturup t</b><b>ürkü çal</b><b>ıp s</b><b>öylemek yasak... Bundan böyle bat</b><b>ılı bestekarları </b><b>çalaca</b><b>ğız... Şunları </b><b>çalaca</b><b>ğız'</b> der kekeleyerek... Elindeki listeye bakar ve yanındaki diğer ebelekle okumaya başlarlar, kendi yorumlarıyla…</div> <div>Gusebbe Veri (GIUSEPPE VERDİ)</div> <div>Firens Şoititbenet (FRANS SCHUBERT)</div> <div>Firederrik Kopin (FREDERIC CHOPIN)</div> <div>Riçhard Vagner (RICHARD WAGNER)</div> <div>Cohanes Barmis (JOHANNES BRAHMS)</div> <div>Proyör İntörcink Ticaheykonghisk (PYOTER ILYICH TCHAIKOVSKY)</div> <div>Antoni Avururak (ANTONIN DVORAK)</div> <div>Gostav Festel (GUSTAV MAHLER)</div> <div>Cohan Sıpatin Boş (JOHANN SEBASTIAN BACH)</div> <div>Cohen Mastensıhon (JOHANN MATTHESON)</div> <div>Yerde oturanlar ise üniformalı bu ikilinin listedeki batılıları okumalarını şaşkınlıkla izlerken yine liste okuyanlardan biri işini bitirip kalabalığa tekrar seslenir:</div> <div><b>'Beyler b</b><b>öyle köylü gibi niye türkü söylersiniz. Siz köylü müsünüz.'</b></div> <div>Şaşkın bakışlar giderek artar. Ayaktaki talimatkar söylemine devam eder...</div> <div><b>'Bat</b><b>ılı olacağız, </b><b>ça</b><b>ğdaş olacağız, moderin olacağız, mutlu olacağız'</b> der kendi şivesiyle...</div> <div>Ve yine o an kareye şaşkın bakışlı kasketli amcamın ifadeleri gelir...</div> <div>Üniformalı ise konuşmalarına devam eder:</div> <div><b>'Resmi olarak mutlu olmanızı istiyorum. Niye mutlu değilsin. Mutlu ol bakim, mutlu ol. Mutlu ol kardaşım.'</b></div> <div>Bu arada izlediğim bakışlar muhteşem, gözler fal taşı…</div> <div>Talimatları veren üniformalı bakışları izleyip yine devam eder:</div> <div><b>"Bekliyorum. Evet mutlu ol, ol… İsyanmı ediyorsun lan devlete karşı. Bak oğlum mutlu ol mutlu. Hiiii yap bize bakalım.'</b></div> <div>Sırtını duvara dayamış genç pişmiş kelle gibi dudakları gerer ve 'hiiii'ler...</div> <div>Ama bu tablodan üniformalı mutlu olmaz, bağırmaya başlar:</div> <div><b>'Niye mutsuz mutsuz bakıyorsun, mutlu ol bakayım kardaşım mutlu ol… Mutlu ol batılı s</b><b>öyle...'</b></div> <div>Diğeri devreye girer:</div> <div><b>'Mozzartt, gap</b><b>çi çal</b><b>ınacak. Amadu mozzart </b><b>çal</b><b>ınacak.'</b></div> <div>Bu talimat üzerine yerdeki türkücü elindeki sazla Mozzart'ı çalmaya başlar.</div> <div>Elde silahlı adamlar birbirine bakar <b>'bence bu batı değil'</b> yorumu yaparlar.</div> <div>Sazı çalan bakar gözlerinin içine <b>'Mozart, Mozart'</b><b>ın 40. senfonisi bu.'</b></div> <div>Diğer bilmiş yine araya girer bu kez:</div> <div><b>'vilvit bet hofın </b><b>çalacaks</b><b>ın.'</b></div> <div><b>'Olur' </b>der türkücü saz devreye girer, Bethoven'in o ünlü melodisine uyarlanan sözler<b> 'kalenin bedenleri, koy verin gidenleri. Hop hop </b><b>şınanay şınanay'la’ </b>devam ederken üniformalılar yerlerinde zıplamaya başlar…</div> <div>Yine kendi aralarında konuşurlar...</div> <div><b>'Ya bu, bu benim niye hoşuma gidiyor…'</b> derlerken de sazın tınısı batıyı öyle bir harmanlar ki, onları aval ördekler gibi kıpır kıpırlar....</div> <div>Sazı çalan <b>'bu bethoven'in 9. senfonisi' </b>der ve çalmaya devam eder...</div> <div>Sözcüklerle buna eşlik edenlerin gözlerindeki tebessümse muhteşem…</div> <div>Az önce talimat verenler hala yerlerinde kıpraşırken yine yanında ki dönüp <b>'pethof</b><b>ın b</b><b>öyle güzelmi</b><b>ş lan'</b> diye şaşkınlığına devam eder garibim…</div> <div>Öyle güzel, öyle anlamlı, öyle zevkle izledim ki anlatırken bile verilen mesajla hani şu an bile yazarken diken diken olan tüylerimin aldığı ders dillere destan...</div> <div>İnsanların müziğine, kültürüne, yaşam tarzına yasaklar koyan siyasi otoritenin hayatın karşısısında düştüğü tuhaf ötesi manzaraya ibretlik bir gönderme…</div> <div><b>Bar</b><b>ış Denge</b>'nin harbiden şık kurgusu, Sinan Çetin'in yazı ve yönetim becerisi o 40 metrekare Türkiye içindeki görsellikle emre derinlemesine bir mesaj vermişler.</div> <div>30'lu yıllardaki batılılaştırma dayatması çok şık işlenmiş.</div> <div>Mutlu ol bu bir emir’le…</div> <div>Hadi ben de mutluyum...</div> <div><b>'Hopa şinanay yavrum şinanay lay...’</b></div> <div>İnternette izlemek isterseniz you tube üzerinden nereye bakacağınızı söylerim…</div> <div>Bizim ülkede her zaman her şeyin bir kolayı vardır.</div> <div>Ama 5 dakikalık bölüme göz atın kaçırmayın.</div> <div>Sonra bir de <b>Pamuk Prenses</b> var ki 3 bölümü de dillere destan.</div> <div>Traji komik onca yaşanan gerçeğiyle ülkem insanının kesitleri pamuk ötesi anlatımla karşınızda...</div> <div>Ha bir de en çok prensesteki saç modeli ve dudak kıvrımlarındaki ruja bayıldım..</div> <div>İnadına kırmızı, inadına gel <b>'</b><b>öp' </b>der gibi…</div> <div>Seviş seviş bitmez anasını satayım…</div> <div>Meclis komisyonlarında atılan yumruğa, saçma sapan abukluklara inat <b>'mutlu olun karde</b><b>şim, mutlu olun; bulun kırmızıyı </b><b>öpün, mutlu olun.'</b></div> <div>Bu da benim emrim:</div> <div><b>Mutlu olun sevi</b><b>şin…</b></div>