<div></div> <div>2010’daki şampiyonluğu başlangıcından kupanın kaldırıldığı ana kadar dolu dolu yaşamıştık.</div> <div>İşte o şampiyonluğun temel taşlarından biri de İnönü’nüdeki Beşiktaş maçıydı.</div> <div><b><span>İşte bugün o maçın yıldönümü. </span><span><span> </span></span></b></div> <div>Biraz anıları tazeleyelim mi, ne dersiniz?</div> <div>Soğuk bir kış günü medya ekibimiz ile Bursa’dan yola çıkmıştık.</div> <div>İstanbul’a ulaştığımızda rüzgarla birlikte dondurucu bir soğuk ve hiç kesilmeyen bir yağmurla karşılaşmıştık.</div> <div>Hava Bursa’dan da kötüydü.</div> <div><b>Bursaspor taraftarına ise yine maç yasağı vardı.</b></div> <div><b>Ama maç öncesi çekimler için İnönü çevresinde kameraman arkadaşımla birlikte turlarken sağdan soldan seslenen o kadar çok Bursasporluyla karşılaşmıştık ki, emin olun deplasman tribününe alsalar o tribün dolardı.</b></div> <div><b>Hepsi de yasak nedeniyle kendilerini kamufle edip stada girdiler tabi ki.</b></div> <div>Maç saati yaklaştıkça hava koşulları gittikçe sertleşiyordu ve Beşiktaş tribünleri de boş kalmıştı.</div> <div>Adeta pirinç tarlası gibi su içindeki zeminde mücadele başlamıştı.</div> <div>Her iki takımda gol arıyordu.</div> <div><b>Ama sahneye ilk çıkan Kuş Avcısı Ozan İpek’in oluyor ve arka direkte buluştuğu topu Beşiktaş ağlarına gönderiyordu.</b></div> <div><b>Golden sonra İstanbul ekibi yüklenirken Bursasporlu Sercan kaçırdığı inanılmaz gollerle saç baş yolduruyordu.</b></div> <div><b>Nobre ve Bobo ile önce beraberliği yakalayıp sonra öne geçen Beşiktaş’ın tribünleri zafer şarkıları söylerken, </b></div> <div><b>Kumandan Ergiç<span> </span><span> </span>adeta “Hayırdır durun bakalım” diyor ve klasına yakışır bir şekilde topu kontrol edip harika bir golle Bursaspor’u yeniden umutlandırıyordu.</b></div> <div><b>Son dakikalar heyecan içinde geçerken Ertuğrul Hoca Ömer’e "ileri git" diyor biz de tribünde ilk anda şaşırıp sonra ne yapmak istediğini anlıyorduk.</b></div> <div><b>Hücum hattına giden Ömer gelen topu indiriyor, <span> </span>Kiralık Katil Zapo, Kartal’ı avlıyordu. </b></div> <div><b>Zapo gol sonrası sevinciyle de Beşiktaş tribünlerini çıldırtıyordu.</b></div> <div><b>Tüm Bursa’da tabi ki sevinçten çıldırıyordu.</b></div> <div>Biz basın tribününde golleri kutlarken maç da bitiyordu.</div> <div>Sevinçle ayağa kalkmak istediğimde dizlerimin maç öncesi ıslanan pantolonum ve karşıdan esen rüzgarla tutulduğunu farkediyor ve zorlukla; ama sevinçle basın odasına geçiyordum.</div> <div><b>Bu arada Hakemin düdüğünü çalar çalmaz benim ve diğer arkadaşların telefonları çalmaya başlıyordu.</b></div> <div><b>Soru aynıydı “Takım ne zaman dönecek?” </b></div> <div><b>Yüzlerce kişi arıyordu. </b></div> <div><b> İnönü’ye alınmayan Bursasporlu taraftarlar, şampiyonluk yolunda büyük bir zafere imza atan takımlarını karşılamak istiyorlardı.</b></div> <div>Basın odasında biz köşe yazılarımızı sevinçle yazarken, İstanbullu meslektaşlarımız da oldukça üzgündü.</div> <div>Takımla birlikte stadtan ayrılırken binlerce Bursasporlu da kentten ayrılarak Yalova’ya doğru yola çıkmıştı bile.</div> <div>Telefonlarımız hala susmuyordu. “Neredesiniz, ne zaman Topçular’a geleceksiniz?” sorularına durmadan cevap veriyorduk.<span> </span></div> <div>Köprüden karşıya geçmiştik.<span>Takım da Göztepe’de bir yerde yemek molası vermiş, biz de dışarıda araç içinde biran önce yemeğin bitmesini bekliyorduk.</span></div> <div><b>Yemek sonrası hemen Eskihisar’a geçilip gemiye binildiğinde karşıda yanan meşaleleri görebiliyorduk.<span> </span></b></div> <div><b>Otuz beş dakika süren yolculuk 35 saat gibi gelmişti.</b></div> <div><b>Denizin üzerindeyken bile telefonlarımız susmuyor ve “Yaklaşan gemidesiniz değil mi?” diye sabırsızca soruyordu taraftarlar.</b></div> <div><b>Kıyıya yanaşırken geminin çanı ve sireni adeta şampiyonluk için çalıyordu.</b></div> <div><b>Ekipteki gazeteci arkadaşlarımız da tezahüratlara katılıyor “Bugün kendimizi tutmayacağız artık” diyorlardı.</b></div> <div><b>İnanılmaz bir tablo vardı.</b></div> <div><b>Eksi 5 derece soğuk ve gecenin 2’siydi ve binlerce Bursasporlu karşımızdaydı.</b></div> <div><b>Aileler, küçücük çocuklar, babalar, gençler her kesimden Bursasporlu oradaydı.</b></div> <div><b>Birçok kulübün stadında göremediği kalabalık vardı Topçular’da.</b></div> <div>Meşaleler yanıyor, tezahüratlar yapılıyordu. Takım otobüsü ise inemiyordu gemiden.</div> <div>Futbolcularla çekilen üçlüler, kutlamalar yıkılıyordu Yalova.</div> <div><b>Tam o anlarda Bursasporlu taraftarların sevilen isimlerinden Fatih Öğreten’in</b></div> <div><b>“Ben evlenirken bile bu kadar mutlu olmadım. Ne büyüğü ya! büyük burada”</b></div> <div><b>Sözleri mikrofonlara yansırken, zihinlere kazınıyordu.</b></div> <div><b>Herkesin duygularını harika ifade etmişti sevgili Fatih.</b></div> <div><b>Ardından binlerce Bursasporlu kornalar eşliğinde konvoyla takımını şehre getiriyordu.</b></div> <div><b>Tam 8 yıl önceydi ve unutulmaz bir geceydi.</b></div> <div>Kısa zaman sonra Kadıköy’de de benzer bir zafer kazanılıyor ve yine binlerce Bursasporlu Yalova’ya takımını karşılamaya koşuyor aynı coşku yaşanıyordu.</div> <div><b>Bu güzel maçların finali ise Mayıs ayında çok daha çok daha büyük bir zaferle taçlanıyordu.</b></div> <div><b>Bursaspor şampiyon oluyordu.</b></div> <div><b>Ne diyelim, en kısa zamanda tekrarını görmek dileğiyle…</b></div>