<div>Hem <b>Bursa</b> doğumlu oluşum hem payitahtın ilk başkenti oluşu hem ölümsüz tarihi eserleri, hemde ilk altı padişahın türbeleri oluşu gibi nedenlerle Bursa’yı ayrıca severim. Bursa’yı Bursa yapan değerleri de severim ve saygı duyarım. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bursa’da zaman şiirini okumaya, dinlemeye doyamam.</div> <div> </div> <div>Ancak ne var ki uzun zamandır Bursa’ya gönül rahatlığıyla gidemiyorum. O huzuru artık bulamıyorum.</div> <div> </div> <div>Belediyenin şeref hemşerisi unvanıyla onurlandırdığı, 1900’lerin ilk yarısında Bursa’yı sıkça ziyaret etmiş şehircilik uzmanı<b> Albert Gabriel</b>’in görüşlerini çok önemli buluyorum. Şöyle demiş üstad; <b>Memleket Hastenesinin</b> yapımının planladığı dönemde eğer bu yüksek binayı tarihi Bursa’ya yaparsanız şehrin pitoresk görüntüsünü öldürürsünüz. Ki hastane sadece iki katlı ve kat yükseklikleri fazla. Bugün var olan eski bina yani. </div> <div> </div> <div>Şimdiki seçilmiş yöneticilerin Bursa’nın ortasına diktiği <b>TOKİ</b> konutları onu mezarında bile rahatsız etmiyor mu dersiniz?</div> <div> </div> <div>İnşaatçılık, çok kolay yıkma, yüksek binaları dikme bu dönemin karakteristiği, ama bunu Bursa’ya yapmaya kimin hakkı vardı, Ulucami’nin TOKİ binalarının arkasında kalmasına neden olmak, <b>Ulucami</b>’den daha yüksek binaları yapmak <b>Hacı İvaz Paşa</b> ya yapılacak en büyük saygısızlık değil mi?</div> <div> </div> <div><b>Yalova Yolu</b> olarak bildiğimiz sonradan olma <b>İstanbul</b> caddesinde 30 yıllık çınarları kesmek tramvay yolu yapmak vandalizm değil mi?</div> <div> </div> <div>Metro yapın azizim, keseceğinize ağaç dikin!</div> <div><b> </b></div> <div><b>Kazım Baykal</b> hocanın hayat hikayesini bilmiyor musunuz, bir lise öğretmeninin yaptığı organizasyonla onlarca tarihi eserin yok olmaktan kurtulduğunu, bu işin sadece parayla değil yürekle de yapılabileceğini…</div> <div> </div> <div>Kazım Baykal’ın anısına karşı utanmıyor musunuz hiç?</div> <div> </div> <div>Şimdi yazının başlığına gelelim. Geçen akşam basketbol maçını dışarda izleyenleri <b>Bursaspor TV</b> den seyrederken içim cız etti. <b>Atatürk Stadı'</b>mız yerinde duruyor, tribünleri traşlanmış sadece.</div> <div> </div> <div>Soruyorum şehir ne kazandı bu yıkıntıyla? </div> <div> </div> <div>Çok mu zordu orayı tadil etmek, 30 bin kişilik mükemmel bir stadyum yapmak, bunu yapsaydınız satılmayan loca kalır mıydı, şehir mabedine daha bir sahip çıkmaz mıydı? İnsanlar alışkın oldukları stadyuma güle oynaya, zevkle ve heyecanla gitmez miydi? </div> <div> </div> <div>Bana yok efendim şehir içinde, yok efendim <b>UEFA</b> kabul etmez martavalları okumayın, gidin<b> Beşiktaş</b>’ın stadına bakın, dünyanın en güzel yerinde, tarihi eser, bir çivi çakmak bile imkansız. Ama yapan yapıyor işte!</div> <div> </div> <div>Siz gidip şehrin uzağına o ucubeyi diktiniz, hem bitiremediniz hemde ruhu yok. Zaten can çekişen <b>Bursaspor</b>’a bir darbede siz vurdunuz.</div> <div> </div> <div>Ne oldu şimdi böyle…</div> <div> </div>