<div>Spor kulüpleri hizmetleri ve elbette bunların başkanlık makamlarını birileri <strong>çok zahmetli olağanüstü özveri</strong> gerektiren yerler olarak lanse etseler de inanmayınız…</div> <div>Zira bu makamlar çok <strong>cazip yerlerdir...</strong></div> <div>Başkan olursanız hiçbir sektörde göremeyeceğiniz bir yükseliş trendi ile yükselir, tanınırlık ve ününüz arttıkça da o oranda <strong>maddi, manevi kazanımlarınız</strong> da artar.</div> <div><strong> Nasıl mı? </strong></div> <div>Çünkü bu işte fiyaka var, çıkar var.</div> <div><strong>Her türlü! </strong></div> <div>Hayatta görüşemeyeceğin bir kimliği ayağına çağırabilir, bir selamla dünyanın işini bitirebilirsin.</div> <div>Mahallende bile <strong>tanınmazken</strong>, ekranlarda boy gösterip, gazetelerde yayınlanan posterlerinle bırakın kenti, ülkenin önemli simaları arasına girebilirsin. Kendini kabullendirmenin, her türlü hatanın en kolay kabul edilebildiği mertebedir…</div> <div>Futbol kulübü yönetmek <strong>bir hobi</strong> olarak başlar ve ülkenin en önemli getirisi olan sektörü haline dönüşür. Bu denli büyük bir sektörün kullanacağı çok önemli <strong>iki enstrüman</strong> vardır…</div> <div><strong>Biri taraftar, diğeri ise medya... </strong></div> <div>İlkini kontrol etmek <strong>yetenek</strong> ve <strong>birikim</strong> ister...</div> <div>Ama en önemlisi hüner ister…</div> <div>Merhum <strong>İbrahim Yazıcı’</strong>nın başardığı, deneyimli <strong>Erkan Körüstan ile Recep Bölükbaşı</strong>’nın çarşafladığı, <strong>Ali Ay’</strong>ın ise acemilikten şaşırıp bocaladığı, <strong>Mesut Mestan </strong>ile<strong> Erkan Kamat</strong>’ın onca tecrübelerine rağmen çuvalladığı, son olarak <strong>Emin Adanur ve Furkan Banaz</strong> ikilisinin görev sürelerinde bir arpa boyu bile yol alamadığı gibisinden örnekleri Bursa yakın geçmişte yaşayarak test etti...</div> <div>Bir yönetici için <strong>medyayı kullanmak</strong> ise daha kolaydır. Ama siz haftanın <strong>6,5 günü</strong> medyada ‘<strong>ben</strong>’ olarak yaşayıp, sadece <strong>yarım günlüğüne</strong> basında ‘<strong>biz</strong>’ oluyorsanız o zaman doğacak sıkıntılara da katlanacaksınız. </div> <div>İşler iyi giderken her şey iyidir. Lakin süre uzadıkça tribün diliyle etraftaki <strong>pedalcılar, yancılar, sinyalciler, köstebekler</strong> başlar adamı dürtmeye!</div> <div>‘<strong>Ağasın, paşasın, senden büyük yok! Bu kararın muazzamdı</strong>’ diyerek başkanı gazlamaya başlarlar.</div> <div><strong>İşte o an filmin koptuğu, işin bittiği andır!</strong></div> <div>Futbol takımında yenilgiler başlar. Değişiklikler yaparsınız...</div> <div>Hoca, yönetici, kulüp müdürü, futbolcu, doktor, masör, malzemeci, çimci, güvenlikçi…</div> <div><strong> Amma vellakin tren kaçmıştır! </strong></div> <div>Artık çare bulamazsınız ve yara dikiş tutmaz.</div> <div><strong> Bu bir hastalıktır! </strong></div> <div>Gözlem ve deneyime dayanarak art niyet olmadan yazıyorum…</div> <div>Tanıdığım başkanlardan bazılarını istem dışı da olsa <strong>bu hastalığa yakalandıklarına</strong> tanık oldum.</div> <div><strong> Acı ama inanın gerçek! </strong></div> <div></div>