<div>Büyüyüp güzel bir genç kız olacaktı, okuyacaktı, vatana hayırlı bir evlat olacaktı, evlenecekti, anne olacaktı oysa şehit oldu. Güzel kızları anlatırken ayın on dördü gibi derler ya İrem daha dördündeydi.</div> <div>Ayın on dördü olmaya ömrü yetmedi ama küçücük yaşı şehit olmaya yetti. Diyarbakır’da hainlerin düzenlediği saldırıda babasıyla birlikte kısacık yaşamına veda etti.</div> <div>Eşkıya filminde Şener Şen ölmek üzere olan ama bundan çok korkan Cumali’ye;</div> <div>-Korkma! Sadece toprağa gideceksin, sonra toprak olacaksın, sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin, oradan özüne ulaşacaksın. Çiçeğin özüne bir arı konacak ve o arı belki de ben olacağım demişti.</div> <div>Bu dünyada değil ama cennet bahçesi anlamına gelen isminle inşallah orada açan bir çiçek olursun çocuk.</div> <div>Bizi affet çocuk. Biz bu dünyada çiçek koklamayı unuttuk. Biz çiçeği ya görmemeye ya da koparıp yok etmeye alıştık. Ah be çocuk, bil ki yok olan aslında sen değilsin, yok olan insanlık. Yok olan masumiyet. Yok olan vicdan.</div> <div>Bu yüzden hainler pusuda, İrem ise babasıyla birlikte musalla taşında.</div> <div>Ey insanlık! Oradaysan duy. Çocuk öldü...</div>