Pazartesi sendromuna farklı bakış

Haftanın ilk günü lanetli derler, gel de inan. Tamam çalışmak istemiyor insan kabul! Ya diğer günler? Sanki üretip rekor üzerine rekor kırıyorlar. Zannedersiniz ki pazartesi gevşeyen otorite salı günü pik yapıyor da pazartesinin günahlarını affettiriyor.

Pazartesi sendromuna farklı bakış

Yok öyle bir şey, çalışacak olana pazartesi perşembe fark etmez, çalışmayacak olana da her gün pazar.

Hanım kızımız bankonun arkasında, banka güler yüzü ile reklamlarını her gece rüyalarımıza kadar sokuyor, ama şube öyle değil.  Daha numaranızı alırken fırçanın ağa babasını yiyorsunuz, numaratör arızalı ve siz tuşa basmamalısınız, kargacık burgacık yazılmış bir "çalişmiyo" yazısı dışında uyarı yok. Neyse sağ salim bekleme bölümüne geçip yerinize oturuyorsunuz ki bir feryat: "Gel buradan numaranı al, öğrenemediniz daha, banka burası, numara alıp sıraya gircen!"

Sesin geldiği yönde kimsecikler yok! Gaipten ses geldi zannedip etraftakiler manyak muamelesi yapmasın diye duymazdan gelmek zorundasınız.

Ama kader ağlarını örmeye devam ediyor "Şşşt sana söylüyom, kotlu" etrafı hızlıca gözden geçirip gelenlerin etekli ve sayalı olduğunu görünce kotlu geri zekalının kendiniz olduğunu anlamanız fazla uzun sürmüyor ama sorun sürüyor. Sesin sahibi ortalıkta yok, ama tekrar ve ısrarlı bir şekilde tarife uygun haldeki tek kişi olarak ister istemez sesin geldiği yöne bakınca bankonun arkasında gür saçları fark edip kalkıp o yöne gidiyorsunuz ki amanın, 10-12 yaşlarında bir velet oturmuş elindeki tomardan bir numara çekiştirip uzatıyor. Ne olduğunu anlamak için merakla soruyorsunuz, "Yavrum senin ne işin var burada?"

Nasreddin Hoca’nın torunu, sırıta sırıta "Sana ne" deyiveriyor. Ya sabır çekip daha önce oturduğunuz yeri de kaptırmanın verdiği gerginlikle bankoya yakın bir yerde ayakta beklemek en hayırlısı diye düşünüp kenarda bir yere çekilmek için geri adım atıyorsunuz ki, bankonun arkasındaki cimcime müdahale ediyor, orda durma hacı, klima çarpar üşütürsün.

Hacılığıma mı sevineyim, üşütük muamelesi yapıp bir de gülen velede mi kızayım bilemedim, "Kim lan hacı" deyivermişim, o anda banko arkasından davudi bir ses "3 hatim indiren çocuğa lan demeye utanmıyor musun?" deyince esas hatimi oracıkta adama indiriveriyorsunuz. Çocuğun o saatte orada oluşunu açıklayan tek cümle 3 hatim indirmiş olması, karşılığında indirdiğiniz 33 hatim ve de 45 mevlit karşılığı sıranız en öne alınıp işiniz görülüveriyor.

Adam çocuğu standart işlerini yapıversin diye yanında bankaya işe getirmiş. O gün de numaratör arızalanınca numara verme işini ona tutuşturmuşlar. Masa ve mevki sahibi olunca da garibim davranışını değiştirmiş, aslında iyi çocukmuş ama o gün değişik davranmış.

Bankadan çıkarken babasına ve oradakilere teselli olsun diye rahatlatmak için ve de affettiğimi belirtmek için tek cümle söyledim, "Büyükleri de aynı, masayı, koltuğu bulan dört nal ve semer takılmışçasına güç gösterisine girişiyor"...

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR