Selektör!..

Hiç tanımadığı sürücüleri selektör uyarısıyla trafik cezasından kurtaranların mutluluğu uyaran sürücü için paha biçilmezdir. Yollarda bu dokunaklı hassasiyeti gösterenler, keşke Suruç’ta da, Adıyaman’da da olsaydınız!

Selektör!..

Oldum olası hayatı yollara benzetirim. Birileri gider birileri ise aynı yoldan geri döner. Ben yıllardır  işim gereği çok sık seyahat ediyorum. Bazen giden bazen de dönen oluyorum. Bu hafta size canım ülkemin seyir halindeki sürücüleri arasında olup da başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz kutsal bir ittifaktan söz edeceğim.

Bu ittifak öyle bir önyargısızdır ki  o anda karşıdan gelen sürücüye ait hiçbir bilginin önemi yoktur. Öyle ki sürücünün ne toplumdaki statüsü, ne cinsiyeti, ne milliyeti, ne dili, ne dini, ne de alışkanlıkları önemlidir. O anda tek bir gerçek vardır o da birkaç yüz metre ötede ağacın arkasına zulaya yatmış olan trafik polisine karşı gelen sürücüyü uyarmak! Gece gündüz demeden canhıraş biçimde selektör yaparak haber vermek. Karşılığı ise sadece yine bir selektör ile yapılan teşekkürdür.

Selektör ile hiç tanımadığı ve büyük ihtimalle hiçbir zaman tanımayacağı birini muhtemel bir trafik cezasından kurtarmanın mutluluğu ise uyaran sürücü için paha biçilmezdir. Yollarda bu dokunaklı hassasiyeti göstererek karşı yönden gelenleri uyarmayı görev bilenler keşke Suruç’ta da olsaydınız, keşke Adıyaman’da da olsaydınız, keşke Urfa’da da olsaydınız.

Keşke olsaydınız da canların kanı toprağa akmasaydı. Keşke olsaydınız da analarının canı yanmasaydı. Keşke birileri trafik cezası için değil de, allah rızası için selektör yapsaydı.

Derler ki eskiden bir yaşlı adam ile bir yılan dost olmuş. Adam yılanı besler onunla sohbet edermiş. Yılan da adamın başı her sıkıştığında ona bir tane altın verirmiş. Dostlukları böyle sürüp gidermiş. Günün birinde adam hastalanmış kalkamaz olmuş. Oğlundan rica etmiş. Git yılanımı besle o da sana bir altın verecek, onu getir de ilacımı alayım demiş. Oğul babayı dinlemiş. Dediklerini yapmış. Ancak içine de bir hainlik düşmüş. Altınların hepsine sahip olmak istemiş. Babasından habersiz gitmiş yılanı öldürmeye, yılan bu tufaya gelir mi hiç. Oğul bir hamle yapmış yılanın kuyruğu kopmuş ama can havliyle de yılan oğlanı ısırmış. Çocuk oracıkta ölmüş. Bir zaman sonra baba iyileşmiş, gelmiş yılanın yanına. Dostum, geçmişi unutalım dostluğumuza kaldığı yerden devam edelim demiş. Yılan düşünmüş taşınmış, sonra da “Sen de bu evlat, bende bu kuyruk acısı olduğu sürece biz artık dost olamayız” demiş. Umarım yılan yanılmıştır. Umarım bu hikaye böyle bitmemiştir.

Hikayenin sonu ancak iletişim ve sevgiyle değişecek. O halde her zamanki gibi iletişimde kalın, sevgiyle kalın…

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
TÜRKİYE GÜNDEMİ
11 Üniversiteye Yeni Rektör Atandı
11 Üniversiteye Yeni Rektör Atandı
www.batmangazetesi.com.tr