“Sistem” güzel de, “anlayışı” ne yapacağız?

Uludağ’da, her kayak sezonu öncesi, geniş katılımlı toplantı yapılır...

“Sistem” güzel de, “anlayışı” ne yapacağız?

Şehri yönetenler ve Uludağ'da söz sahibi olanlar, toplantıda, yeni sezonda alınacak önlemleri belirlerler…

İlgili birimlere bildirilir...

Gel gör ki...

Bu tedbirlere, jandarma dışında uyan da olmaz!...

Kayak sezonu kısa olduğu için, kimsede hesap sormaz...

Konu, Uludağ'da yapılmayan hizmetlere gelince, mangalda kül bırakılmaz...

Hiç kimsede, sözü verilen hizmetin takipçiliğini yapmaz...

Türkiye’nin ilk kayak merkezinin fotoğrafı bu…

Uludağ'da, kayak sezonu öncesi gerçekleştirilen geleneksel toplantılardan bu yılki, geçenlerde yapıldı...

Toplantıda, alınacak önlemlerden daha ziyade, Uludağ'ın tek elden "Alan Başkanlığı" sistemiyle yönetilmesi, bir kez daha konuşuldu...

Bu konuda, görüş birliğine varıldı…

Yol haritası belirlendi…

Gerçekçi olmak gerekirse…

Kurulması gereken,  ”Alan Başkanlık” Sistemi’nin, bu anlayış ile yaşama geçmesi çok zor…

En azından ben, inandırıcı bulmuyorum…

Nedenini açıklayalım…

Bu sistem, ciddi şekilde, ne zaman gündeme geldi?

Geçtiğimiz kayak sezonunun bittiği, Mart ayında…

Birde, kayak sezonu öncesi yapılan bu toplantıda...

Peki, mart ayından bugüne kadar neler yapıldı?

Her zamanki gibi, unutuldu…

Böyle konular, kayak sezonu öncesi ve sonrası konuşulup, sonrasında rafa kaldırılacak meseleler değil...

Takip, gerekiyor takip...

O da, Uludağ'da yok!...

Beyaz Cennet, hizmet trenini ne zaman kaçırdı biliyor musunuz?

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bundan on bir yıl önce, helikopterle incelemelerde bulunduğu Uludağ'ın, Davos olması için kesin talimat verdiği gün…

Ne oldu?

Hiç kimse ilgilenmedi...

Bırakın, Uludağ'ın Davos olmasını, kanalizasyon sistemi dahi hala yapılmadı...

Günübirlikçiler için yeterince tuvalet bile bulunmuyor…

Doğalgaz'da bu yıl geldi...

Uludağ’da ki anlayışı, bu yüzden eleştiriyorum…

Şimdi gelelim, madalyonun diğer yüzüne…

Bu vurdumduymazlık ve hantallık neden yaşanıyor?

Bunun iki ayrı sebebi var...

Bunlardan biri, Uludağ'da söz sahibi olan, Orman, Doğal Sitler, Milli Parklar ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, kendilerini, zirvenin tek sahibi olarak görmeleri...

Burunlarından, kıl aldırmamaları...

Yani, çok başlılık...

Yol, alınamıyor…

Hantallığın asıl nedeni bu…

Diğeri de, tesislerini, Aralık ayının son günlerinde açıp, Mart ayının ilk yarısında kapatan otel sahiplerinin, Uludağ'ı mevsimlik olarak görmeleri...

Önceki yıla kadar, Palandöken ve Erciyes Kayak Merkezleri'ne rağmen, kendilerini hala, Türkiye'nin ilk kayak merkezi olarak kabul etmeleri...

Ellerini taşın altına koymayıp, her hizmeti devletten beklemeleri…

Vurdumduymazlığın başlıca sebepleri de bunlar…

NE YAPILMALI...

Buranın artık, Davos olmayacağı kesin...

Bu aşamadan sonra, Uludağ'ın doğasına ve dokusuna zarar vermeyecek şekilde düzenlenecek, Milli Parklar’ın da söz sahibi olacağı,  "Alan Başkanlığı" Sistemi, en kısa sürede yaşama geçirilmeli...

Bu sistem, siyasetten kesinlikle uzak tutulmalı…

Oteller, Uludağ'ı sezonluk olarak görmemeli...

Hizmet ve fiyat politikalarını yenileyerek, yılın on iki ayı müşteri kabul edecek şekilde, açık kalmalı...

Bu sistem yaşama geçirilirse, zirvede birkaç yıl içersinde, alt ve üstyapı sorunları kalmaz…

İşte o zaman Uludağ, kışın dünyanın en güzel kayak merkezi, bahar ve yaz aylarında ise dağ turizminin gözdesi haline gelir…

Ve, herkes kazanır…

Yeter ki...

Zirvedeki, çok başlılığa son verilip, sezonluk anlayıştan vazgeçilsin…

.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Üzgünüz ilginizi çekebilecek içerik bulunamadı...