<div><span>Aylardır <strong>Bursaspor ile yatıp, Bursaspor ile kalktığımız</strong> için Türk futbolunun gündemini göz ucuyla takip edebiliyoruz. Haliyle de yaşanan bazı <strong>akıl almaz, çirkin, seviyesiz, içinden çıkılmaz tartışmalar</strong> ile ilgili düşüncelerimizi yansıtacak konularda kalem oynatmaya fırsat bulamıyoruz. Bugün ucundan kenarından biraz olsun değinelim...</span></div> <div><span></span></div> <div><span>Ülke futbolunun lokomotifleri olduğu kabul edilen İstanbullu iki <strong>“büyük!”</strong> kulüp sezon başından bu yana birbirleri hakkında bıkmadan usanmadan atıp tutuyor. </span></div> <div><span><strong></strong></span></div> <div><span><strong>Tehditler, hakaretler, küfürler gırla uçuşuyor o mecrada…</strong></span></div> <div><span></span></div> <div><span>Hatta başkanları birbirlerini resmen düelloya davet ediyorlar! İstanbul’un <strong>boyalı spor basını</strong> ile ekranlardaki <strong>‘amigo yorumcuları’ </strong>yangına körükle gidip konuya benzin döküyorlar... </span></div> <div><span></span></div> <div><span>Sözgelimi; Federasyon Başkanlığı için birinin ismi geçiyor... <strong>Fenerbahçeliler</strong> anında itiraz ediyor. Fenerbahçeliler kabul etse, <strong>Galatasaraylılar</strong> kabul etmiyor. Galatasaraylılar ikna olsa, <strong>Beşiktaşlılar</strong> ayağa kalkıyor. </span></div> <div><span>Üç büyükler uzlaşsa, Anadolu kulüpleri isyan ediyor.</span></div> <div><strong><span></span></strong></div> <div><strong><span>Çünkü “abi” yok.</span></strong></div> <div><strong><span>Bağımsız...Tarafsız...Duayen...Yok!</span></strong></div> <div><span>Herkesin sırtında bir kulübün yaftası var... Herkes <strong>“kendi adamı başkan olsun”</strong> istiyor.</span></div> <div><strong><span>Benden olsun...Çamurdan olsun!</span></strong></div> <div><span></span></div> <div><span>Herkes güya <strong>“hukuk”</strong>tan bahsediyor ama, aslında herkes <strong>“kendi hukuku”</strong>nu istiyor.</span></div> <div><span>Kendi çıkarlarımızı kollaya kollaya, sadece futbolu kirletmekle kalmadık. İnsani ilişkilerimizi de kirlettik. Ne emektar bir futbolcuya saygı kaldı, ne de ömrünü futbola adamış birine vefa...</span></div> <div><span>Birbirimizin gözünü oya oya, Türk futbolunu getirdiğimiz nokta maalesef budur.</span></div> <div><span></span></div> <div><span>Mesela... </span></div> <div><span></span></div> <div><span>Futbolculuğu olan, hatta yılın sporcusu seçilmiş olan, Trabzonspor ’un başkanlığını yapmasına rağmen, kulüpçülük yapmadığı için tüm kulüpler tarafından saygı duyulan <strong>Faruk Nafiz Özak</strong>, şu anda bakan olsaydı, bu dönemi aşmamız çok daha kolay olabilirdi.</span></div> <div><span></span></div> <div><span>Mesela... </span></div> <div><span></span></div> <div><span>Trabzonspor başkanlığı yapan, kulüpleri ikna edip, futbola havuz sistemini getiren, imkânsız denileni başarıp, futbol federasyonuna özerklik kazandıran <strong>Mehmet Ali Yılmaz</strong>, şu anda bakan olsaydı, tatlı tatlı çözer, gerekirse masaya yumruğunu vurur, bu işi hallederdi.</span></div> <div><span></span></div> <div><span>Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın <strong>Muharrem Kasapoğlu</strong>’nu eleştirmek için yazmıyorum. Ama sözünü dinletebilmesi asla mümkün değildir.</span></div> <div><span> </span></div> <div><span> </span></div>