Türk futboluna istatistiksel bakış - 4

Geçen haftaki yazımızda, Türk futbolunda İstanbul ve Anadolu takımları hakkında bilgi verdik ve ayrıca, Türk futboluna iktidar müdahalesinin başlaması konusuna değindik.

Türk futboluna istatistiksel bakış - 4

Bu yazımızda, Türk futboluna medyanın ve Belediye başkanlarının müdahalelerine değineceğiz.
Türk futboluna medyanın
müdahalelerinin başlaması

1980 öncesinde futbol maçları sadece TRT radyosunda canlı olarak verilmekteydi. Bu nedenle, yazılı ve görsel medya futbolun içinde yer almıyordu. Bu yıllarda toplumun ilgisinin futbola kaydırılmasının doğal sonucu olarak, 1989 yılında Fotospor, 1991de Fotomaç, 1995de Taraftar vb. adlardaki spor gazeteleri çıkarıldı. Bununla birlikte, 1990da ilk özel televizyon kanalı Star TV ve ardından 1992de Tele On, Show TV, HBB, 1993te Samanyolu TV, Cine 5, Kanal D, 1994te Kral TV, ATV, vb. özel kanalların yayın hayatına başladı.
Böylece, yeni çıkan gazete ve özel televizyon kanalları, basının Türk futbolunun içine girmesine ve burada çok etkili bir aktör olmasına neden olmuştur. Bu gelişmelere ek olarak, 1990lı yıllarda sadece spor konulu günlük gazeteler çıkarılmaya başlanmış ve bu gazetelerin sayfalarında ve ulusal gazetelerin spor sayfalarında özellikle üç büyüklere ilişkin özel yer ayrılmıştır. Basının tiraj nedeniyle izlediği bu tutum, aslında Türk futbolunda İstanbul takımları ve Anadolu takımları ayırımının daha da keskinleşmesini sağlamıştır. Basının Anadolu takımlarını hoş tutması veya küstürmemesi için de, Anadolu takımlarını temsilen Trabzonspor kulübünün haberlerine az da olsa yer verilmiştir.
Yazılı basına ek olarak görsel basının da devreye girmesiyle ve özel televizyonların da yaygınlaşmasıyla, televizyonlardaki spor programları maç sonrasında da devam etmiş, dakikalar boyunca süren muazzam taraflı veya tarafsız yorumlar da yerini almıştır. Bir diğer gelişme ise, dört büyükler ile ilgili haberleri spor sayfalarında detaylıca veren gazetelerin çıkmasına ek olarak, dört büyüklerin her birinin ayrı ayrı kulüp köşe yazarlarının da türemeye başlamasıdır. Türk medyasının ağırlıklı olarak üç büyüklere ilgi göstermesi ve Türk futboluna müdahale etmesi günümüzde de hala geçerliliğini korumakta iken, bu durum Anadolu takımlarının taraftarları tarafından basının tarafsızlık ilkesine uyulmadığı düşüncesiyle eskiden olduğu gibi günümüzde de eleştirilmektedir.
Buna karşılık, özellikle üç büyükler bazında yapılan bu basın desteği, üç büyüklerde yer alan kulüplerin dünyada benzerine rastlanmayan bir biçimde ülke geneline yayılmasını sağlamıştır. Böylece, Anadolu takımlarının taraftarlarının çoğu kendi takımlarını tutmakla birlikte, üç büyüklerden birisini de tutmakta veya azımsanmayacak sayıdaki Anadolu taraftarının üç büyüklerden birinin taraftarı olduğu bilinmektedir. Bu sonuç, Türk medyasının Türk futboluna müdahalesi olarak değerlendirilebilir.
Türk futboluna belediye başkanlarının
müdahalelerinin başlaması

Türk futboluna iktidar ile başlayan müdahale, medya ile devam ederken ve fanatizm de yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlamış iken, 1990lı yıllardaki bir diğer trend ise, belediye başkanlarının da futbola müdahalesidir. Bu dönemde, yerel yönetim seviyesinde belediye başkanları da futbola ilgi göstermeye başlamış olup, hem iktidar hem de muhalefet partileri ve dolayısıyla siyaset, Türk futboluna müdahale etmeye başlamıştır. Bu ilgi nereden geliyor derseniz, kentin belediye başkanının kentin takımını desteklemesinin ve hatta bütçeden kaynak ayırmasının, gelecek seçimlerde kendisine oy olarak döneceği düşüncesidir.
Ülkemizde belediye başkanlarının futbola ilgisinin ilk örneği 1989 yılında hem İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı hem de Kocaelispor Kulübü başkanlığına seçilen Sirmen ile başlamıştır. 2. Ligde mücadele ettiği sırada Kocaelispor takımını devralan Sirmen, 13 yıl başkanlık görevi süresince 2 kez Türkiye Kupasını kaldırmış ve takımın Türkiyeyi uluslararası müsabakalarda temsil etmesini sağlamıştır. İkinci örnek ise, 1989da Gaziantep belediye başkanı olarak seçilen ve üç dönem arka arkaya belediye başkanı olarak görevini devam ettiren Celal Doğandır. Kuşkusuz, Gaziantepsporun UEFA Kupası gibi uluslararası bir turnuvaya katılmış olması, Anadolu futbolu açısından son derece önemlidir. Belediye başkanlarının kulüp başkanı olması süreci o kadar hızlı bir ivmeyle devam etmiştir ki, 1997 yılında 1., 2. ve 3. futbol liglerindeki belediye takımı sayısı 29a ulaşmıştır.
Özellikle 12 Eylül sonrasında Anavatan partisinin iktidara gelmesiyle birlikte, yerel seçimlerde başarı göstererek pek çok belediyeyi kazanması ve 1984-1985 sezonunda 3. Ligin tekrar faaliyete geçirilmesi sonucunda, futbol-belediye ilişkisinin altın çağını yaşamaya başladığı söylenmiştir. Kuşkusuz, maddi kaynağı olmayan veya yetersiz olan yerel takımlara kendi illerinin belediyeleri tarafından yapılan kaynak aktarımı ve yatırımlar, futbol takımlarının belediyelerin himayesine girmelerini sağlamıştır.
Belediyelerin kaynaklarını futbol kulüplerine aktararak gerçekleştirdikleri yatırımlarla ortaya çıkan haksız rekabet ve belediye başkanlarının futbol kulüpleriyle anılmaya başlaması, belediyelerin asli görevlerinden uzaklaşması yönünde ciddi eleştirilere yol açmış ve bunun sonucunda 2004 yılında belediye başkanlarına kulüp başkanlığı yapma yasağı getirilmiştir. Ancak, belediye başkanlarının futboldan ayrılma niyetleri olmadığından, belediye ile futbol ilişkisi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek örneğinde olduğu gibi, “Onursal Başkanlık” veya “Fahri Başkanlık” adlarıyla devam etmiştir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Üzgünüz ilginizi çekebilecek içerik bulunamadı...