Türkiye gibiyim!

Türkiye gibiyim!

Türkiye gibiyim!

Bu sözü dün kısa da olsa sohbet ederken çok sevdiğim, benim için 'sol' yanımda özel bir değeri olan sanayici bir büyüğüm söyledi.

'Nasılsınız' dediğimde...

"Nasıl olsun, Türkiye gibiyim' yanıtı aslında hepimizden çok şey anlatıyor.

Ekonomisi, siyaseti, yurt içi-dışı ilişkilerinden, sosyal yaşama tutun da her yönüyle analiz edilebilir. Dostluk ve paylaşımlara kadar.

Ama en önemlisi ta kendin olmaktır. Çünkü özgürlük budur.

Bu sözü geçen Brüksel'den arayan yayıncı dostuma ben de söyledim.

Vakur bastı kahkahayı… "Türkiye fotoğrafı daha farklı görünüyor Aysun. Burada vekiller, bakanlıklardaki yapılanmalara kadar bilgi sahibi” diye hatırlattı.

'Türkiye'de neler oluyor, Avrupa nasıl görüyor'a gelince Kaya'nın yaptığı tespitler, sonraki yol haritası adına akılda kalması gerekenler.

Hem eleştirileri, hem önerileri vardı. Dikkatle izlediğini belirtti önce.

“darbelere karşı” olduğunun altını çizdi, sokakta halkın verdiği mesajın önemine değindi.

Hep konuştuğumuz Amerika ve İngiltere'nin derin stratejilerini anlattı.

Bir ara konuşmasında araya girip 'peki bu Avrupa ne istiyor Türkiye'den?” dediğimde aldığım yanıt açıktı: “Avrupa'nın amacı Türkiye'yi parçalayıp pay kapmak.”

Aynen aç kurt gibi de bekliyor Avrupa.

Bugün kullandıkları FETÖ taşeronu gibi daha nice planları var senaristlerin.

O yüzden sonraki adım ve yol haritasını belirlerken liyakatlı kadrolar büyük önem taşıyor.

Vakur çok net bir şey söyledi:

“Bürokratı bürokrat değil, gazetecisi gazeteci... Hepsi bir yere oynuyor. Oysa ülkenin birliği bütünlüğü yarını çok önemli.”

Bu kargaşada Rusya yakınlaşmasını da konuştuk.

'Dikkatli olunmalı' dedi Kaya.

'Amerika da, Rusya da çakar, kendini düşünür. Kim güçlü ve istikrarlı Türkiye ister.”

Ve şöyle tamamladı:

"Konusuna hakim, global dünya mantığı hazmetmiş, sorunlara çözüm kapasitesi olan, üretebilen kadrolara ihtiyaç var. Özal döneminde çevresinde dünyayı bilen insanlar vardı. O yüzden bir farklılık oluştu. Bizi yöneten siyaset ve bürokrasi sorunlara hakim olmalı ve çözümleri de olmalı. Yönetmeye talip olanlar, seçim kaybetse de ısrarla koltuklarının başında.”

*** 

Yorulan kenara çekilir mi?

Bu zor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bakan ve milletvekilleriyle yaptığı toplantıda verdiği mesaj önemli.

Ne var ki hiç biri çıkıp 'ben yoruldum' demez.

Sıkça dile getirilen şu metal-mental yorgunluğunun analizini iktidar partisi nasıl yapacak?

Yani önce şehir yönetimleri belediyeler…

Sonra vekil listeleri...

Burada isim seçimleri yerinde olmazsa...

Şehirler kayba uğrarsa, Cumhurbaşkanının işi zor.

Bir taraftan da şu bölücü örgüt Fetö imajının partiden sıyrılması mesajı.

Bu konuda toplumsal sendromu sürüyor partinin.

Çünkü herkes siyasal arınma bekliyor.

Parti o arınmayı sağlıklı gerçekleştiremezse kamuoyunda kendini anlatmada zorlanır.

Erdoğan da hamlelerine işte tam burada başladı.

Uyarıyor...

'Yorulan varsa kenara çekilsin.'

'Aba altından sopa da' diyebilirsiniz, 'kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla' da.

Ama ya anlamazlarsa. Ya çekilmezlerse...

Cumhurbaşkanı listelerde altın vuruşu yapacak. Ayıklayacak.

Yeter ki iş işten geçmesin...

Etrafı yine onu kandırmasın!

Yoksa inanın değişen bir şey olmaz.

Aynı tas, aynı hamam.

Sen, ben, bizim oğlan…

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
TÜRKİYE GÜNDEMİ
Kilis’te Şoke Eden Olay!
Kilis’te Şoke Eden Olay!
www.kiliskenthaber.com