<div></div> <div><b>‘Zaman her şeyi unutturur derler. Ancak onca zaman geçmesine rağmen hala hafızalarda yer tutan isimler vardır.’</b></div> <div>İşte onlardan biridir <b>Mesut Şen</b> benim için... Vefatı sonrası kaleme aldığım bir yazıyı özetleyerek bugün bir kez daha paylaşmak istiyorum sevgili okurlarımla...</div> <div>Bursaspor tarihine istatistiksel pencereden bakarsanız onu göremezsiniz. Öyle krallık yarışına girecek kadar müthiş bir golcü değildir. <b>222</b> <b>maçta 44 kez</b> rakip ağları sarsabilmiş, <b>milli formayı sadece 8 kez</b> giyebilmiştir… </div> <div>Çok ustaca kullandığı <b>sağ ayağı</b> ile top sürerken, <b>sol işaret parmağını</b> kaldırıp hınzır bakışlarla rakibini üzerine çeker, hamle etmesini beklerdi. İşte tam o anda ayakları <b>sabitken</b> vücudunu <b>sağa-sola yatırıp</b>, akıl almaz <b>o müthiş çalımını</b> atıp topu kaçırırdı. Ardından üstüne gelenleri ipe dizer gibi geçip giderdi…</div> <div><b>Ve aniden topla dururdu! </b>Kafasını kaldırmadan kale önünde bekleyen arkadaşlarına yaptığı isabetli ortalarla adresi tam bulurdu. Ne yazık ki; o dönemlerde golle sonuçlanan paslara <b>‘asist’</b> denilmediği için bu özellikleri <b>kişisel envanterlere</b> dahil edilemedi. </div> <div>Atatürk Stadı’nda kapalı tribünün baktığı <b>çizgi üstüdür</b> şov alanı. İki ayağının arasına sıkıştırdığı meşin yuvarlağı bir <b>makas hareketi</b> ile üzerine hışımla gelen rakibinin üzerinden aşırtır, arkasında kalan oyuncunun <b>şaşkın bakışları</b> arasında yoluna devam ederdi. Bu hareketi <b>tribünleri ayağa kaldırır</b>, alkışlardan stat adeta yıkılırdı…</div> <div>Tribün jargonunda <b>‘beşlik’ </b>olarak nitelenen topu rakibinin <b>bacaklarının arasından geçirmekte </b>üstüne yoktu. Öyle ki; bazen geri dönüp, aynı rakibe <b>ikinciye</b> yaptığı <b>bacak arasıyla</b> adamı futbol oynadığına oynayacağına pişman ederdi! </div> <div>Tek çocuğu <b>‘Hakan’</b>nın kendisi gibi büyük futbolcu olması için büyük çaba sarf etti ama beceremedi. Oğlu tüm zorlamalara rağmen <b>öğretmenliği</b> tercih etti. Çünkü <b>‘Mesut gibi olmak için Mesut gibi doğmak’</b> şartı vardı hayatın içinde…</div> <div>Bursaspor’da alt yapı hocalığına soyundu.</div> <div>Bir gün <b>Vakıfköy’deki</b> bir antrenmanını izlerken öğrencilerine şöyle bağırıyordu:</div> <div><b>‘Ne yapıyorsun oğlu çalımın zamanı değil, birde çıkart topu… Yoksa alırım seni dışarı!’</b></div> <div><b>Gülüyordu Mesut…</b></div> <div>Benim de güldüğümü görünce; <b>‘Hocam bizim zamanında beceremediğimiz takım oyununu, yardımlaşmayı öğretmeye çalışıyorum’</b> diye seslendi.</div> <div>Yeşil gözler, nefis goller ve de o müthiş çalımlar…</div> <div><b>İşte Mesut Şen buydu…</b></div> <div>Mekânın cennet olsun, ışıklar içinde uyu sevgili dostum, büyük kaptanım.</div> <div> </div> <div> </div>