Vakıfköy'ü özlemişim

Yıllar var ki Bursaspor’un bacasız sanayisi olan, bugüne kadar Türk futboluna onbinlerce oyuncu yetiştiren Vakıfköy’deki Orhan Özselek Futbol Akademisi’ne gidip maç izlememiştim.

Vakıfköy'ü özlemişim

Cumartesi günü, Bursaspor U 15 ve U 16 takımlarının Ümraniyespor ile final niteliğinde maçları öğrendiğimde yerimde duramadım. Buraya gidip gençleri hem çıplak gözle izlemek, hem de bir fikir sahibi olmak istedim.

Yıllar sonra da olsa gidip, yağmur altında maç izleme keyfi yaşadım.

Tabi ben, spor gazetecisi olarak mesleğe ilk adımı Merinos’ta atmış, ayazda Veledrom iç ve dış sahalarında maç izlemiş, günümüzün spor yazarı olarak, gerçekten Vakıfköy’de kaldığım 2 saatlik süre içerisinde çok güzel anlara tanıklık ettim.

Bursaspor’un futbol okulundan gelen ve bugünlerde U 16 takımını oluşturan bana göre geleceğin yıldız adaylarının maçlarını izledim, A takımımızdan sonra.

Vakfköy’e giderken öyle bir trafik vardı ki inanın geri dönebilme şansım olsa, geri dönecektim. Özlüce’den Vakıfköy’e 1,5 saat trafikte mücadele ederek gidebildim, Hafta sonu diye herhalde Bursa’daki herkes arabasıyla dışarıya çıkmış dedim içimden.

Ben bir süre U 15 takımının maçını izledim. Onlar tek kale oynuyorlardı. Onlarda Futbol Okulu’ndan seçilip gelmişlerdi. O arada golü de bulmuşlar, ardından ikincisi de gelince, ben soluğu U 16 Takımının maçında aldım.

Rakip Ümraniyespor. Onlarda İstanbul takımı olmalarına karşın alt yapıya önem veriyorlar. Ancak ben yavru Timsahları görünce şaşırdım. Müthiş bir fizik üstünlüğü var. Özellikle savunmanın ortasında görev yapan ikiliye bayıldım.

Sadece onlar mı?

Tabii ki koskoca bir hayır kalecisinden tutun da teknik direktör Nurgut Ak’ın sahaya sürdüğü her kez inanılmaz mücadele ortaya koydu.

Maçın geneline baktığımızda, müthiş bir tempo vardı. Bunun sonucunda da goller üst üste geldi. Yağmurun bereketi olacak maç tam 7-1 bitti. U 15’te Ümraniyespor’u 4-1 yendi.

Bu sonuçlarda Bursaspor alt yapısından iki takım daha Antalya’da yapılacak Türkiye Şampiyonası finallerine katılma vizesi aldı.

Burada ben en çok mutlu eden olay şu:

Şayet biz basın mensupları, spor yazarları alt yapıya doğru bakabilirsek, sanıyorum, hem Türk futbolunun geleceğini kurtarmış, hem de milyon dolar ve Euroları dışarıya saçıp, göndermeyip mali açıdan artıya geçeriz.

Ben çok mutlu oldum.

Neden bu kadar mutlusun diye soranlar olabilir;

Tüm eleştirilere karşın, Faruk Kormaz’ın Futbol Direktörlüğü’nde alt yapı yeniden bir ivme kazanmış. İyi futbollarından çok, geleceğe umutla bakabileceğimiz oyuncularımız var. Alt yapının her kategorisinde.

Aslında Bursaspor olarak bizlerin yapacağı en önemli gelişme, Türk oyuncuları değer vererek onları oynatabilecek teknik direktörlerle çalışabilmek.

Bursa’da birçok kişi Samet Aybaba’yı sevmeyebilir. Dudak büken birçok insanı şimdiden görür gibiyim. Ancak onun Bursaspor’da teknik direktörlük yaptığı dönemde A takıma Vakıfköy’den taşıdığı gençleri hiç unutmadım. Onun taşıdıklarıyla Bursaspor A takımı nice zaferlere yürüdü.

O nedenle Türk futbolunu bilen, alt yapısına önem veren oyunculardan kurulu bir takıma, pahalı ama yetenekli yabancılarla takviye edildiğinde bu kent inanın o şampiyonluklara alışık olur. Hem de tribünler dolar, kulübün kasasına da para girer.

Herkese sağlıklı ve huzurlu bir hafta diliyorum.

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR