<div>Genç kuşak bilmez ama eskiden nüfus sayımları için evlere tıkılırdık, sokağa çıkmak yasak olurdu.</div> <div>Daha eskiler, darbe dönemleri ve sıkıyönetim süreçlerinden de alışıkmış evlerde kalmaya. Şimdilerde evde kalmak demek bir nevi hapis cezası…</div> <div>Şimdi herkes durdu, hayat durdu.</div> <div><b>Ee spor da durdu haliyle…</b></div> <div>Şimdilerde sporu yeniden çalışır hale getirmenin formülleri aranıyor.</div> <div>Almanya mayıs ayında ligleri seyircisiz başlatmak için düğmeye bastı. Ardından Fransa harekete geçti ama Bursaspor’un <b>‘Teksas’</b>ına benzer PSG’nin<b> 45 Ultras </b>taraftar grubunun önderliğinde diğer kulüp taraftar dernekleri ile ortak bildiri yayınlandı ve <b>“Seyircisiz bir başlangıca hayır” </b>denildi…</div> <div>Salgının kırıp geçirdiği İtalya bile kıpırdanmaya başladı Federasyon Başkanı Gabriele Gravina <b>‘Yaz Ligi’</b> gündemde açıklaması yaptı.</div> <div> <b>Peki Türkiye ne yapacak?</b></div> <div>Bakan <b>Mehmet Muharrem Kasapoğlu, </b>bir televizyon programında, liglerin ne zaman başlayacağıyla ilgili soruya <b>"Ortak akıl ve gelişmeler durumu netleştirecektir" </b>yanıtını verdi…</div> <div>Acaba ligi seyircisiz maçlarla mı tamamlasak? <b>Yok mu saysak? Tescil mi etsek? </b>Aşıyı, ilacı mı beklesek? İngiliz’e, Alman’a, İtalyan’a mı baksak? <b>Sıfır tercih, sıfır kararlılık! </b>Diyelim ki mayısta seyircisiz kontağa basıldı…</div> <div>Bizler evlerimizde futbolu <b>tulumlu/maskeli kameramanların</b> çektiği, hakemlerin <b>VAR karantinasından</b> yönettiği, steril statlarda çıt çıkmadan oynanan bir oyun olarak mı seyredeceğiz?</div> <div>Varmak istediğim yer odur ki; bize öncelikle ve de ivedilikle gereken; <b>‘irade, kararlılık, sürat ve cesaret’</b> diyerek bir damla tebessüm umuduyla olsa da bir <b>anekdotla</b> bitirelim…</div> <div>Spor <b>literatüründen </b>sonra gündelik yaşamımıza da giren "<b>Vay canına</b> <b>sayın seyirciler</b>" sözleri bir döneme damgasını vurmuştu. Bir maç nakli sırasında sarf edilen bu cümle, <b>rahmetli Aydın Köker</b>'e aittir.</div> <div>Olayın canlı tanığı sevgili <b>Ümit Aktan</b>'dan dinledim. Ama işin asıl renkli yanı bu anektodun<b> Bursa'da yaşanması...</b></div> <div><b>Yıl 1975… Bursaspor</b>, Avrupa Kupaları 3. turunda ünlü<b> Dinamo Kiev</b>'le oynuyor. Köker televizyonda maçı anlatıyor, Aktan naklen yayın arabasında..</div> <div>Maç <b>0-0</b> giderken <b>Baykul</b>'un altı pastan vurduğu top, <b>kaleci Rudakov'</b>dan döner ve <b>önüne</b> düşer. Rudakov yerde, kale boş, Baykul vurmayıp üflese gol olacak...</div> <div>Baykul yaradana sığınıp çakar ve top üst direğe çarpıp dışarı çıkmaz mı?</div> <div>Pozisyona kendini tamamen kaptıran<b> Aydın ağabey</b>, cümleyi şöyle kurar:</div> <div><b>‘Vur Baykul vur, gol olsun…Vuruyooor veee… ‘VAY CANINA, KAÇTI BE SAYIN SEYİRCİLER!’</b></div> <div><b> </b></div> <div> </div> <div> </div> <div> </div> <div> </div> <div> </div>