<div>Hep obeziteden konuşulurken belki de göz ardı ettiğimiz önemli bir sorun yeme davranış bozuklukları. Aslında toplumda sık rastlanılan beslenme sorunlarından birisidir. Anoreksiya nervoza, Bulimia nevroza, Atipik yeme bozukluğu (kontrolsüz yeme ve binge-eating disorder) gibi sıralayabiliriz. Yakın zamana kadar, sadece üst ve orta sınıftaki ergen ve genç kadınlarda görüldüğü düşünülürdü. Aslında bu bozuklukların toplumun daha geniş bir kesimini kapsadığı şimdi açık bir şekilde biliniyor. Görülme sıklığı toplumun ortalama yüzde 30da görülebiliyor. Kadınlar arasında fiziksel görünüşün ve ince yapının önemi vurgulanarak kar-amaçlı bir akımın gelişmesi sonucu sayı daha da arttı. Özellikle bazı sanayileşmiş batılı toplumlar zayıflığı, fiziksel güzelliğin en önemli parçası olarak görüyorlar. Yapılan araştırmalarda bu eğilimin son yıllarda daha arttığını gösteriyor. Yeme bozuklukları sadece sık rastlanan bir hastalık olarak değil aynı zamanda son 30 yıl içerisinde sayısal olarak 2 katına çıkan bir hastalık durumu. Hatta hastalığın görüldüğü yaş her geçen gün biraz daha düşüyor. 5-6 yaşında rastlanan olgular var.Yeme davranışı bozukluğu genellikle yüksek sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerde görülmektedir. Şişmanlıktan korkulması, genç kızlarda mankenlere özenti, gelişim sorunları, psikolojik etmenler nedenler arasında. Yediğinden suçluluk duyarak kusma, tiksinerek yememe veya bir daha yiyemeyecekmiş gibi aşırı yeme ile ortaya çıkmaktadır.Vejetaryenler, atletler ve ölümcül kronik hastalığı olanlarda da yeme bozukluklarına sık rastlanır. Kalıtsal faktörler, yetiştirilme özellikleri, kültürel ve biyolojik özellikler kişinin yeme bozukluğu geliştirmesine önemli katkılarda bulunur.Zayıflık hastalığı olarak bilinen anoreksia ve bulimia gibi yeme bozuklukları beyinde kalıcı hasarlar bırakabilmekte ve kilo kaybıyla birlikte beyin kütlesinde azalma ve beyindeki kimyasal reaksiyonlarda bozukluklar olabilmektedir.ANOREKSİYA NEVROZAAçlık hastalığı olarak bilinir. Besin alımına, kiloya ve zayıflığa takıntılı olan kişiler zayıf olsalar bile yemeği redderler. Çok düşük kalorili bir diyet tükettikleri için vücut ağırlıkları zamanla azalır. Genellikle ergenlik döneminde başlamakta ortalama 17- 40 yaş da görülebilmekte.Böyle bir kişi, kilo almaktan korkar, şişmanlık onlar için kâbus gibidir. Eski kilolarına ya da çevrelerinde görünüm olarak beğeni kazanan kişilerin kilosuna inmek için hedef belirler, gün içinde farklı zamanlarda tekrar tekrar tartılırlar. Toplum içerisinde ufak porsiyonlar tüketirler, aç olsalar bile tok olduklarını söylerler. Kısa sürede çok fazla kilo verirler. Kabızlık ve düzensiz menstürasyon sorunları vardır, tüylenme ve saç dökülmesi problemi yaşarlar. Normal miktarda besin tükettikten sonra mide bulantısı veya şişlik hissederler. Hiperaktif, depresif, korkak ve agresif olurlar. Gitgide sosyal çevrelerini kısıtlarlar. Sürekli spor veya ağır egzersizler yaparlar. Özellikle temizlik ve ders çalışma ile ilgili saplantılara rastlanabilir. Cinsel gelişimlerinde sorun olduğu gibi, cinsel isteksizlik ve diğer cinsel sorunlar da beraberinde gözlenebilmektedir. Görüldüğü gibi sadece açlıkla açıklanamayan sosyal, psikolojik, endokrin sorunları da beraberinde getiren bir hastalıktır. BULİMİA NEVROZAPsikolojik kökenli bir hastalıktır. Anormal yeme alışkanlığı ile kendini belli eder ve daha sonra kilo almayı önlemek için uygunsuz davranışlar gösterir, hasta kusar, laksatif ve diüretik ilaçlar alıp, lavman yaparak yediği yiyecekleri çıkarır. Aç kalırlar, ya da aşırı egzersiz yaparlar. Genellikle ergenliğin son veya erişkinliğin ilk dönemlerinde görülmektedir.Bulimia olan kişi, kendini iyi hissetmediği, karmaşa ve stres içerisinde olduğu zamanlarda veya diyetlerden sonra aşırı açlık duygusuyla tıkınmaya başlamakta rahatlama hissinden sonra suçluluk duygusuyla yenilen yiyecekleri kusarak çıkarırlar. Yemekten sonra ortadan kaybolur ve kusmaya giderler. Depresif belirtiler veya bozukluklar, %30unda uyuşturucu madde veya alkol bağımlılığı görülebilmektedir. Mide asidinin ağıza gelmesi ile diş çürükleri, mide delinmeleri, ellerin üzerine kusmak için zorlama sırasında oluşan diş izleri ve yaralar, adet düzensizlikleri görülebilmektedir.TİPİK YEME BOZUKLUKLARIKendini kontrol edemeden, tıkanırcasına yemek yeme hastalığıdır. Bulimia da olduğu gibi aşırı kalorili yiyecekleri birden tüketilir ama vücutlarından atmazlar. Borderline bir kişilik bozukluğu sayılabilir. Bu kişilerin kimlik duygusunda, duygu durumunda ve ilişkilerinde sürekli bir tutarsızlık vardır. Çaresizlik duygularını yenmek için beden ağırlığı, biçimi ve yeme davranışları üzerinde aşırı bir denetim sağlamaya çalışırlar. Bunu başaranlarda anoreksia nervoza, başaramayanlarda ise kontrolsüz yeme nöbetleri görülmektedir.GECE YEME SENDROMU Günlük enerjinin an azından yüzde 25i akşam yemeği ile ertesi sabah arasında geçen sürede almaktadırlar. Bu durum uyku bozukluklarına bağlı olabilir veya uyku apnesinin bir özelliği olarak da kabul edilebilmektedir. O nedenle bu hastalar gündüz uyuklar vaziyette dolaşırlar. BİNGE EATİNG: Aşırı yemek yeme olarak tanımlanabilir. Psikiyatrik bir hastalıktır, depresif bir davranış ile karakterize olmasına rağmen gün içindeki seyirleri birbirinden farklılık göstermektedir. Kontrol edilemeyen aşırı yemek yeme nöbetleri vardır ve obezlerin neredeyse yüzde 30unda görülmektedir. Sabah uyandığında iyi durumdadır ancak gün ilerledikçe ruhsal durumları bozulur.TEDAVİYeme bozukluklarının tedavisi multidisipliner yaklaşımla olabilir. Uzun ve zorlu bir dönemdir. Tedavide; tıbbi, psikolojik ve beslenme tedevisi işbirliğini içeren bir çalışma olmalıdır. Anoreksialı kişi tehlikede olmadığına ve yardıma gerek duymadığına inanır, Bulimialı kişi ise sorunun farkındadır ama tekrar kilo alma korkusu ile tedavi görmek istemez. Bu ruh durumunun düzeltilmesi ve tıbbi beslenme tedavisi ile uzun süren bir dönem yaşanabilir. Süreç birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir. Ancak tedaviden sonra da tekrarlayabilmesi olasılığı vardır.</div> <div>EKOHABER</div>