<div>Sinema tarihinin <b>en ünlü komedyeni</b>, kendisiyle yapılan bir röportajda, konu aile, anne-baba ve manevi değerlere geldiğinde, şu hatırasını paylaşır gazeteciyle...</div> <div>“<b>Tahmin edersiniz ki, ben de bir zamanlar küçüktüm! Ve tüm küçük çocuklar gibi ‘sirk’e gitmeye bayılırdım. </b></div> <div>Bir gün babamla birlikte bilet kuyruğuna girdik. Kuyruk o kadar uzundu ki, sıra bize gelecek mi diye endişe ediyordum. Tam önümüzde <b>anne-baba ve 6 çocuktan</b> oluşan kalabalık bir aile vardı.</div> <div>Kılık kıyafetlerine bakıldığında, <b>varlıklı bir aile olmadıkları</b> çok belliydi. Elbiseleri hayli eskiydi. Ancak temizdi. 6 çocuk da biraz sonra <b>‘sirk’e</b> girecek olmanın verdiği mutlulukla sürekli gülüyordu. Kuyruk azaldı, azaldı ve en sonunda, tam da bizim önümüzdeki aileye geldi sıra...</div> <div>Babaları, gişe memuruna <b>bilet fiyatını</b> sordu. Fiyatları öğrendiğinde ise <b>kekelemeye </b>başladı... Arkasını döndü, eşinin kulağına fısıltıyla bir şeyler söyledi.</div> <div><b>Babanın mahcubiyeti, yüzünden kolayca okunuyordu. </b></div> <div>Onun bu halini, benim gibi babam da görmüştü. Babam ani bir refleksle cebinden <b>20 Dolar </b>çıkardı ve yere attı. Sonra da eğilip yerden aldı ve öndeki adamın omzuna dokunarak seslendi;</div> <div><b> ‘Paranız düştü beyefendi...’ </b></div> <div>Adam, babama baktı ve gözleri dolarak <b>‘Teşekkür ederim efendim’</b> dedi. O aile içeri girdikten sonra biz kuyruktan çıktık. Çünkü babamın cebinde, o adama verdiği <b>20 Dolar’dan</b> başka para yoktu!</div> <div>O iki dakika, benim hayatımda izlediğim en büyük ve en güzel şovdu. O günden beri babamla gurur duyarım.”</div> <div>Bursasporlular sezonun ikinci yarısı öncesi<b>, </b> şimdilerde tıpkı <b>Charlie Chaplin</b> gibi gurur duyacakları <b>bir babayiğit veya babayiğitler</b> arıyor...</div> <div>Türk futbolunda taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanmış bir kulüp var ortada. Belli ki; hedefe giden yolda tahtası kapalı bu takıma takviye şart...</div> <div><b>Nasıl olacak bu iş? </b></div> <div><b>Yönetim çaresiz kent dinamikleri sessiz...</b></div> <div>Uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yapmış, her sokağında tarihi bir eser bulunan, sırtını yasladığı beyaz cennet <b>Uludağ</b>'ın uluslararası nitelikte kayak merkezi olan bir kentten söz ediyoruz.</div> <div>Kaplıcalar, hamamlar, tarihi hanlarla dolu, adı <b>'Yeşil Bursa'</b> ya çıkmış, Türk futbolunun ‘<b>5. Büyük’</b> ü diye nam salmış, <b>sanayisi, tekstili, turizmi, dev otomotiv endüstrisiyle</b> dünyaya açılan penceredir bu şehir...</div> <div>Yeşil Beyaz sevdasıyla yıllardır acı çeken bu büyük camianın <b>tahtayı açtırarak</b> ıstırabını dindirecek, taraftara belki de <b>en güzel en unutulmaz</b> şovu izlettirecek bir <b>babayiğit ya da babayiğitler yok</b> mu nüfusu <b>3,5 milyona yaklaşmış</b> bu devasa kentte?</div> <div> </div> <div> </div>