Yorulan sabırlara inat!

Sevgili Bahar Görgün'ün köşesinde 'sabır da yorulur' başlıklı yazısını okurken derin bir iç çektim.

Yorulan sabırlara inat!

Çok yakın eski çalışma arkadaşım, ağabeyim Yücel Akgün'ün eşi Figen Abla'nın cenaze töreni sonrasında duygularım allak bullak olmuştu.

Nur içinde yatsın. Sağlıkla ilgili sıkıntılarını biliyorum. Ne çektiğini de elbet o bilir.

Uzun süredir bizlerde bu karmaşa içinde yaşadığımızdan bazen söz harbiden uçup gidiyor.

Biraz yürüdüm...

Yağmurda var…

Hayata dairler…

Kayıplar…

Kazançlarla dolu bir yığın yaşanmışlık ya da yaşanmamışlıkla iç içeyken kafanı bir kaldırıp bakıyorsun var olan çok şey kayıp gidiyor elinden.

Ruh halim böyleyken, takılıp kaldım yorulan sabra.

Manevi kayıplar üzerine satırlar dizilmiş yan yana, nokta ve virgüllerde kafa tutuyordu adeta.

Herkes kendince çıkartır bir ders.

Çıkarmalı da…

Bu durumlarda bazen soluğu babamın mezarında alırım. O buz gibi mermerler arasında nefeslenirim. Yüksek sesle konuşup bır bır anlatırım.

Ne varsa akıtıyorum içimdekileri…

Öfkemi, sabrımı zorlayanlara inat…

Hem de en zararsız, en masumane yerde…

Keşkeleri atarken bir kenara derim ki…

‘Sen onca yalana dolana inat beni bensiz, kimliksiz ruhsuz bırakma’

Ne garip bir duyu… Ne kadar farklı…

Ama bir o kadarda huzur verici…

Sadece üç kuluvallah, bir elhamı ortaokuldaki din dersinden ezberinde tutan ben bocalarım suyu toprağa…

Su akarken derinlemesine sözcükleri aynı esneklikte bırakırım içeri içeri…

Dedim ya ne varsa akıtırım. Bazen bunu sizde yapın…

Sokakta yürürken hiç tanımadığınız birinin mezarına bile bir bardak su boşaltın…

Ve inanın üzerinize onca öfke boşaltanların tam aksine siz sizle bir oluyorsunuz..

Ya yediveren… Ya bir gelincik…

Suyu görünce silkinip kendine geliveriyor.

Gerçi bir başka mezarlıkta 3 yıl boyunca suladığım bir çiçeğin nasıl çakma olduğunu ve bunu yıllar boyu nasıl anlamadığımın hikayesini bir başka yazıda anlatırım. Okurken ya güler, ya 'salak' dersiniz. Ama,,. Var işte bir yığın aması onun da!

Hidayete falan ermiyorsunuz.

Boyunuzda büyümüyor.

Ama aynamla yüzleşmenin bendeki etkisini biliyorum.

Onca yalan dolanın aksine bilakis tek sözcükte bile ince ayar yapmıyorsunuz…

Yaşamın ince ayarcılarının kendimizle yüzleştiğimiz anlardaki sesten alacakları çok ders var…

Bugün rafa kaldırdım tike-tike yapılan politikayı…

Yunanca poli - tike'den türemiş ya.. Ondan öyle dedim. Yoksa severim edepsizliğimi.

Şehrin trafiği, altını, üstü...

Açtım bende, bende ki ruhsal yolun yeşil ışığını…

Yolladım gitti evrene…

Yorulan, yoran sabırlara inat...

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
TÜRKİYE GÜNDEMİ