Yürüyünce adalet gelir mi?

Gelmez!

Yürüyünce adalet gelir mi?

Çünkü burada asıl tema sistemin işleyişidir.

Yani ülke gerçeğinde adalet anlayışı yöneten ve muhalefete göre farklı.

Kamuoyunda, vicdanında sıkça tartışılan bir 'adalet' anlayışı varken, devlet aklıyla birey aklı arasında gel-gitler yaşanırken cevabını alamayacağımız çok soru sorabiliriz.

Elbet bunun sosyolojik, psikolojik ve siyasal analizleri farklı olabilir.

Yürüyüş başladığı andan itibaren hükümet sert.

Cumhurbaşkanı sert.

CHP yönetimi diretken.

Avrupa bunu dünyanın en önemli eylemlerinden biri olarak görüyor.

O yüzden meseleyi salt yürüdüler, 'bunlar PKK'lı, Fetöcü'ye bağlamak kimseye samimi gelmez.

Boy mu gösteriyorlar?

Birilerine hizmet mi ediyorlar?

Bir proje mi?

Bakın parti bayrağı yok. 'Herkes gelebilir' deniyor.

Konuyu bunun da ötesinde irdelemeli.

Soyut ve somut kavramlar adına söylüyorum bunu.

Siyasal bir hamleyle birlikte konulan fiziksel tepkinin ulaşacağı sonuçtan bahsediyorum. Bir tavra mı dönecek, yoksa tarz mı etkin olup sisteme uyacak.

Onca insan 19 gündür sokaktaysa, Maltepe'de milyon kişiye seslenilecekse bu mesajın alınıp alınamayacağını görmeli.

Geçen gün yazdım.

İktidar için de, muhalefet için de 2019 köprüden önce ki son çıkış.

CHP yüzde 49'u diri ve akılda tutmaya çalışıyor.

Bunu devamında diğer siyasal hamleler izleyecek.

Kılıçdaroğlu ve ekibi parti bayrağı taşımasa da bir anlamda o çıkış yolundaki köprüde bloğu korumaya çalışıyor.

2019'da da bu yapı önce kayıp şehirleri zorlayacak.

Ardından cumhurbaşkanlığında Erdoğan'ın karşısına çıkacak.

Burada Akşener'li yeni parti MHP'yi içerden etkileyecektir, tetikleyecektir...

O 1.54'lük fark Ak Parti için de, Cumhurbaşkanı için de potansiyel bir tehlike olarak durmaktadır.

İktidarın tüm bu sokak hamlelerine karşın, argumanlarına bakmalı.

Sokağı, toplumu, mesajları doğru okuyan kararsızlar partisini etkiler.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
TÜRKİYE GÜNDEMİ