Yüzde 41’le birinci parti olan AK Parti’nin içinde yer almadığı bir koalisyondan hükümet kurulmaz.
Kurulamaz…
O yüzden;
Gözler, hükümeti kurmakla görevlendirilen Daşbakan Davutoğlu’nun turlarına çevrilmiş durumda. Prosedüre göre bayramdan önce ilk tur görüşmelerini tamamlayıp, bayramdan sonra ortaya çıkacak ikinci tur görüşmelerini yapacak.
Sonuç çıkmazsa bu görev Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na, onun da turlarından sonuç alınamazsa, azınlık hükümetleri gündeme gelecek.
Peki;
Bu turlardan bir hükümet çıkar mı?
***** *****
Burada da açık ve net:
AK Parti-CHP hükümeti çok çok uzak bir ihtimal.
AK Parti-MHP hükümetine her ne kadar taban kötünün iyisi olarak sıcak baksa da, Bahçeli’nin sonradan yumuşatılan kırmızı çizgileri bu olasılığı da ortadan kaldırıyor.
Geriye kalan AK Parti-HDP birlikteliğinden söz etmeye bile gerek yok.
Sonuç itibariyle bu turlardan sağlıklı bir hükümet çıkmayacağı ortada.
O yüzden başından beri bu turları pek önemsemediğimi belirtmeliyim.
Ama…
Uzun yıllardır bir araya gelmeyen, sadece Meclis çatısı altında aynı havayı soluyan, meydanlarda ve kamera önünde birbirlerini vatan hainliğine kadar suçlayan liderlerin bu doğrusu turlarda el sıkışma görüntüleri zoraki de olsa güzel…
Unuttuğumuz, özlediğimiz siyasi havada neredeyse nefes almamızı sağlıyor.
Bu ziyaretleri, tıkanan siyasetimiz açısından önemsiyorum.
***** *****
Önemsiyorum çünkü, millet sandıkta bana göre partilere “anlaşın ortak bir hükümet kurun” mesajı vermedi.
Bu tespitimi geçen hafta katıldığım AK Parti İl Başkanlığı’nda eski İl Başkanı Sedat Yalçın döneminde yönetimlerde görev alan yöneticilere verilen iftarda söyledim.
Biraz tuhaf karşılandı.
Daha önce de yazmıştım. Sandıktan 4 partiye ayrı ayrı mesaj çıktı.
Yeni yeni oy kullanan genç nesil koalisyon hükümetlerinin ne anlama geldiğini bilmez.
Türkiye son 13 yıldır tek başına ve güçlü iktidar dönemi yaşadı. Tek parti hükümeti ile yönetildi.
Koalisyon dönemlerinin 2002’den önce ülkeye ne faturalar yüklediğini biz ve bizden önceki nesil çok iyi biliyor.
Daha ziyade sol kesimde dillendirilen “En iyi demokratik yönetim sistemi koalisyon hükümetleridir. Avrupa bunu çok iyi götürüyor” şeklindeki parlak sözlere bakmayın. Onların işine CHP’nin tek başına iktidar olamayacağı için hükümet içinde yer alması geliyor da ondan.
Bir kere koalisyon hükümeti bizim hem geleneksel yapımıza, hem siyasi ve sosyal durumumuza külliyen aykırı.
Nasıl ki, akla karanın bir araya gelmesinden ortaya gri gibi bir fluluk çıkar ya, aynısı…
***** *****
Bana göre seçmen ki orta yaş ve üzeri bu dönemleri iyi bildiği için sandıkta gelin koalisyon kurun diyerek oyunu kullanmadı. AK Parti’ye ders vermek, uyarıda bulunmak için oyunu azaltmaya giderken, muhalefete de güçlü muhalefet olun dedi. Ama tabii bu arada elinin ayarını kaçırdı.
Lakin, bu demek değildir ki, görüşmeyin. Tam aksine seçmen partilere, liderlere “Artık aranızdaki bu anlaşmazlığı bitirin ki toplumdaki kutuplaşma ortadan kalksın. Benim için, ülkem için, halkım için ortak zeminde buluşun, konuşun. En iyi formülü bulmaya çalışın. Bulamıyorsanız da bana geri gelin. Ben en iyi sonucu veririm” dedi.
Dikkat ederseniz Cumhurbaşkanı Erdoğan’da Ramazan ayı girdiğinden bu yana her akşam çeşitli kesimlere yönelik verdiği iftar davetinde bu yönde açıklamalarda bulunuyor.
O da koalisyon hükümetlerinin kurulamaması durumunda azınlık hükümetinin çare olmayacağını ve yeniden millete gidilmesi gerektiğini söylüyor.
Ama, hükümet arayışlarında geçen her anın büyük Türkiye yolunu açan bu ülke için kayıp olduğunu bir kere daha belirtmeliyim.
DÜNDAR DA CUMHURBAŞKANI’NIN İFTARINDA İDİ
Bu arada; geçen yazımda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beştepe’de bir grup eski milletvekili, bakan ve siyasi parti liderlerine yönelik verdiği iftara Bursa’dan da katılan isimleri yazmıştım. Bunların içinde 2002-2007’de milletvekilliği yapan, son 2 dönemdir de Osmangazi Belediye Başkanı olan Mustafa Dündar’ı atlamışım.