Çelik, konuşmasına başlamadan önce, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkanvekili Dündar Ziya Gültekin’e Allah’tan rahmet dileyerek, bu kaybın ardından sosyal medyada acı verici birtakım paylaşımlar yapıldığını ifade ederek, bir vefat haberi karşısında yapılan nefret söylemini lanetlediklerini aktardı.
Yeni Yol Parti’sinden istifa eden Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun’un AK Parti’ye tekrar katıldığını dile getiren Çelik, "Kendisine evinize hoş geldiniz diyoruz. Kani Bey’in Afrika’da çok önemli çalışmaları oldu. Oradaki çalışmalara çok güçlü emek verdi. Bundan sonrasında da inşallah kendi evinde bu çalışmalarını sürdürmeye devam edecek" dedi.
"‘Fon şeytanlarının’ üzerine gidilmesi konusunda kararlı ve tavizsiz bir şekilde hareket ediliyor"
Fon meselesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradeyle beraber çalışmaların hızlı bir şekilde yürüdüğüne dikkati çeken Çelik, "Bizim ‘fon şeytanları’ dediğimiz bu yolsuzlukları yapanların üzerine gidilmesi konusunda yüksek bir iradeyle kararlı ve tavizsiz bir şekilde hareket ediliyor. Bu kişiler ile meşru yatırımcıyı hassasiyetle birbirinden ayırıyoruz. Bu konular tartışılırken Türkiye’nin sermaye piyasalarına zarar verecek birtakım yaklaşımların doğru olmadığını ifade ediyoruz. Bunun yanı sıra ‘fon şeytanlarının’ üzerine gidilmesi konusunda kararlılığımızı bu mekanizmalarla ifade etmeye devam ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
"(Fon tasfiye süreci) Ödemelerin hukuki güvenceye kavuşturulması önemli"
Sermaye piyasasında yaşanan gelişmelerin ardından tasfiye sürecinin adil, şeffaf ve etkin şekilde yürütülmesi konusunda hassasiyetlerinin olduğunu dile getiren Çelik, "Ödemelerin hukuki güvenceye kavuşturulması önemli. Bu çerçevede teklif edilen kanun, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Muhtemelen bu hafta görüşülecek. Komisyonda kabul edilen mevcut kanun, bahsettiğim yaklaşımları garanti altına alırken, bir daha böyle şeylerin tekerrür etmemesi için yapısal tedbirlerin alınması, sistemsel bir vites yükseltilmesi son derece önemli. Mevcut kanun, teklifinin yanı sıra sermaye piyasalarındaki yapısal sorunların giderilmesini sağlamaya dönük. Düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların güçlendirilmesine dönük. Aynı zamanda yaptırım ve cezaların caydırıcılığının artırılmasına ve Sermaye Piyasası Kanunu’nda kalıcı ve kapsamlı değişiklikleri öngören bir taslak çalışması üzerinde çalışmalar devam ediyor" ifade etti.
"Fon kayıplarının sorumlulardan tahsili ve yatırımcıya ödenmesi hedefleniyor"
Kanun teklifinin içeriğine ilişkin açıklamalarda bulunan Çelik, "Bu fonların mal varlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılması hedefleniyor. Fon kayıp ve zararının sorumlulardan tahsili hedefleniyor ve kazanılan değerlerin bu fon payı sahibine ödenmesi şeklindeki usul ve esasları düzenleyecek. Yüce Meclis bunu tartışacak ve Meclis’in tartışmasıyla beraber bu hedeflere ulaşacak şekilde bu düzenlemenin hayata geçmesi esas olacak" dedi.
"Yanlış yapanlardan bunun hesabı en güçlü şekilde sorulacak"
Fon meselesinin üzerine sonuna kadar gidileceğine dikkati çeken Çelik, "Kime yakın kime uzak, kim nerede duruyor, hangi makam sahibinin olduğunun hiçbirinin önemi yok. Gerçek sonuna kadar açığa çıkacak ve yanlış yapanlardan bunun hesabı en güçlü şekilde sorulacak" ifadelerini kullandı.
"Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Seman Ağa’nın Irak Hükümeti’nde devlet bakanlığı görevine seçilmesini olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak’ın bütünlüğü konusunda yıllardır mücadele verdiğini hatırlatan Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanlığı döneminden itibaren çeşitli başbakanlarla çalıştı. Orada bütün unsurların ve bütün mezhep unsurlarının bir arada yaşaması, bütünsel bir Irak profilinin ortaya çıkması için çok uzun zaman yayılan bir gayreti ve emeği var. Buradaki önemli başlıklardan bir tanesi Irak’taki Türkmen kardeşlerimizin kendilerine hak ettikleri yeri bulabilmeleriydi. Sayın Irak Başbakanı Zeydi bu çerçevede son derece kapsayıcı çalışmalar ortaya koyuyor. Sayın Başbakan’ın hem terörsüz bölge konusunda çok doğru yaklaşımları olduğunu görüyoruz hem de bütünsel, herkesi kapsayan hükümet modelinin ortaya çıkması konusunda doğru yaklaşımları var. Bu çerçevede Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Seman Ağa’nın Irak Hükümeti’nde devlet bakanlığı görevine seçilmesini olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz. Bu hem Irak’ın asli unsuru olan Türkmen kardeşlerimizin tarihi bir aşamaya geçtiğini gösteriyor hem de Türkiye açısından Irak’ın bütünlüğü, egemenliği ve bundan sonraki geleceği açısından herkesi kapsayan bir hükümet modeli ile ilerlemesi bakımından son derece önemlidir" değerlendirmesinde bulundu.
"Siyonist işgalcilik ve emperyalist bölücülüğe karşı en güçlü duruşu bölge halkları olarak sergilemek durumundayız"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge politikasının başarıya ulaşması için gereken hassasiyetin gösterilmesi konusunda uyarılarda bulunduğunu ifade eden Çelik, "Etrafımızdaki gelişmelere baktığımızda bu sürecin ne kadar kıymetli bir süreç olduğunu hep beraber görüyoruz. ABD ve İsrail’in İran’a saldırısından sonra bölgede ortaya çıkan tablo, Gazze’deki soykırım devam ederken İsrail’in Batı Şeria’yı da ‘Gazzeleştirmeye’ dönük attığı adımlar, Lübnan’a ve Suriye topraklarına yaptığı saldırılara baktığımızda çok daha büyük bir siyasi projenin yürürlüğe koyulmaya çalışıldığını görüyoruz. Netenyahu’nun yayınladığı bir harita vesilesi ile bir tartışma ortaya çıkmıştı. Siyonist işgalcilik ve emperyalist bölücülük adeta kol kola girmiş, bölgedeki Türk, Kürt ve Arapların aralarında fitne çıkarmak için elinden gelen bütün enstrümanları devreye sokmuş durumda. Siyonist işgalcilik ve emperyalist bölücülüğe karşı en güçlü duruşu bölge halkları olarak sergilemek durumundayız" diye konuştu.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani’nin bu adımlardan dolayı Nobel Barış Ödülü’nün Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verilmesi gerektiğine ilişkin açıklamalarına değinen Çelik, "Bunlar çeşitli şekillerde gündeme geliyor. Ama, Cumhurbaşkanımızın en önemsediği şeyin bölge halklarının kardeşliği, rızası ve duası olduğunu, siyasi gayretini o çerçevede sürdürdüğünü bir kez daha ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı.
"(Terörsüz Türkiye) Meclis’in onayladığı yasayla birlikte yol haritası iyice berraklaşmıştır"
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecine ilişkin çok sayıda olumsuz yaklaşım gördüklerini belirten Çelik, sürecin hedefine ulaşmasına odaklandıklarının altını çizen Sözcü Çelik, "Sürekli olarak çeşitli tarih bildirmeler, yol göstermeler, olumsuz değerlendirmeler bu meselenin dışındadır. Devletin kurumları Cumhurbaşkanımızın talimatıyla işinin başındadır. Üzerlerinde düşenleri biliyorlar. Meclis’in onayladığı yasayla birlikte yol haritası iyice berraklaşmıştır. Yol haritasının siyasi ve sosyal tarafı ve aynı şekilde kanuni zemini oluşmuştur. Bundan sonrasında önemli olan mekanizmanın hızlı bir şekilde çalışmasıdır. Bunun karşısında duran, süreci berraklığın dışına çıkarmaya çalışan hangi odak olursa olsun Siyonist işgalciliğin ve emperyalist bölücülüğün yanında kendisini konumlandırmış olur" dedi.
"Filistinlinin toprağına çöken kişinin adı yerleşimci değil, hırsızdır"
İsrail’in Gazze’de saldırılarına devam ettiğini ve Batı Şeria’da yeni adımlar attığına vurgu yapan Çelik, "‘Batı Şeria’da yeni yerleşim yeri açıyoruz’ diyorlar. Biz yerleşim yerleri demiyoruz, biz oralara ‘işgal’ bölgesi değiliz. Bu ‘yerleşimci’ tabiri çok yanlış bir tabir. Filistinlinin toprağına çöken kişinin adı yerleşimci değil, hırsızdır. Filistinlinin toprağında kendisine yer yapmaya çalışan grup her kimse onlar da yerleşimci değil, bir hırsızlık şebekesidir. Onun için bu ‘yerleşimci’ ve ‘yerleşim yeri’ tabirinden uzak durmak lazım. Batı Şeria’yı Gazzeleştirmeye çalışan gelişmeler karşısında bütün gücümüzle gereken mücadeleyi vermeye çalışıyoruz" ifadelerine yer verdi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun seçim kampanyasını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşıtlık üzerine kurmaya çalıştığını ifade eden Çelik, "Bunun bizim için herhangi bir hükmü yok. İsrail’deki bu soykırım şebekesinin Cumhurbaşkanımız hakkındaki bütün açıklamaları hezeyan dolu açıklamalardır ve tamamen yalan siyaseti üzerine kuruludur" şeklinde konuştu.
"Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Meclis’in onayı ve anayasal süreçler dahilinde Türkiye tarafından işletilecektir"
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın muhalefet tarafından istismar edildiğini aktaran Çelik, sözlerine şöyle devam etti:
"Anlaşma, Meclis’e sevk edildi. Fakat şimdiye kadar bu konuda birçok provokasyon yapıldı ve yalan söylendi. Önce bunun NATO’ya alternatif olup olmadığı sorgulandı. Bu anlaşmanın NATO’ya alternatif olmadığını, tam tersine uluslararası güvenlik mimarisinin tamamlayıcı bir mekanizması olduğunu ifade ettik. NATO üyesi pek çok ülkenin de güvenlik mimarisinin tamamlayıcısı olarak içinde bulunduğu başka anlaşmalar var. Anlaşmayı da aynı şekilde düşünmek lazım. Anlaşma kapsamında askeri destek, kuvvet konuşlandırması ve diğer unsurların Meclis’in onayı olmadan hükümetimiz tarafından hayata geçirilmeye çalışıldığına dair bir yalan siyaseti de dolaşıma sokuldu. Böyle bir şey söz konusu değil. Meclis’in onayı ve anayasal süreçler dahilinde bu anlaşma Türkiye tarafından işletilecektir. Başka ülkelerin de anlaşmaya katılması, bu anlaşmanın prensipleri açısından kıymetli olacaktır. Bazı çevreler henüz bilgi sahibi olmadan bunu eksen kayması, kontrolsüz ve onaysız asker gönderme mekanizması olarak değerlendirdiler. Bunlar asılsızdır, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin her türlü yurt dışı görevi Meclis’in iradesine, Anayasamızın 92. Maddesine ve milli egemenlik ilkelerimize tam bir bağlılıkla gerçekleşmektedir. Bundan sonra da böyle olacaktır."dedi.