Bir koalisyon masalı!

Anlaşmaya göre çözüm süreci tabiri rafa kalkacaktır. Erken seçime kadar olan sürede TSK operasyonları olmayacaktır. İmralı görüşmelerinde tüm partilerin temsilcilerinden oluşan gözlemci heyet oluşturulacaktır.

Bir koalisyon masalı!

NEW YORK - 7 Haziran geceyarısı ekranlardan şöyle sesleniyordu Kılıçdaroğlu “Halkın yüzde 60’ı üç partiye görev verdi. AKP gitsin, siz gelin, dedi. Yalana, talana, hırsızlığa, haksızlığa, hukuksuzluğa son verin, dedi. Şimdi CHP, MHP ve HDP olarak bize düşen, bu görevi layıkıyla yerine getirmektir. Kimse, ben şununla oynamam, gibi ergen kaprisleri yapmasın. Bu memleket 12 yıldır çok çekti. Cumhutiyet’imize kastedildiğini nasıl unuturuz? Yolsuzlukları, hırsızlıkları nasıl rafa kaldırırız? Üç parti de AKP’den yolsuzlukların hesabını sormaya söz vermedi mi? Haydi farklarımızı geçici bir süre bir kenara bırakıp hep birlikte AKP’yi iktidardan görevi almak için elele kolları sıvayalım.”

Ertesi gün Bahçeli, “Bebek katilleriyle, bölücü teröristlere sırtını dayayanlarla koalisyonda yokuz” diyordu. Bu arada Demirtaş ise, “Kılıçdaroğlu’na katılıyorum. Milletin verdiği göreve hazırız. Her türlü koalisyon senaryosuna açığız” diye sesleniyordu ekranlardan...

Kılıçdaroğlu’ndan Bahçeli’ye yanıt gecikmedi, “10 küsur milyon Kürdü katil ve bölücü  ilan edemezsiniz. Bu coğrafyada birlikte yaşamaya mecburuz. PKK gökten zembille inmedi. Kürt gençlerinin dağa çıkma nedenlerini ortadan kaldırırsak, PKK’ya gerek kalmaz. Üçlü koalisyona katılmayıp da ne yapacaksınız? Hırsızlarla mı işbirliği yapacaksınız?”

Bahçeli, “Şehit kanlarıyla sulanmış bu vatanı böldürmeyiz.”

Demirtaş, “Biz barış ve huzur içinde birlikte yaşamak istiyoruz. Bu bizim de vatanımız. Bölmek isteyen kim? Siz vatanı parsel parsel satanları, yaman hırsızları ne çabuk unutuyor, affediyorsunuz. Bizim bulunduğumuz koalisyonda yer almayıp da onlarla mı işbirliği yapacaksınız?”

Bahçeli, “Bizim hırsızlarla da işimiz olmaz. Ama HDP’nin aktif yer aldığı koalisyonla da işimiz olmaz.”

Kılıçdaroğlu, “Bu tarihi fırsatı, Cumhuriyeti ve demokrasiyi yeniden canlandırma şansını kimse saplatılarla, egolarıyla harcamamalı. Karşılıklı özveri ve ödünlerle CHP-MHP-HDP koalisyonu için ortak zemin aramadan böyle bir zemin yok, diyeni tarih affetmez.”

Demirtaş, “Biz ülkenin geleceği için özveriye hazırız. Barış ve huzur için ödün vermeye razıyız. Yeter ki uzattığımız zeytin dalına uzansın eller.”

Bahçeli, “O zaman HDP’nin PKK’ya derhal silah bırakma çağrısı yapması ve kurulacak geçici kabineye kerhen destek vermesi ve kabinede yer almaması koşuluyla CHP ile koalisyonu konuşabiliriz.”

Ve koalisyon görüşmeleri başlar. Henüz seçimin üzerinden 2 gün geçmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sonuçlarının şokuyla 4 gün daha insan içine çıkmayacaktır.

Görüşmelerin birinci gününde CHP-MHP-HDP, kurulacak koalisyon hükümetinin misyonunu belirlemeye öncelik verirler. Misyon, iktidarı AKP ve kadrolarının elinden alıp, devlet kurumlarında bir normalleşme süreci başlatmak ve 2016 sonbaharında ülkeyi erken seçime götürmektir.

CHP ve MHP asgari ücetin 1500 TL’ye çıkarılmasında zaten hemfikirdirler. HDP’de bu maddeye destek verir.

Bakanlıklar, oy oranlarına göre CHP ve MHP arasında bölüşülür ve Demirtaş’ın kabine toplantılarında bulunması için ona da İnsan Hakları’ndan sorumlu bir Devlet Bakanlığı verilmesinde anlaşırlar.

Bundan sonra hassas konulara geçilir. Zaman zaman gergin geçen ve tam 36 saat süren müzakere maratonu sonucunda varılan prensipler bir anlaşma metniyle kesinleşecek ve halka açıklanacaktır.

Bu anlaşmaya göre çözüm süreci tabiri rafa kalkacaktır. Erken seçime kadar olan sürede TSK operasyonları olmayacaktır.

Hükümetin tayin edeceği karma heyet ile resmen KCK parti meclisiyle görüşmelere başlayarak, KCK’ya kongre yapma çağrısında bulunulacaktır.

PKK’nın uluslararası gözlemciler nezaretinde silah bırakma anlaşması ve bunun prosedürü için müzakere ve çalışmalara öncelik verilecektir.

İmralı görüşmelerinde tüm partilerin temsilcilerinden oluşan gözlemci heyet oluşturulacaktır. 

Yolsuzlukları örtbas edilen 4 bakan için yeniden fezleke hazırlanarak, kurulacak Meclis Komisyonu’yla konu soruşturularak yargıya yansıtılacaktır.

MİT yeniden Başbakanlığa bağlanacaktır.Siyasi iradenin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu kontrolüne, yönetimine alan yasal düzenleme eski şekline döndürülerek iptal edilecektir.

Ekonomi kurmayları olan bürokratların görevde kalmasına ve partizanca tasviye edilen eski bürokrat, savcı, hakim, asker, polis ve öğretim görevlilerinin görevlerine dönebilmeleri için gerekli yasal düzenlemeler hızla yapılacaktır.

Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde öncelikli olarak kürtçe bilen veya kürt kökenli subay ve asker görevlendirilecektir.

Eğitim ve sağlık hizmetlerine ayrılan bütçe payı hızla ve yeterli oranda artırılacak, tayin bekleyen genç öğretmenler göreve çağrılacaktır.

Bu açıklamayı duyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben görev vermeden kimse hükümet kuramaz.” diyordu. Ertesi gün de hükümeti kurma görevini birinci parti lideri Davutoğlu’na veriyordu.

Ama Davutoğlu’nun görüşme talebini meclise giren her üç parti de medya ve kamuoyu önünde reddedince 29 Haziran Pazartesi günü hükümetin istifa ettiğini ve AKP’nin hükümeti kuramayacağını açıklamaktan başka çaresi kalmıyordu. 

Erdoğan da istemeye istemeye hükümet kurma görevini Kılıçdaroğlu’na veriyordu. Koalisyon anlaşmasını yürülüğe koyan Kılıçdaroğlu da meclisi olağanüstü toplantıya çağırarak, başbakanlığı devralıyordu.

Bunlar sadece masallarda mı olurdu? Gerçekleşme şansı hiç mi yoktu. Vardı. Olur muydu? Olurdu. Ama koalisyonu kurmak için bir lider, biraz da sağduyu lazımdı.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Üzgünüz ilginizi çekebilecek içerik bulunamadı...