Şimdi vitrinde onlar var.
Medyanın abudik dubidik adamları.
Kimi stabilci.
Kimi gündelikçi.
Kimi ‘bir dakka abi birazdan geliyorum’cu…
Aslında Oda TV olmasa özellikle yandaş medyada kimin ne bok yiyeceğinden bir haber olacağız da.
Yok Akitçi onun için şunu demiş.
Yok Selvi Boylum şu yorumu yapmış.
Yok ROK'a cı zokayı yutmuş.
Yok Nagehan, alçıyı yalının yanlış temeline yapmış falan filan..
O onu düdüklemiş.
Bu şunu…
Alayı birbirinin aynı.
Müfteri, zibidi, çürük armut...
Alayının soyu aynı.
Dönemin çakma ve sonradan olmaları.
Şimdi bana yine geçirecekler.
Yine 'küfrederek yazıyor' diye…
Ben, beni düşünürlerken anama direkt sövenleri bilirken!
Eskiden fetöcüler yazardı.
Böbreklerimde taş bırakmazlardı.
Sağolsunlar bugün daha rahat işeyebiliyorum.
Çünkü o taşlar bir yerlerine kaçtı.
Ama ya çiğ süt içseydik.
O zaman karın ağrısıyla anırırdık gazdan eşekler gibi…
Bu ülkede böyle topluma,
Böyle siyaset…
Böyle medya…
Al birini vur ötekine.
Gerçi biz salağız.
Ulan geri zekalı.
Yazsan ne olacak. Çizsen ne olacak?
Var mı vurduğu yerden ses getirecek bir ebabil…
Kuş sesi.
Şöyle tümüne inat gürlesin.
Varsa…
Helal...
Yoksa...
Sahi ya yoksa...
Haaaaaaaaa…
Kızmayın ama adına toplum dediğimizde vurdulu kırdılı filmde ön sıradan bilet alıp izlemeye bayılıyor.
Üstüne bir de bilet de bedavaysa…
Ohhh çıtlat çekirdeği, at kapının önüne...
Sabah nasılsa taşeron temizler!