Yılacağını da sanmıyorum..
TBMM'de konuşuyor.. Sözcükler adrese teslim..
Takkk takkkk takkkkkkkk...
CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz'ı dinliyorum.
Ankara tava çok sıcak.
Hareketli, hararetli..
Şöyle bir baktım da ana muhalefetin elinde böyle kaç yöneticisi var.
1,2,3..Sonra saymayı unutuyorum.
Hatta her ilde birtane ondan olsa CHP üzerinde ki yılgınlıklarının çoğunu atar...
Sürece bakıyorum da...
Neyse bakmayayım....
Yılmaz'ın söylediklerine odaklanayım...
İttifaka ilişkin 'çatır çatır çatlayacaklar' sözleri şu düşenceleri tamamladı..
“Saray ittifakı, Türkiye'de demokrasinin köküne incir ağacı dikme ittifakıdır. Bir kişinin ittifakıdır, bir kişinin koltuğunu garanti altına alma ittifakıdır. Bu Millet bu zilletten kurtulacaktır”
Üzerine AB süreci analizi...
Ortadoğu, İncirlik saptamaları dış politika birikiminin sonucu.
Yılmaz anlatırken 'AB' mi bizi istemiyor, biz mi istemiyoruz' sorusu oluştu kafamda..
İktidar politikalarıyla, AB' de ki ırkçı, islamifobik ve marjin çevrelerin Avrupa'da güç kazanmalarını da üst üste koyduğumuzda Yılmaz'ın da ifade ittiği gibi, AB süreci önemli ölçüde bitme noktasına gelmiştir.
Zaten 72 kriteri bitirsen, AB de önüne başkalarını koyar oda ayrı muamma..
Ama esas olansa kriterleri kraker yapmamak..
Sadece kafa tutmakla...
Heytt demekle bir politika geliştirilemeyeceğine göre..
Öncelik ne olursa olsun, demokrasi, insan hakları, yargı bağımsızlığı ve medya özgürlüğünde hızla ilerleme kaydedilmeli..
Bu konuda hız alır mı Türkiye?
Sanmıyorum..
Kendi adaletin..
Kendi medyan..
Kendi sistemin olduğu sürece zor...
Oysa hep söylüyoruz...
Ta kendin olabilmekle 'kendi' arasında ciddi bir nüans vardır..
"Ta kendin gibi olabilmek” özgürlüktür.
Ta kendin gibi olamadığın durumlar, tutukluluk hallerindir.
Olduğun gibi olduğun; kusurlarınla,kendine özgü davranışlarınla kucaklanmadığın ortamlar,adı her ne olursa olsun; kağıt üzerinde ne kadar doğru gözükürse gözüksün; senin değildir ya da sen oraya ait değilsindir.
Yani burada ki iki kendini iyi analiz etmeli...