Şeker oyununa gelmeyelim

Şeker oyununa gelmeyelim

Şeker oyununa gelmeyelim

Son günlerde gündem nasılda şekere sardı inanılır gibi değil.

Bunca sıkıntının ardından sosyal barışa hizmet etmeyecek olan, bırakın hizmet etmeyi sosyal barışı zedeleyebilecek nitelikteki bu özelleştirme girişimine akıl sır erdirmek mümkün değil.

Durup dururken 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi nereden çıktı, arkasında kim ya da kimler var, hangi güç odakları bulunuyor? Ne olur bilen varsa bana da anlatsın.

Bütün sorunları çözdük te iş verimsiz çalıştığı söylenen şeker fabrikalarına mı geldi?

Kim ne derse desin şeker fabrikaları bu ülkede tarihi bir misyona sahiptir. Ülke tarımının yıllardır bel kemiği noktasındadır. Sosyal barışın teminatı ülke güvenliğinin olmazsa olmazıdır.

Kısaca şeker stratejik bir üründür.                                                                                     

İş, öyle bir noktaya geldi ki ‘cumhur ittifakı’ ortakları bile karşı karşıya kaldı. Öyle ki AK Parti kanadı ‘satacağım’ derken, MHP kanadı ‘sattırmam’ düşüncesinde. Şu sıralar ittifak içinde bence içten içe bir kriz söz konusu.

Bakalım şeker krizi ‘ittifak’ı sandıktan önce çatlatır mı? Göreceğiz.

Ya da danışıklı dövüşte olabilir.

Konuyla ilgili Ak Parti geçmiş dönem milletvekili Önder Matlı’dan bir mesaj aldım.

Şunları söylüyor:

“Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi Cargille ilişkilendirilip sabote edilmeye çalışılıyor. Bir kere Türkiye de şeker üretimi bitmedi. Ancak neden kimse Türkiye dünyanın en pahalı şekerini tüketiyor diye itiraz etmiyor? Şu anda şeker piyasasının en büyük problemi serbest rekabet ortamının olmamasıdır. Bundan Cargill firması da istifade ediyor, diğerleri de”

Devam ediyor:

“Yılda sadece 10 gün çalışan şeker fabrikalarının olduğu bir ülkede tüketicinin milletin kayıplarının da tartışılması gerekir. Sağlıkla ilgili regülasyonlar açık, titiz bir şekilde uygulanmalı. Ancak şeker piyasa regülasyonlarının artık sil baştan düzenlenmesi gerekiyor”

Bunlar Matlının görüşleri;

Naçizane şunu söylemek istiyorum;

Bu işin arkasında Amerikalı nişasta bazlı şeker üreticisi mi var, yoksa yerli şeker üreticilerimi var; onu bilemem. Ama bu protesto girişimlerinin satışı sabote etmek olarak değerlendirilmesini doğru bulmuyorum.

İkinci bir husus dünyanın en pahalı şekerini tüketme meselesidir.

Birde yılda 10 gün çalışma meselesi…

Tabii ki bir işletmenin yılda 10 gün çalışarak rekabet etme şansı yok. Devlete düşen bu işletmeleri verimli hale getirebilmektir.

Malum piyasanın çok basit kuralı var; arz ve talep.

Arz yetersiz, talep fazla olursa fiyatlar artar.

Arz fazla talep az olursa fiyat düşer.

Demek ki neymiş arzı artırmak gerekirmiş. Şeker fabrikalarını satmak değil.

İktisadın kuralı ortadayken neden pancar ekimine kota kondu, neden ekim alanları daraltıldı. Neden insanlar üretimden uzaklaştırıldı?

Neden?

Neden?

Neden?

 Bu ülkeyi yönetenlerin bu kadar basit iktisat kuralından haberi mi yok?

Ayrıca Avrupa ve Amerika nişasta bazlı şeker yani mısır şurubu üretiminden çekilip sermayedarlarını bizim gibi gelişmekte olan ülkelere kaydırmasının izahı var mı?

Yoksa bizi çok mu seviyorlar!

Ülkede Kanser vakaları kol geziyor. Uzmanlar baş sorumlusu olarak da nişasta bazlı şekeri ve hazır gıdaları gösteriyorlar.

O halde neden biz bu kadar hevesliyiz.

Bakın arkadaşlar sağlıklı toplum istiyorsak nişasta bazlı şekerden, genetiği değiştirilmiş ürünlerden ve hazır gıdalardan uzak durmalıyız.

Şeker fabrikalarını satmak yerine verimli çalıştırmaya odaklanalım.

Şeker fabrikalarına dokunmayalım, oyuna gelmeyelim.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Üzgünüz ilginizi çekebilecek içerik bulunamadı...