Papa orgazm olur mu?

Papa orgazm olur mu?

Papa orgazm olur mu?

Jacques Brel’ in çok güzel bir tanımı var..

Derki…

‘”Serüvene koşmak için trenler bekliyorsan, güneşi yakalayıp gözlerine yerleştirmek için, beyaz yelkenlerin gelip seni almalarını bekliyorsan, yarına inanmak için günbatımına, iyi kalpli görünmek için zayıflığa, güçlü görünmek için öfkeye ihtiyacın varsa, demek ki, Hiç bir şey anlamadın!’

Aslında toplumun önemli bir bölümü bu işlerden hiçbir şey anlamıyor..

Yani birileri diyor ki..‘değişecek, çıkacak. Yoksa senden adam olmaz’…

Eee o onu dedi diye, ben kuyruklu madam mıyım? Ağabeyler, ablalar, boyalı basının önemli silahşörleri hepsine göre birçok şey ‘demokrasi ayıbı’… Yerim ayıbı..

Yaa olsun olmasın demiyorum da, kafama takılan şu..Madem hepimiz bu kadar düşkündük, yıllarca bu ayıbı midemize sindirip nasıl yaşadık.? Sahi nasıl bir şey bu demokrasi, kime ne göre?

Önümüze birileri koymasa, biz bunu da tartışmayacağız ya neyse..

Bir ceza davam vardı…Hiç unutmuyorum..

Canlı yayın sırasında ağzımdan ‘ ne idüğü belirsizler’ diye bir şey çıktı..

İş sonrasında öyle bir hal aldı ki…Harbiden pazardan bulunmuş iki kişi ‘davacı’ pozisyonundaydı..Avukatım uyardı..

‘Bak sakın ağzını açma. Paraya da çevrilmiyor, Yoksa içeri gireceksin en az 3-5 ay yersin’ diye.. Hakim soruyordu tanık diye çıkartılan çakmaya

‘Sen bu adamı tanıyor musun’ diye..O da… ‘Evet, abi iyi ağabey…’

‘-Peki hiç karşılaştın mı, yüz yüze geldin mi, sana bir şey söyledi mi?’

Yanıt ‘hayır’ oldu..

‘- E oğlum niye açtın davayı’ dediğin de hakim, öyle sus pus kaldı..

Ben düşüncemi söylemiştim..Hala da arkasındayım..

Bunu da böyle söyledim hakime..Sonra beraat ettim..

Şimdi burada ayıp olan ne? Benim söylediğim mi, davayı açanlar mı, demokrasi gereği ‘bu ayıp’ deyip yıllarca susan şimdi konuşanlar mı? Orta da kocaman bir ayıp var da…Herkes kendi özgürlüğünün, kendi demokrasisinin peşinde..

Bir gün bir partinin lideri, eski bir başbakan için de ‘sinirleri alınmış bonfile gibi’ demiştim..

Hala söylüyorum…Castro’ nun Küba’sını 4-5 kez gezdikten sonra ‘ulen ülkenin para birimi pezo, Castro en büyük pezo…..’ demiştim. Onlarda yasak koymuştu sonrasında.

Al sana sosyalizm. Tabi büyükelçinin gözünden kaçan bu eleştirimin oklarını sonrasında Ertuğrul Özkök göğüslüyordu. Küba’lılar onu çok seviyor..!

Aaa sonra birde Vatikan’a ve Papa’ya takmıştım.. Adam açıkça haçlı seferindeydi.
Kendi kendime 'g' noktası sendromu oluşmuştu.

Aslında kadın vücudunda cinsel istek uyandırmayan nokta yoktur. Yeter ki dokunmayı bil.Yani sonuçta cinsel yanıta yol açmayan bölgesi olmayan kadının verdiği hazzı algılayan erkeğin işlevi de beyniyle bunu tamamlamak. E kendine çok şeyi yasaklayan eli kitaplı kilise demokrasisi de haçlı seferleriyle nasıl bir tatminin peşinde?

Oda öyle rahatlıyor. Adı da şarıl şarıl dünyaya hükmetme arzusu.
Şimdi soracaklar "ee arzular şelaleyse içsek kana kana"...

Malzeme çokta, demokrasi havariliği yapıp ‘ayıp’ diyenleri yanımızda görsek amuda kalkacağız.Birileri sadece amuduyla götürdüğü için işine gelmiyor..

Paraya da çevrilmeyen ceza davam sürerken o dönem en güzel espriyi telefonda eski patronum yapmıştı.. ‘Ben sana bir takım fanila birde birinci sigarası yollarım’…Sigara hiç içmedim ama o gün bu gündür fanila antrenmanı yapıyorum.Küba purosu da bacakta iyi gider.

Ya neyi yapacaksak yapalım..Sallayın Avrupa’yı, Amerika’yı..Kendimiz için yapalım yeter..
Yasalar, yasamasalar, düzenlemeler.

Bende yazı demokrasisi adına bir çeşni yapıp koydum ortaya..

Ama kimin arabasına binerseniz binin, bir bakın bakalım şoförü güzel mi?

Sahi tekrar soruyorum. Aklıma geldi yine..

Papa orgazm olur mu?

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Üzgünüz ilginizi çekebilecek içerik bulunamadı...