Uzaktan davulun sesi hoş gelirmiş. Hoş gelir gelmesine de, işte o davulun nağmeleri içini titretir insanın, ruhunu kaşır. Bir güç, bir silkinme uyanır ruhunda…
Ne olduğuna bakmadan kabarır bütün duyguları, ya içten içe bir erime veya şahlanan bir Anadolu delikanlısı çıkıverir o bedenden ortaya…
İşte bu yüzden kavgasız bitmez düğünler… İşte bu yüzden en delikanlı adam bir iki dönerken karizmayı çizdirip kıvıra kıvıra rezil olur âlemlere…
Ruhundaki yumuşak duyular ve de bedendeki sert kaslar izin vermez kolay kolay kıvrak danslara. İster istemez çıkıverir ortaya bir garip dans figürü, bacaklar çiftetellinin kıvrak ritmiyle fıkır fıkır oynarken abimin üst yanı zeybek ağırlığında bir oyun sergilemeye başlar.
Hunharca sergilenen bu dans figürlerinin hafif içkiyle yumuşaması sonradan çıkma olasılığı yüksek kavganın da habercisidir.
Daha yarım saat önce pist üzerinde birbirlerine göbecikler atıp gerdan kıranlar arasında başlayan husumet daha oracıkta kendisini gösterir.
Yahu haber izlerken gerdan kıvırma kalça sallamaya nasıl geldim?
Gelirim elbet.
Bir yanda şehit cenazesi ve şehitlerin acılı ailelerinin yakarışları, cenazeye katılan üst düzey yerel ve genel bürokratlar…
Diğer yanda ülke ve halk gündeminden çok uzak beyanlar, açılışlar, kongreler, ticari ve iktisadi başarılar, petrol fiyatları, doğalgaz zamları, mazot indirimi, bir saat sonra bindirimi, kadın cinayetleri, diyet formülleri, futbol transferleri, kulüp kongreleri, delegeleri azaları, üyeleri…
Bilumum ipe sapa gelmez haberler içerisine serpiştirilmiş felaket haberleri, trafik kazaları, Allah’ın cezaları, el âlemin fezaları, mankenlerin füzeleri. Avrupa’nın müzeleri, futbolcuların imzaları…
Ne denge kalır ruhunda, ne de yürek kalır bedeninde. Allahtan bazı kanallar haber aralarına bir iki kedi videosu falan sıkıştırıp yüzümüzü güldürüyorlar.
“Dün dündür” diyen rahmetliden, “Bugün dündür” diyene kadar hepsi kafamızın içinde çorba…
Sadeleşmek gerek, arınmak gerek. Düne bakıp yarına söylenen sözlere dikkatle uymak gerek. Uyduğumuz şeylere inanmak gerek.
Kıble açısı ararken “KOMŞUSU AÇKEN, TOK YATAN BİZDEN DEĞİLDİR” diyeni iyi anlamak gerek.
“YURTTA SULH, CİHANDA SULH” diyeni kavramak gerek.