Kırşehir, Kırklareli, Zonguldak yani Bursaspor’un son 3 maçını izlerken sürekli düşündüm; ‘’Bursaspor’da bu sezon göreve gelen teknik heyetler neleri, nasıl çalıştırmıştı ki oyuncular maçlarda bunları icra edemiyor?’’
Futbolcular hocalarını mı anlamadılar, yoksa hocalar mı meramını anlatamadı? Ya da mevcut kadro yetenek, kalite, kapasite ve de iyi niyetten, takımdaşlık duygusundan yoksun oyunculardan mı kurulu?
Futbolcuların iyi niyetli olup olmadıklarına bir şey söylemek çok mümkün değil, ellerinden geleni yapıyorlar kendilerini oyuna veriyorlar. Ancak futbol kaliteleri bu iyi niyetin üstüne koyarak onları hedefe oynatacak kıvamda değil.
Ekstraları yok...
Düşünmeyi sürdürdüm; ‘’Acaba, puan cetvelinde Bursaspor’un üzerinde yer alan takımların oyuncuları daha üst seviye futbolcular mı?’’
Yetişebildiğim kadarıyla gruptaki tüm maçları izlemeye çalışan biri olarak izlenimlerim odur ki; bu ligde öyle takımlar var ki, klasmanda durdukları yerle kadro yapıları ters orantılı!
Mesela girişte söz ettiğim 3 takımda sahada futbolcu gibi duran 4-5 oyuncunun dışındakiler gireniyle çıkanıyla normal vatandaş!
Bursaspor’un şu haliyle onlardan fazlası var eksiği yok...
O zaman sıkıntı nerede?
Genelde aynı ayarda takımların yer aldığı TFF 2.Lig’de olduğu gibi bir üst hedefine hedefine oynayan takımlar doğası gereği topa hükmeden takım olmak zorunda. Bursaspor kaybettiği maçlarda bile topa hep hükmetti.
Burada sorun yok.
Konuya daha iyi anlaşılması amacıyla biraz hiciv katarak bir benzetme ile devam edelim... Bizim çocukluğumuzda siyah beyaz filmlerin esas çocukları vardı.
Şimdi dönüp bugünün kadrosuna bakalım.
Bu sezon Bursaspor’un esas çocukları kim ya da kimler?
Nitekim Bursaspor’un başarılı olduğu sezonlarda takım hep sözünü ettiğimiz iki çapaya sahipti. Mesela şampiyonluk döneminde Ivan Ergiç-Turgay Bahadır, daha sonraları Batalla-Altidore, Ndiaye-Pinto, Belluchi-Fernandao, Josue-Bakambu ikilileri Timsah’ın maestroları ve skor üreticileriydi.
2 sezon öncesine dönersek; Burak Altıparmak-Massimo Bruno ve geride kalan dönemde ise Hasan Ayaroğlu-Enver Cenk Şahin ikilileri hem oynatan hem de skora katkı koyan benzer görevleri yürütmekteydiler.
Bugüne bakarsak Ozan İsmaiİ-Emre Tepegöz-Yusuf Sertkaya üçlüsü bu yükü taşımaya çalışıyor. Ancak kapasiteleri yeterli olmadığı içinde ileri uçtaki Çağatay ile Berat ikilisi yeterince beslenemiyor haliyle de takım pozisyon fukarası durumuna düşüyor.
Özetlersek; futbolda ‘playmaker’ yani esas çocuğunuz- maestronuz yoksa skorda da yoksunuz!