Frutti Extra Bursaspor lig maçında yenilmelerine karşın iyi performanslarının üzerine her geçen hafta yeni bir şeyler eklediklerini sevinerek gördüm.
Rakip tam bir üçlük makinesi gibi, kritik anlar geldiğinde bu silahını iyi kullanan ekip. Rytas Vilnius, aynı Tofaş gibi üç maçta tek galibiyet alabilmiş takımdı.
Gerçekten mücadele bir basketbol sever olarak beni çok mutlu etti. Geceden tek üzüntüm ise, Tofaş’ın bu kritik maçında tribünlerin arzuladığım gibi dolu olmamasıydı.
Sanıyorum, haftalar ilerledikçe, maçların tempoları da arttıkça, ben Bursalı basketbol severlerin tribünlerdeki yerlerini alacaklarına inancım tam.
TUVALET DEĞİL HAVUZ
Gelelim Bursa’nın 7 bin 500 seyirci kapasitesi salonuna. Biz gazeteciler ya merdivenlerden üst kata çıkacağız ihtiyaçlarımızı gidermek için ya da zemindekileri kullanacağız.
Ben yukarıya çıkmak yerine zeminindeki tuvaletleri kullanmak zorunda kaldım. Ancak tuvalete mi girdim, havuza mı? girdim çözemedim. Zeminin her yeri su ile kaplı. Özürlü tuvaletinden taşan sular, ortalığı göle döndürmüş. Fayans üzerinde kayıp pis sularla yıkanmamak için bin bir zahmetle yürüdüm.
Sevgili Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yetkilileri birazda bu güzel tesise sizlerde bakın. Gözlerinizle değil. Her şeyi Tofaş’tan beklemeyin. Devletin gücünü siz de gösterin. Bir de şunu hatırlatayım, basın odasının patlayan tavanını yaptınız mı? Merak ettim.
BURSA’YA İHANET ETMEYİN
Artık Bursa’da Atatürk adını taşıyan hiçbir tesisin yaşamayacağına inanmaya başladım. Atatürk Stadı bir inat uğruna yıkıldı.
Atatürk’ün maddi katkı koyarak yaptırdığı tarihi tribün kalacak, müze olacak, kupalar, kentin spor tarihi burada sergilenecek dendi, ama nedendir bilinmez yerle bir edildi.
Bu yeşil alan Kültürpark’a dahil edilecek dendi. Stadı yerinde yapabilmek için için zemin yetersiz. Kazdıkça su çıkıyor denmişti, şehri yönetenler tarafından. Oysa onlarca metre aşağıya inilip beton alanlar, otoparklar, dükkanlar yapıldı.
En büyük üzüntüm, büyük mutluluklar yaşadığım tarihi stadın yıkılıp giderken, birkaç gazeteci dışında hiç kimsenin sesini çıkartmaması, gazeteleri yönelenlerin bile bu yıkıma sessiz kalmalarıydı.
Şimdi sıra Atatürk Spor Salonu’na gelmiş.
Burasını da Millet Bahçesi içerisine katacaklarmış. Arkadaşım Tarık Çapçı’nın yazısında gördüm ve inanın kahroldum.
Şimdide salonun yanı sıra Atatürk kapalı yüzme havuzu, sonras ında gözü Atatürk Lisesi’ne dikmişler.
Eğer sizler buraları 3 milyonu aşan nüfusa sahip olan Bursa’da başka salonlar açmayacaksanız, bunları yıkıp yeşil alana katacağız diyerek Bursa’ya ihanet etmeyin.
Etmek istiyorsanız, bunun faturasını da günü geldiğinde acı bir şekilde öderseniz.
Bursalı bu kadar büyük ihanetleri hiçbir zaman unutmaz.
Ben bunun örneklerini de gördüm ve yaşadım.