Türkiye Psikiyatri Derneği'nden 'Uluslararası İşkenceyle Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü' açıklaması

Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu 'Uluslararası İşkenceyle Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü' nedeniyle bir basın açıklaması yayınladı.

Türkiye Psikiyatri Derneği'nden 'Uluslararası İşkenceyle Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü' açıklaması

 YAPILAN AÇIKLAMADA;

“İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme” Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 1984 yılında kabul edilmiş ve 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ülkemiz Sözleşmeyi 1988 yılında kabul etmiş ve Anayasa ve Ceza Kanunu'nda işkenceyi yasaklamıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 12 Aralık 1997 tarihinde aldığı kararla, 26 Haziran "Birleşmiş Milletler İşkence Mağdurlarına Destek Günü" olarak kabul edilmiştir.

Öznelliğin Parçalanması ve Sistemsel

Şiddet İşkence, yalnızca münferit bir şiddet eylemi veya yasa dışı bir sorgu yöntemi değil, öznenin bütünlüğünü, özerkliğini ve hayata tutunma zeminini hedef alan sistemsel, kurumsal ve çok katmanlı bir saldırıdır. Türkiye Psikiyatri Derneği olarak, insanın ruhsal ve bedensel dokunulmazlığını savunmayı mesleki ve etik varoluşumuzun en temel şartı sayıyoruz. İşkence, devletin ya da egemen gücün aygıtları eliyle, bireyin iç dünyasında "güven veren" ve "koruyan" tüm ruhsal kaynakların kasıtlı olarak yıkılması sürecidir. Kişi, en tanıdık ve güvenli bulması gereken kamusal alanlarda ya da kurumlarda mutlak bir çaresizlik ve tekinsizlik içine itilir. İşkence, insan zihninde sindirilmesi ve anlamlandırılması imkânsız dehşet odakları biriktirir. İşkencenin yarattığı tahribat sadece fiziksel acıyla sınırlı kalmaz; bireyin dünyayla, ötekiyle ve kendisiyle kurduğu bağları parçalayarak onu derin bir yabancılaşmaya sürükler.

 Ancak işkence, sadece onu doğrudan deneyimleyen bireyin ruhsal dünyasını hedef almaz. İşkence; devlet aygıtı ya da kurumsal güç tarafından tüm topluma yöneltilen bir tehdit ve denetim aracıdır. Toplumsal bellekte sürekli kılınmak istenen bu dehşet, insanları atomize etmeyi, kolektif dayanışma ağlarını çözmeyi ve her bireyi kendi yalnızlığına hapsetmeyi amaçlar. Dolayısıyla işkence, doğrudan toplum ruh sağlığını felç etmeye yönelik bir saldırıdır.

Kuşaklararası Aktarım

İşkencenin ve sistematik kötü muamelenin yarattığı travma, yaşandığı anla sınırlı kalmayan, zamanı ve mekânı aşan bir sürekliliğe sahiptir. Tedavi edilmeyen, üzeri örtülen ve adaletle onarılmayan her travmatik yaşantı, sessizlik sarmalları aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılır. Toplumsal güvensizliğin kronikleştiği bu iklimde, bireylerin özdeğersizlik, yalıtılmışlık, tehdit hissi ve gelecek kaygıları kalıcı bir varoluş biçimine dönüşür ve şiddet toplumun kılcal damarlarına sızar. Okullarda, sokaklarda ya da ev içlerinde tanık olduğumuz öfke patlamaları ve şiddet eylemleri geçmişten bugüne süzülen bu yapısal şiddet iklimiyle de ilişkilidir.

Bilim, Etik ve Dayanışma Sorumluluğumuz

Türkiye Psikiyatri Derneği olarak, işkencenin ve kötü muamelenin ruh sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini belgelemek ve bu travmaya maruz kalmış her bireyin ruhsal onarım sürecinde yanında olmak, bilimsel ve etik sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluk; işkence mağdurlarına yönelik psikiyatrik değerlendirme ve destek süreçlerini güçlendirmeyi, tanıklık ve belgeleme pratiklerini uluslararası standartlara uygun biçimde yürütmeyi ve tüm ilgili kamu kurumlarını ile uluslararası kuruluşları etkili bir hukuki ve psikososyal onarım mekanizması oluşturmaya davet etmeyi kapsamaktadır.

Ruhsal iyilik hali, ancak insanın bir nesneye indirgenmediği, haklarıyla var olabildiği adil ve şeffaf bir toplumda mümkündür. İşkenceyi ve her türlü insanlık dışı uygulamayı akla uyduran her söylem, bireylerin ve toplumun vicdanında onarılması güç gedikler açar. Gerçek iyileşme; suskunluğun kırıldığı, kolektif hafızanın adaletle buluştuğu ve insan onurunun her şeyin üstünde tutulduğu bir toplumsal sözleşmeyle mümkündür.

26 Haziran Uluslararası İşkenceyle Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü vesilesiyle, işkencesiz bir dünyanın sadece hukuki değil, ruhsal bir hak olduğunu bir kez daha hatırlatıyor; işkenceye karşı her türlü hukuki ve psikososyal mücadelede sivil toplum kuruluşlarını, sağlık meslek örgütlerini ve uluslararası kuruluşları ortak tutum almaya çağırıyor; bilim, etik ve dayanışmanın gücüyle insan onurunu savunmaya devam edeceğimizi taahhüt ediyoruz.

Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu 

https://www.turkhaber.com/haber/uludag-enerji-enerjini-gelecege-tasi-projesiyle-70-bin-ogrenciye-ulasti-4147268.html

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR