Nilüfer TUNÇ

Nilüfer TUNÇ

Üniversite sınavını kazanmak yetmiyor

Üniversite sınavını kazanmak yetmiyor

Bir zamanlar YKS tercih masasında gençlerin hayalleri konuşulurdu.

“Doktor olacağım”, “mühendislik okuyacağım”, “Ankara'ya, İstanbul'a gideceğim” denirdi.

Şimdi aynı masanın üzerinde bir de hesap makinesi var.

Yurt kaç lira? Ev kiraları ne kadar? Yemek, ulaşım, kitap ne tutar? Vakıf üniversitesinin ücreti gelecek yıl nereye çıkar? Ailenin bütçesi dört ya da beş yıl buna dayanabilir mi?

Ve belki de hepsinden önemlisi:

Bu genç mezun olduğunda iş bulabilecek mi?

YKS tercih maratonu geride kalırken, milyonlarca genç ve ailesinin önündeki asıl sınav şimdi başlıyor.

Çünkü Türkiye'de artık üniversiteyi kazanmak tek başına büyük bir sorunu çözmüyor. Tam tersine, bazı aileler için yeni ve çok daha ağır sorunların kapısını açıyor.

Ayrıca günümüzde üniversite diplomasının anlamı da değişti.

Bir dönem diploma, iyi bir mesleğe ve daha iyi bir hayata açılan güçlü bir kapıydı. Bugün ise üniversite mezunu olmak, kendi alanında iş bulmaya bile yetmeyebiliyor.

Elbette yükseköğretimin yaygınlaşması, daha fazla gencin üniversite eğitimine ulaşabilmesi önemli bir kazanımdır. Sorun üniversitelerin Anadolu'ya yayılması değil, nicelikteki büyümenin nitelikle aynı hızda desteklenememesidir.

Yeni fakülteler açıldı, bazı bölümlerin kontenjanları yıllar içinde büyüdü. Ancak her yerde akademik kadro, laboratuvar, uygulama alanı ve eğitim altyapısı aynı ölçüde gelişmedi.

Sonuçta gençlerin bir bölümü yoğun teorik bilgiyle mezun olurken, iş hayatının istediği uygulama deneyimine sahip olamıyor.

Ortaya tuhaf bir tablo çıkıyor.

Bir tarafta yıllarca okuyup kendi alanında iş bulamayan, diplomasıyla baş başa kalan gençler...

Diğer tarafta, “Aradığımız nitelikte eleman bulamıyoruz” diyen iş dünyası...

Demek ki mesele artık gençlere yalnızca diploma vermek değil. O diplomayı verirken gençleri bilgiyle, beceriyle ve gerçek hayatın ihtiyaçlarıyla buluşturabilmek.

Sorunun bir de ailelerin cebini doğrudan ilgilendiren tarafı var.

Vakıf üniversitelerinin ücretleri birçok orta gelirli aile için ulaşılması son derece güç seviyelere çıktı. Burs kazanmak bile her zaman sorunu çözmüyor. Barınma, yemek, ulaşım, kitap, bilgisayar ve diğer eğitim giderleri eklendiğinde ortaya ağır bir fatura çıkıyor.

Üstelik sorun yalnızca vakıf üniversiteleriyle sınırlı değil.

Başka bir şehirde devlet üniversitesi kazanan öğrencinin ailesi de kara kara düşünüyor.

Yurt bulunabilecek mi?

Bulunamazsa ev kirası nasıl ödenecek?

Yemek, ulaşım ve diğer ihtiyaçlar nasıl karşılanacak?

Özellikle büyükşehirlerde bir öğrencinin aylık yaşam gideri, birçok ailenin bütçesinde artık başlı başına büyük bir kalem.

Bu nedenle üniversite tercihlerinde gençlerin hayalleriyle ailelerin ekonomik gerçekleri giderek daha fazla karşı karşıya geliyor.

Genç “Ben bu bölümü istiyorum” diyor.

Aile ise istemeden de olsa başka sorular sormak zorunda kalıyor:

“Bu şehirde seni okutabilir miyiz?”

“Bu üniversitenin ücretini dört yıl karşılayabilir miyiz?”

“Mezun olduğunda iş bulabilir misin?”

İşte asıl üzerinde düşünmemiz gereken mesele burada.

Üniversite tercihi, bir gencin yeteneğine, merakına ve hayallerine göre yapması gereken hayat seçimidir. Ailenin banka hesabına göre şekillenen bir mecburiyet olmamalıdır.

Türkiye'nin daha fazla üniversite binasından önce daha nitelikli üniversitelere ihtiyacı var.

Akademik kadroları güçlendirmek, laboratuvar ve uygulama imkanlarını artırmak, müfredatı çağın ve iş dünyasının ihtiyaçlarıyla buluşturmak gerekiyor. Öğrencilerin barınma ve beslenme sorunları da eğitimin dışında görülemez. Çünkü barınacak yer bulamayan, yeterli beslenemeyen ya da ailesinin gönderdiği paranın ay sonuna yetip yetmeyeceğini düşünen bir gençten yalnızca derslerine odaklanmasını bekleyemeyiz.

Bir ülkenin gençlerine verebileceği en büyük vaat, yalnızca üniversitenin kapısını açmak değildir.

O kapıdan girdiklerinde iyi eğitim alabileceklerine, insanca yaşayabileceklerine ve çıktıklarında kendilerine bir gelecek kurabileceklerine inanmalarını sağlamaktır.

Çünkü üniversite hayali ailelerin altından kalkamayacağı bir faturaya, diploma da gençlerin duvarına astığı pahalı bir hatıraya dönüşmemeli.

Gençler üniversiteyi değil, geleceklerini seçebilmeli.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ