ZAFER ÖZCİVAN

ZAFER ÖZCİVAN

EKONOMİST - YAZAR

HESAPLANMIŞ RİSK

HESAPLANMIŞ RİSK

Hayatın hemen her alanında sık duyduğumuz bir söz vardır: “Risk almayan kazanamaz.” İlk bakışta kulağa oldukça iddialı gelen bu sözün içinde önemli bir gerçek saklıdır. Çünkü büyük başarıların çoğunun arkasında belli ölçüde risk vardır. Ancak burada çoğu zaman gözden kaçan çok önemli bir ayrıntı bulunur: Her risk aynı değildir. Bir de “hesaplanmış risk” diye bir kavram vardır.

Hesaplanmış risk, gelişigüzel hareket etmek değildir. “Ne olursa olsun, deneyeyim” anlayışı da değildir. Hesaplanmış risk; olası sonuçları düşünerek, artıları ve eksileri değerlendirerek, zarar ihtimallerini azaltmaya çalışarak adım atmaktır. Kısacası bu yaklaşım, gözleri kapatıp karanlığa atlamak değil, eline bir fener alıp yolun ne kadarını görebiliyorsan o kadarını inceleyerek ilerlemektir.

Günlük hayatımızda bile aslında sürekli hesaplanmış riskler alıyoruz. Sabah işe gitmek için farklı bir yol seçmek bile küçük bir risktir. Trafik yoğun olabilir, zaman kaybedebilirsiniz ya da tam tersine daha kısa sürede varabilirsiniz. İnsanlar çoğu zaman farkında olmadan bile karar verirken bazı hesaplar yapar.

Ekonomide ise hesaplanmış risk çok daha önemli bir yere sahiptir. Bir esnaf yeni bir şube açarken, bir çiftçi farklı bir ürün ekerken, bir yatırımcı parasını değerlendirirken ya da bir girişimci yeni bir iş kurarken sürekli bu düşünceyle hareket eder.

Bir düşünelim. Bir kişi elindeki bütün parasını hiç araştırmadan yeni duyduğu bir işe yatırırsa bu cesaret değil, çoğu zaman dikkatsizlik olur. Çünkü piyasa koşullarını, maliyetleri, olası kayıpları ve getirileri hesaplamadan hareket etmek ciddi zararlar doğurabilir.

Ama aynı kişi önce araştırma yaparsa, uzman görüşlerini incelerse, piyasayı takip ederse ve tüm birikimini değil de belirli bir kısmını kullanırsa iş değişir. İşte burada hesaplanmış risk ortaya çıkar.

Aslında başarılı insanların hikâyelerine bakıldığında çoğu zaman şunu görürüz: İnsanlar başarıya rastgele davranarak ulaşmamıştır. Dışarıdan bakıldığında büyük bir cesaret örneği gibi görünen birçok kararın arkasında uzun süren hesaplar, araştırmalar ve hazırlıklar vardır.

Bir girişimci yeni bir şirket kurmadan önce aylarca pazar araştırması yapabilir. İnsanların ihtiyaçlarını inceler, rakipleri değerlendirir, sermaye durumunu hesaplar. Sonunda yine de risk alır. Çünkü geleceği yüzde yüz bilmek mümkün değildir. Fakat bu risk, bilinmezliğin içine gelişigüzel yürümek değildir.

Hayatın en büyük gerçeği şudur: Risksiz bir yaşam neredeyse yoktur.

Bazı insanlar hiç risk almamayı güvenli bir yol olarak görür. Ancak riskten tamamen kaçmak da ayrı bir risk yaratabilir. Çünkü değişmeyen dünya yoktur. Ekonomi değişiyor, teknoloji değişiyor, çalışma hayatı değişiyor. Aynı yerde duran kişi zamanla geride kalabilir.

Örneğin yıllar önce birçok küçük işletme internet üzerinden satış yapmaya mesafeli duruyordu. “Biz yıllardır böyle çalışıyoruz” düşüncesi hakimdi. Ancak zaman içinde dijital dönüşüme uyum sağlayan işletmeler büyürken değişime direnenlerin bir kısmı zorlandı.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Hesaplanmış risk ile gereksiz risk arasında büyük fark vardır.

Bir insan yağmurlu havada şemsiyesini alarak dışarı çıkıyorsa riskin etkisini azaltmaya çalışıyordur. Ama fırtınanın ortasında hazırlıksız şekilde yola çıkıyorsa bu başka bir durumdur.

Ekonomide de benzer bir tablo vardır. Bir şirket bütün kaynaklarını tek bir alana yatırdığında büyük bir tehlike oluşabilir. Çünkü işler ters giderse zarar çok büyük olabilir. Ancak yatırımlarını farklı alanlara dağıtmak, alternatif planlar hazırlamak ve olası krizleri önceden düşünmek hesaplanmış risk anlayışının bir parçasıdır.

Bugün dünya ekonomisinin karşı karşıya olduğu birçok gelişme de aslında bu kavramı yeniden gündeme getiriyor. Ülkeler enerji yatırımlarında, teknoloji alanında ve üretim modellerinde karar verirken sadece bugünü değil geleceği de düşünmek zorunda kalıyor.

Çünkü yanlış hesaplanan bir risk yıllarca sürecek ekonomik sorunlar yaratabilirken doğru hesaplanan bir risk ülkelere büyük fırsatlar sağlayabiliyor.

İnsan hayatı açısından bakıldığında da durum farklı değildir. Yeni bir işe başlamak, şehir değiştirmek, eğitim almak ya da farklı bir alana yönelmek çoğu zaman risk içerir. Ancak insan bazen bulunduğu yerde kalmanın da görünmeyen riskleri olduğunu fark etmelidir.

Belki de asıl mesele riskten kaçmak değildir. Asıl mesele, hangi riskin alınmaya değer olduğunu anlayabilmektir.

Çünkü başarı çoğu zaman korkusuz insanların değil, korkularını yönetebilen insanların kapısını çalar.

Hesaplanmış risk işte tam burada devreye girer. İnsanı düşünmeden hareket etmekten de sürekli beklemekten de uzaklaştırır. Bize şunu öğretir:

“Her adımın bir belirsizliği vardır ama doğru hazırlıkla o belirsizliği yönetmek mümkündür.”

Hayatta bazen ilerlemek için risk almak gerekir. Ancak önemli olan, o adımı gözleri kapalı değil, gözleri açık atabilmektir.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ