Uludağ'da kayak yapıldığı zaman insanlar, pistlerde kayak yapmanın ne olduğunu tam olarak bilmiyordu...
Tahta ve plastik borularla yaptıkları kızaklarla kayıyordu...
O dönemlerde en fazla Uludağ merak ediliyordu…
Bursa'ya gelip, Uludağ'a çıkanlar ayrıcalıklı oluyordu...
İşletme sahiplerinin, tıkırına da diyecek yoktu...
Türkiye'de bir başka kayak merkezi olmadığı için fiyatları yüksek tutup, iyi para kazanıyorlardı...
Her yılın aralık ayında açtıkları otellerini, mart ayında kapatıyorlardı...
Tek oldukları içinde tüm hizmeti devletten bekliyorlardı...
Birileri de çıkıp, "Arkadaş, biz buradan ekmek yiyoruz. Elimizi de taşın altına koyalım. Sorunların çözümüne yardımcı olalım" demiyordu...
Onların bu vurdum duymazlığı, kendi canavarlarını kendilerinin yaratmasına neden oldu...
Uludağ'da yaşanan ilgisizliği fırsat bilen işletmeler...
Erzurum'da Palandöken, Kayseri'de Erciyes, Kocaeli'de Kartaltepe ve Antalya'da Saklıkent'e açtıkları kayak tesislerinde, fiyatı düşük, kaliteyi yüksek tutular...
Böylece, Uludağ'a zorunlu olarak gelen kayak severlerin tercihleri oldular...
İlginçtir…
Bu gerçeği, Uludağ’da ki işletme sahipleri görmüyor veya görmemezlikten geliyor…
Önümüzdeki aralık ayında başlayacak yeni kayak sezonu öncesi her yıl olduğu gibi, yine pembe tablo çiziyorlar..
“Yılbaşında oteller dolacak, sömestre tatilinde Uludağ ful çekecek” diyorlar…
Her halde, kendilerinin hala tek olarak sanıyorlar…
Hatalarıyla, yüzleşme ihtiyacı duymuyorlar…
Aradan geçen atmış yıla rağmen…
Bursa'da doğalgaz varken Uludağ'da hala kömür ve mazot yakılıyor demiyor...
Altyapı olmadığı için kanalizasyonun doğayı bırakıldığını söylemiyor...
Yol çalışmalarının henüz tamamlanmadığını gündeme getirmiyor...
Pistlerde insanların hala mangal yakıp, hatıra fotoğrafı çektirdiğini anlatmıyor...
Teleferiğin yolcularını haftalardır Sarıalan'da bıraktığını, oteller bölgesine arıza nedeniyle mi yoksa masraflı olduğu için mi çıkmadığının araştırılmasını istemiyor...
Uludağ gibi bir yerde, günü birlikçiler için yeterli tuvaletin olmamasının büyük bir ayıp olduğunu vurgulamıyor...
En önemlisi, “Artık, elimizi cebimize atmamızın zamanı geldi de geçiyor” demiyorlar..
Susmakla, sorunların çözümüne katkı sağlamaktan kurtulacaklarını sanıyorlar...
Ama yanılıyorlar...
Yarattıkları canavarların ekmeğine yağ sürüyorlar, haberleri yok...
Uludağ'ın en büyük şansızlığı, Bursa’da olması…
Bu, “-doğa ve güzellik- Avrupa'nın gelişmiş her hangi bir ülkesinde olsaydı...
İnanın…
Şu anda, dünya markasıydı…