PINAR SAK YILMAZ

PINAR SAK YILMAZ

Ekonomide yeni denge arayışı

Ekonomide yeni denge arayışı

Ekonomide bazen rakamlar ile hayat aynı şeyi anlatmaz.

Geçen hafta bunun en çarpıcı örneklerinden biriydi.

Bir tarafta açıklanan veriler vardı. Enflasyonla mücadelenin sürdüğü, ekonomi programının kararlılıkla uygulandığı ve finansal istikrarın güçlendirildiği mesajları veriliyordu. Merkez Bankası rezervleri, döviz piyasası ve para politikası yakından izlenirken, ekonomi yönetimi "dezenflasyon sürecinin devam ettiği" vurgusunu yineledi.

Diğer tarafta ise markete giren, kirasını ödeyen, kredi kartı ekstresini açan milyonlar vardı.

Asıl soru da burada başlıyor.

Ekonomi kimin gözünden düzeliyor?

Çünkü bugün Türkiye'de fiyat artış hızının yavaşlaması, fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor.

Enflasyon gerilese bile vatandaşın cebinden çıkan para artmaya devam ediyor.

Bu nedenle insanlar artık aylık enflasyonu değil, maaşlarının ay sonuna yetip yetmeyeceğini hesaplıyor.

Yüksek faiz politikası enflasyonla mücadelede önemli bir araç olabilir.

Ancak aynı faiz, yatırım yapmak isteyen sanayici için pahalı kredi; ev almak isteyen aile için ertelenen hayal; küçük esnaf için ise büyüyemeyen işletme anlamına geliyor.

Ekonomi tam da bu ikilemin içinde yol almaya çalışıyor.

Bir yandan fiyat istikrarı hedefleniyor, diğer yandan büyümenin temposu korunmaya çalışılıyor.

Kolay bir denklem değil.

Üstelik ekonomik göstergelerin yanında bir de görünmeyen bir gösterge var:

Toplumsal güven...

Son yıllarda insanlar harcamalarını ihtiyaçlarına göre değil, belirsizliklere göre planlıyor.

Tasarruf eden de tedirgin.

Yatırım yapan da.

Alışveriş yapan da.

Çünkü kimse altı ay sonrasını öngöremiyor.

İşte ekonominin en pahalı maliyeti de tam burada ortaya çıkıyor.

Belirsizlik...

Ekonomi yalnızca para politikasıyla değil, öngörülebilirlikle de yönetilir.

Vatandaş geleceğine güven duyduğunda tüketir.

İş insanı önünü gördüğünde yatırım yapar.

Gençler umut hissettiğinde üretir.

Merkez Bankası'nın bu dönemde yayımladığı değerlendirmeler de enflasyonla mücadelenin sürdürülmesi ve finansal istikrarın korunmasının öncelik olduğunu ortaya koyuyor.

Ancak ekonominin gerçek başarısı, yalnızca istatistik tablolarında değil, pazarda fileyi doldurabilen emeklinin, ay sonunu rahat getirebilen çalışanın ve geleceğe güvenle bakabilen gençlerin yüzünde okunacak.

Çünkü güçlü ekonomi, sadece büyüyen rakamlar değil; büyüyen umuttur.

Ve bugün toplumun en fazla ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur: Güven...

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ