Piyasalar yeni haftaya neden tedirgin başladı?
- 31-08-2026 13:49
- 31-08-2026 13:51
Ekonomide yeni haftaya yine belirsizliklerle başladık.
Bir tarafta ABD Merkez Bankası Fed’in faiz politikası, diğer tarafta Orta Doğu’da yükselen tansiyon… Üzerine petrol fiyatlarındaki hareketlilik, altındaki sert düşüş ve Türkiye’de enflasyon beklentilerinin hâlâ yüksek olması eklenince piyasaların neden huzursuz olduğunu anlamak zor değil.
Özellikle Fed Başkanı Kevin Warsh’ın Jackson Hole toplantısında verdiği mesaj piyasaların havasını değiştirdi. Enflasyon yeterince düşmezse faizlerin yeniden artırılabileceği mesajı, yatırımcıların faiz beklentilerini yukarı çekti. Eylül ayında faiz artışı ihtimali piyasalarda yaklaşık yüzde 60 seviyesinde fiyatlanıyor.
Bu durumun ilk etkisini altında gördük.
Altın uzun süredir güvenli liman olarak yatırımcının gözdesiydi. Ancak faizlerin yüksek kalacağı beklentisi güçlenince ons altın yaklaşık 4.400 dolar seviyelerine kadar geriledi. Çünkü faiz yükseldiğinde faiz getirisi olmayan altının cazibesi azalıyor.
Fakat burada önemli bir ayrıntı var.
Altının düşmesi, hikâyenin bittiği anlamına gelmiyor.
Tam tersine, dünya ekonomisinde jeopolitik riskler arttıkça altının önemi devam ediyor. Bugünkü düşüş daha çok Fed'in faiz beklentileri ve doların güçlenmesiyle açıklanabilir.
Diğer tarafta petrol var.
Orta Doğu'daki gerilim petrol fiyatlarını yeniden 90 doların üzerine taşıdı. Brent petrol bugün yaklaşık 90,5 dolar seviyesine kadar yükseldi. Petrolün yükselmesi ise sadece akaryakıt fiyatlarını değil, taşımacılıktan üretime kadar ekonominin tamamını etkileyebilecek bir gelişme.
Türkiye açısından baktığımızda ise asıl mesele yine enflasyon.
TCMB'nin son piyasa katılımcıları anketinde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,43'e yükselirken, yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,66 seviyesine çıktı.
Bu rakamlar bize şunu söylüyor:
Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele devam ediyor ancak toplumun ve piyasanın enflasyonun hızlı şekilde düşeceğine yönelik güveni henüz tam olarak oluşmuş değil.
Bugün ayrıca Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrek büyüme verisi de piyasaların önemli gündem maddelerinden biri. Önümüzdeki günlerde enflasyon, büyüme, faiz ve dış ticaret verileri piyasaların yönünü belirleyecek.
Benim açımdan bugünün en önemli mesajı şu:
Artık tek bir veriye bakarak yatırım kararı vermek çok daha zor.
Altın düşüyor diye altın bitti diyemeyiz.
Dolar yükseliyor diye sürekli yükselecek diyemeyiz.
Borsa düşüyor diye fırsatlar sona erdi diyemeyiz.
Çünkü küresel ekonomi aynı anda birçok farklı cepheden sınanıyor.
Fed'in faiz kararı, petrolün seyri, Orta Doğu'daki gelişmeler, ABD tahvil faizleri, doların gücü ve Türkiye'deki enflasyon aynı anda fiyatlanıyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönem bana göre sabır ve risk yönetimi dönemi olacak.
Yatırımcı için en önemli soru artık “Ne kadar kazanırım?” değil.
“Ne kadar riski göze alabilirim?”
Çünkü piyasalarda fırsatlar hiçbir zaman bitmez. Ama yanlış zamanda, yanlış riskle yapılan yatırımın maliyeti ağır olabilir.
Ağustos ayını kapatırken ekonominin bize verdiği mesaj açık:
Belirsizlik bitmedi. Sadece şekil değiştirdi.
Eylül ayında ise gözler hem Türkiye'deki enflasyon ve faiz politikasında hem de ABD'de Fed'in vereceği kararlarda olacak.
Piyasalar yön ararken, yatırımcının en büyük avantajı ise acele etmemek olacak.