Hakimlerin Yapay Zekâ Kullanımı
- 10-02-2026 18:12
- 16-02-2026 18:13
Gelelim bugünkü konuya. İstanbul’da bir ticaret mahkemesi. Yabancı bir mahkeme kararının Türkiye’de uygulanması talepli davayı görüyor. Böyle bir davanın kabul edilebilmesi için, yabancı mahkeme kararını veren ülkenin de Türk mahkemelerinin kararlarını tanıması gerekiyor, yani “mütekabiliyet” aranıyor. Normalde mahkemelerden alışığız, bilirkişi incelemesi ister, aylar sonra rapor gelir, rapor kimin aleyhineyse o aleyhine olan taraf rapora “itiraz” eder, ve hâkim yeniden raporu bilirkişiye yollar, rapor tekrar gelir, çocuklar büyür, okula başlarlar...
Ancak nitelikli ve “çözüm odaklı” olduğu anlaşılan bir İstanbul ticaret mahkemesi hakimimiz, konuyu çözmek için yapay zekâdan yararlanmaya karar vermiş. Böylelikle konuyu anlamış ve “yabancı mahkemenin Türk mahkeme kararlarını tanıdığını” tespit etmiş. Mahkeme, bu çeviri ve araştırmalar için yapay zekadan “teknik bir araç” olarak faydalanıldığını belirtmiş. Yani, gizlememiş. Yapay zekâ çıktısını doğrudan “kabul” etmemiş, bunu bir “araç” olarak kullanmış.
Bu kullanım yasal mı? Mahkeme bu kullanımı, gerekçesinde açıkladığı çerçevede hukuka uygun bulmuş. T.C. Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun 10.09.2024 tarihli bir İlke Kararı mevcut. Kararın adı “Yapay Zekâ Sistemlerinin Kullanımında Kamu Görevlilerinin Uyması Gereken Davranış İlkeleri”. Kararda özellikle bilinçli kullanım, yapay zekanın yanıltıcı çıktılar üretebileceği hakkında uyarılar, kullanımın gizlenmemesi, verilerin korunması, ve “insan denetimine tabi tutulması” gerekliliği yazıyor. Elbette o günden bugüne modeller çok gelişti, ancak bazı gerçekler değişmedi.
Geldiğimiz noktada, bilgiye erişim hızının artması, o bilginin nasıl yorumlanacağını bilme yetkinliğini beraberinde getirmiyor. Bu yüzden dikkatli olunmasında fayda var.