ZAFER ÖZCİVAN

ZAFER ÖZCİVAN

EKONOMİST - YAZAR

EKONOMİDE “GİZLİ DARALMA”

EKONOMİDE “GİZLİ DARALMA”

Ekonomi denince çoğu insanın aklına büyüme rakamları gelir. Televizyonlarda “ekonomi yüzde 4 büyüdü”, “ihracat rekor kırdı”, “milli gelir arttı” gibi haberler duyarız. Ancak sokaktaki vatandaş aynı anda pazarda filesini doldurmakta zorlanıyorsa, esnaf dükkânında müşteri bekliyorsa ve insanlar sürekli “eskiden daha rahat geçiniyorduk” diyorsa ortada başka bir gerçek vardır. İşte buna ekonomide “gizli daralma” deniyor.

Gizli daralma, ekonominin resmi olarak küçülmediği ama vatandaşın günlük hayatında ekonomik sıkışmayı yoğun şekilde hissettiği dönemleri anlatır. Kâğıt üzerinde büyüme olabilir ama halkın alım gücü geriliyorsa, işler yavaşlıyorsa ve yaşam standardı düşüyorsa ekonomi aslında görünmeyen bir daralma sürecine girmiş demektir.

Bugün birçok insan tam da bunu yaşıyor.

MARKET ARABASI GERÇEĞİ

Eskiden insanlar maaşını alınca temel ihtiyaçlarını daha rahat karşılayabiliyordu. Şimdi ise aynı maaşla marketten alınan ürün miktarı giderek azalıyor. Vatandaşın en net ekonomist olduğu yer markettir. Çünkü insanlar ekonomik tabloyu en çok raf fiyatlarında hisseder.

Bir zamanlar bir poşet dolusu ürün alınan para bugün birkaç kaleme yetiyor. Peynir küçülüyor, gramaj düşüyor, et sofradan uzaklaşıyor. İnsanlar artık ihtiyaçlarına değil bütçelerine göre alışveriş yapıyor.

Bu durum resmi küçülme verilerinde hemen görünmeyebilir. Çünkü ekonomi bazen krediyle, kamu harcamalarıyla ya da yüksek fiyat etkisiyle büyüyor gibi görünebilir. Ancak vatandaşın cebindeki gerçek küçülüyorsa hissedilen ekonomi de küçülüyor demektir.

İşte gizli daralma tam olarak budur:
İnsanların hayat standardının sessizce aşağı inmesi.

ESNAFIN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Ekonomide gizli daralmanın en önemli işaretlerinden biri de esnafın durumudur. Sokakta birçok dükkânın ışığı yanıyor ama içeride müşteri yok. İnsanlar artık ihtiyaçlarını erteliyor.

Ayakkabı alınacaksa “seneye de giyerim” deniliyor.
Telefon bozulmadan yenilenmiyor.
Lokantaya gitmek lüks hale geliyor.
Tatil planları iptal ediliyor.

Vatandaş harcamayı kıstıkça piyasa yavaşlıyor. Piyasa yavaşladıkça esnafın kazancı düşüyor. Kazanç düşünce yeni yatırım yapılmıyor. Sonra ekonomi görünmez şekilde daralmaya başlıyor.

Bu daralma bazen resmi kriz kadar sert görünmez ama uzun sürdüğünde toplumun psikolojisini bozar. İnsanlar sürekli tasarruf düşünmeye başlar. Harcama korkusu yayılır. Gelecek kaygısı büyür.

Ekonominin motoru güven olduğu için bu durum piyasaları daha da yavaşlatır.

“İŞ VAR AMA PARA YOK” DÖNEMİ

Bugün birçok sektörde insanlar çalışıyor ama kazandıkları para geçinmeye yetmiyor. Bu da gizli daralmanın başka bir yüzü.

Bir kişi işsiz olmayabilir ama maaşı eriyorsa ekonomik sıkıntı içindedir. Hatta bazı çalışanlar ikinci iş yapmak zorunda kalıyor. Eskiden tek maaşla geçinen aileler şimdi ek gelir arıyor.

Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde ücret artışları fiyatların gerisinde kalınca vatandaş fakirleşiyor. Maaş artıyor gibi görünse bile alım gücü düşüyor.

Örneğin maaş yüzde 30 artarken market fiyatları yüzde 50 artıyorsa kişi aslında zam almamış, gelir kaybetmiş oluyor.

Bu yüzden halk arasında sık duyulan şu cümle ortaya çıkıyor:

“Para geliyor ama bereketi yok.”

Aslında bu söz ekonomideki gizli daralmayı çok iyi anlatıyor.

KREDİYLE AYAKTA KALAN EKONOMİ

Bazı dönemlerde ekonomi kredi desteğiyle canlı tutulmaya çalışılır. İnsanlar kredi kartı ve tüketici kredileriyle harcama yapar. İlk bakışta piyasa hareketli görünür. Ancak gelir artmadan borç büyüyorsa bu durum uzun vadede risk yaratır.

Bugün birçok aile ay sonunu kredi kartıyla çeviriyor. Asgari ödeme sistemi adeta geçici nefes borusu haline geliyor. Bu da ekonomik canlılık görüntüsü verse bile aslında kırılganlığı artırıyor.

Çünkü borç büyüdükçe gelecekteki harcamalar azalıyor. İnsanlar kazandığı parayı yeni ihtiyaçlara değil eski borçlara ödemeye başlıyor.

Sonuçta ekonomi yavaşlıyor ama bu yavaşlama bir anda değil, sessiz şekilde gerçekleşiyor.

GENÇLERİN UMUTSUZLUĞU DA BİR EKONOMİ GÖSTERGESİ

Gizli daralma sadece rakamlarda değil toplum psikolojisinde de görülür. Özellikle gençlerin geleceğe dair umut kaybetmesi ekonomik sıkışmanın önemli işaretlerinden biridir.

Eskiden insanlar çalışınca ev alabileceğine, araba sahibi olabileceğine inanıyordu. Şimdi ise birçok genç bırakın ev almayı, kirayı bile zor ödüyor.

Üniversite mezunları düşük ücretli işlerde çalışıyor.
Beyin göçü artıyor.
Tasarruf yapabilen genç sayısı azalıyor.

Ekonomik daralma bazen fabrikaların kapanmasıyla değil, insanların hayal kuramamasıyla anlaşılır.

Çünkü umut azaldığında tüketim de yatırım da yavaşlar.

RAKAMLARLA HAYAT ARASINDAKİ FARK

Ekonomide bazen resmi veriler ile halkın hissiyatı birbirini tutmaz. Bunun temel nedeni büyümenin toplumun her kesimine eşit yansımamasıdır.

Büyük şirketler kâr açıklayabilir.
Bazı sektörler büyüyebilir.
İhracat artabilir.

Ama aynı anda halkın büyük kısmı geçim sıkıntısı yaşayabilir.

Bu nedenle sadece büyüme rakamlarına bakmak yeterli değildir. Önemli olan vatandaşın refahıdır. İnsanların mutfağı rahatlamıyorsa ekonomik büyüme toplumda karşılık bulmaz.

Ekonomi yalnızca tablolarla değil hayatın içinden okunmalıdır.

ÇIKIŞ YOLU NEDİR?

Ekonomide gizli daralmadan çıkış için en önemli konu güven ortamının yeniden oluşmasıdır. İnsanlar geleceğe güven duyarsa harcar, yatırım yapar ve ekonomi canlanır.

Bunun için de:

  • Enflasyonun kontrol altına alınması,
  • Gelir dağılımının düzelmesi,
  • Üretimin güçlenmesi,
  • Ücretlerin alım gücünü koruması,
  • Küçük esnafın desteklenmesi gerekir.

Sadece rakam büyümesi değil, vatandaşın hayat kalitesinin artması önemlidir.

Çünkü gerçek ekonomik başarı; markette rahat alışveriş yapan, faturalarını korkmadan ödeyen ve geleceğe umutla bakabilen insanların sayısının artmasıdır.

Bugün sokakta hissedilen ekonomik sıkışma bize şunu gösteriyor:
Ekonomide bazen en büyük krizler sessiz yaşanır.

Ve gizli daralma, tam da bu sessizliğin adıdır.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ