İhracat bedellerinin yurda “getirilememesi”
- 07-01-2026 19:30
- 07-01-2026 19:31
Peki sorun nerede? Sorun şurada: Ticari yaşam her zaman “mükemmel” işlemiyor. Şirketler ihracat bedellerini tahsil edemeyebiliyorlar. Konuyu düzenleyen mevzuat, mücbir sebebi kanıtlamanız için yurtdışında dava açmanızı veya tahkime başvurmanızı, ve hatta dava/tahkim belgelerinin yurtdışında apostil ettirilmiş formatlarını getirmenizi talep ediyor. Her defasında yeni gelişmeleri yurtdışında apostil yaptırtacak, belgeleri getirtecek ve tercüme ettireceksiniz.
Bir düşünün. Yirmi yıldır çalıştığınız güvenilir bir alıcınız var. Bu sene sizden halihazırda vadedeki ödemelerinizi “ertelemenizi” istedi. Veya istemedi. Bu durumda siz ona dava açmak “istemediniz”. Zira her şey “kağıt üzerindeki haklar” değil. Pratikte o hakkı elde etmek de önemli. İş hayatının belli bir stratejisi var. Dolayısıyla henüz ihracat bedelini tahsil edemediniz ve dolayısıyla “ihracat bedelini yurda getiremediniz”. Ancak bu şirketinizin geleceği ve dolayısıyla Türk ekonomisinin geleceği için daha iyi bir yol. Çünkü dava ile yıllarca uğraşmadınız, ciddi yargı masrafları ödemediniz, ve en önemlisi de “geçici buhrandan geçen” müşterinizi kaybetmemeniz sayesinde ilişkileriniz devam etti ve bu müşteri şirketinize gelecek yıllarda ciro yaptırmaya devam etti.
Ancak maalesef yürürlükteki mevzuat, iş hayatının her gün farklı stratejiler gerektiren dinamiğine oldukça aykırı. Bu makul gerekçelerinizi dinlemedi ve size yine yüz binlerce liralık “idari para cezası” verdi. Üstelik daha yaptığınız ihracatın bedelini dahi tahsil edememişken. Bu gibi “hayatın olağan akışına aykırı” uygulamaların “iş hayatının esneklik ve dinamiğine” uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum.