Velhasıl Bursa sudan ibarettir!
- 15-05-2026 22:37
- 15-05-2026 22:50
Bursa, tarih boyunca "su şehri" olarak anıldı.
Evliya Çelebi’nin "Velhasıl Bursa sudan ibarettir" sözü, bu toprakların bereketini asırlarca mühürledi.
Ancak son yıllarda bu mühür, iklim değişikliğinin yakıcı eli ve yönetimsel gecikmelerin yüküyle çatlamaya başlamıştı.
Bugün geldiğimiz noktada, bir yandan barajların dolup taşmasını konuşurken, diğer yandan kentin en saf kaynaklarının ticari birer meta gibi paketlenip doğaya kestiği ağır faturayı ve Büyükşehir Belediyesi'nin bu krizi yönetmek için attığı adımları sorguluyoruz.
Geçmişin kuraklık hafızası henüz çok taze. 2025 yılı sonbaharı, Bursa’nın su tarihindeki en karanlık sayfalardan biri olarak kayda geçti.
Nilüfer ve Doğancı barajlarında aktif kullanılabilir su seviyesinin sıfıra yaklaştığı günlerde, kentin can damarları kuruma noktasına gelmişti.
Bu tablo bize sadece doğanın gücünü değil, yıllardır yılan hikayesine dönen dev projelerin neden bu kadar geciktiğini de acı bir şekilde hatırlattı.
İşte tam bu noktada, Bursa’nın can simidi olan Çınarcık Barajı devreye girdi.
2026 itibarıyla büyük ölçüde devreye alınan Çınarcık Projesi, Bursa’nın uzun vadeli su ihtiyacını güvence altına alacak stratejik bir kale niteliğinde.
Küresel ölçekte dünya, su sorununu çözmek için artık "geleneksel baraj" mantığının ötesine geçiyor.
Singapur gibi ülkeler atık suyunu ileri arıtma teknolojileriyle yeniden içilebilir hale getirirken, İsrail deniz suyunu arıtarak tarımın can damarına dönüştürüyor.
Bizim kat ettiğimiz yol ise uzun süre "dua ve yağmur" ekseninde kaldı. Çınarcık gibi hayati bir projeyi tamamlamak için yıllarca beklemek önemli bir stratejik eksiklikti.
Yanlışı, suyun sonsuz olduğuna inanarak; sanayiyi içme suyuna bağımlı hale getirerek ve Uludağ’ın en saf pınarlarını ticari kullanımın baskısına açarak yaptık.
Bugün madalyonun diğer yüzünde, hem şişeleme tesislerinin hem de devasa sanayi bölgelerinin kaynaklarımız üzerindeki baskısı devam ediyor.
Şehir genelindeki çok sayıdaki su firması, pınar kaynaklarını borularla tesislerine taşıyıp plastik şişelere hapsederken, sanayi bölgelerimiz de her gün binlerce metreküp suyu üretim çarklarında tüketiyor.
Sanayi devlerinin artık musluktan akan içme suyuna bağımlı olmaktan vazgeçmesi gerekiyor.
Bursa’nın sanayi bölgeleri, Büyükşehir Belediyesi ile el ele vererek, evsel atık suların sanayiye geri kazandırıldığı devasa geri kazanım hatlarını kurmalıdır.
Sanayici artık içme suyunu değil, arıtılmış atık suyu yani gri suyu kullanmayı bir standart haline getirmelidir.
Şimdilerde kentin gündemi, BUSKİ Genel Kurulu'ndan çıkan önemli bir kararla yeni bir boyut kazandı.
Çınarcık Barajı’nın devreye girmesi ve barajlardaki yüksek doluluk oranlarıyla birlikte, su tarifelerinde tüketim miktarına göre değişen oranlarda indirim uygulanması kararlaştırıldı.
1 Haziran 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak yeni düzenlemeyle birlikte, katı atık bedelleri de su faturalarından çıkarılıyor.
Bu hamle, su faturasını sadece bir ödeme kalemi olmaktan çıkarıp, halkın temel yaşam hakkına dair bir hizmet anlayışının parçası haline getiriyor.
Velhasıl Bursa bugün şanslı; barajlar dolu, Çınarcık Projesi nihayet meyvelerini vermeye başlıyor.
Ancak gerçek kurtuluş, suyu şişelenip satılacak bir emtia ya da sanayi çarklarını döndüren ucuz bir girdi değil, korunması gereken yaşamsal bir değer olarak görme iradesindedir.
Belediye yönetiminin ve sanayi dünyasının ortak akılla yürüteceği altyapı yatırımları, Bursa'nın geleceğini teminat altına almalıdır.
Çünkü suyun siyaseti de ticareti de olmaz; suyu yönetemeyen, gelecekte yönetebilecek bir şehir bulamaz.