<div>Yorgunuz…</div> <div>Gün olur, an gelir. Bahar başına vurur insanın.</div> <div>Belki güneş, belki oksijen, belki aşk, belki nefret…</div> <div>Ne dersen de işte…</div> <div>Ruh yorulur, beden yorulur, göz yorulur, gönül yorulur, sabır da yorulur…</div> <div>Mevsim yorulur, yıkılır bazen…</div> <div>Yorgunluk elbette sadece insana mahsus değildir. An gelir, yol yorulur, yolcu yorulur.</div> <div>Yorgunum ben de, her yorgun kadar bezgin, her yorgun gibi hayatın bir yerlerine kırgın…</div> <div>Yığılıp kaldığım anları düşündükçe, bezgin hallerde ama yaşamak zorundayız işte. Sen gibi, ötekiler gibi, etrafıma baktıkça yorgunlar çarpıyor gözüme.</div> <div>Yorgunluk değil hepsinin yüzündeki, bitkin çaresiz yüzler ve ışığı solmuş gözler görüyorum kaldırımlarda.</div> <div>Tutkular yorgun, umutlar bıkkın, hayaller ölen geleceğin ardından gözyaşı döküyor.</div> <div>Etrafımızda olup bitenlere suskun dilim ama yüreğim ve aklım düşünmekten yorgun. Kollarım yorgunlara tutunmaktan yorgun, bacaklarım kendim için değil başkaları için koşmaktan yorgun.</div> <div>Hiç bana sorulmadan adıma girilen yarışlarda koşan ben, yorgun…</div> <div>Dil görünmüyor sadece ağzım ve yüreğim suskun, sustukça artıyor yorgunluğum.</div> <div>Belki de hepsi beklentilerden ibaret; umulana karşı ummadıklarınla karşılaşmak…</div> <div>Osho da diyor ya: <b>Hiç kimseden bir şey beklemediğin gün yara almazsın.</b></div>