<div>Dünyanın büyük kentlerinde çalışanların kazançları arasındaki uçurum, küresel ekonomideki gelir ve yaşam standardı farkını bir kez daha gözler önüne serdi. Deutsche Bank verilerine dayanan ve Numbeo verilerinden yararlanılarak hazırlanan 2026 araştırmasında, 69 büyük kentte vergi sonrası ortalama aylık maaşlar karşılaştırıldı. Listenin zirvesinde İsviçre'nin Zürih kenti yer alırken, İstanbul 1.173 dolarlık ortalama net aylık maaşla 56'ncı sırada kaldı.</div> <div>Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, yalnızca şehirler arasındaki maaş farkını değil, küresel ekonomik rekabetin çalışanların cebine nasıl yansıdığını da gösteriyor. Zürih'te vergi sonrası ortalama aylık maaş 8 bin 363 dolar seviyesinde bulunurken, listenin son sırasındaki Kahire'de bu rakam 220 dolar olarak hesaplandı. Böylece en yüksek ve en düşük ortalama gelire sahip kentler arasındaki fark 38 katı aştı.</div> <div><strong>ZİRVEDE İSVİÇRE VE ABD KENTLERİ VAR</strong></div> <div>Dünya maaş liginde ilk sırayı alan Zürih'i, 7 bin 601 dolarla ABD'nin teknoloji merkezi San Francisco takip etti. Üçüncü sırada ise 7 bin 444 dolarlık ortalama net maaşla İsviçre'nin bir başka önemli finans merkezi olan Cenevre yer aldı.</div> <div>Listenin ilk 10 sırasında ABD kentlerinin ağırlığı dikkat çekti. Boston, New York, Chicago ve Los Angeles da yüksek ortalama gelirleriyle üst sıralarda kendilerine yer buldu. Avrupa'da ise Lüksemburg, Kopenhag ve Amsterdam yüksek maaş seviyeleriyle öne çıktı.</div> <div>Bu tablo, yüksek ücretlerin genellikle teknoloji, finans, uluslararası ticaret ve yüksek katma değerli üretimin yoğun olduğu şehirlerde toplandığını gösteriyor. Ancak maaşların yüksek olması tek başına çalışanların daha iyi yaşam koşullarına sahip olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü Zürih, San Francisco veya New York gibi kentlerde konut kiraları, sağlık, ulaşım ve temel tüketim harcamaları da oldukça yüksek seviyelerde bulunuyor.</div> <div>Bu nedenle kentlerin gerçek ekonomik karşılaştırmasında yalnızca “maaş ne kadar?” sorusunun değil, “bu maaşla ne kadar yaşam standardı satın alınabiliyor?” sorusunun da sorulması gerekiyor.</div> <div><strong>İSTANBUL 69 KENT ARASINDA 56'NCI</strong></div> <div>Türkiye'nin ekonomik, ticari ve finansal merkezi olan İstanbul'un 69 kent arasında 56'ncı sırada bulunması dikkat çekici bir sonuç. İstanbul'da vergi sonrası ortalama aylık maaş 1.173 dolar olarak hesaplandı. Kent, bu gelir seviyesiyle Atina'nın gerisinde, Meksiko City'nin ise önünde yer aldı.</div> <div>İstanbul'un sıralamadaki yeri, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan birine işaret ediyor: Gelirlerin uluslararası döviz bazında sınırlı kalması.</div> <div>Özellikle son yıllarda enflasyon, döviz kuru ve yaşam maliyetlerindeki artış, çalışanların satın alma gücü üzerinde belirleyici oldu. Bir çalışanın maaşı Türk lirası olarak artsa bile, uluslararası karşılaştırmalarda döviz bazındaki gelir seviyesi aynı hızla yükselmeyebiliyor. Bu durum, İstanbul gibi büyük ve pahalı bir şehirde yaşayan çalışanların ekonomik durumunu daha da önemli hale getiriyor.</div> <div>Çünkü İstanbul, Türkiye'nin en yüksek yaşam maliyetine sahip şehirlerinden biri. Konut kiraları, ulaşım, gıda ve eğitim harcamaları birçok hane için bütçenin önemli bölümünü oluşturuyor. Dolayısıyla maaşların yalnızca nominal olarak artması, vatandaşın refahının aynı oranda yükseldiği anlamına gelmiyor.</div> <div><strong>MAAŞ ARTIŞI MI, SATIN ALMA GÜCÜ MÜ?</strong></div> <div>Araştırmanın Türkiye açısından en önemli mesajlarından biri de burada ortaya çıkıyor. Çalışanlar için asıl mesele, maaş bordrosunda görünen rakamın büyüklüğü değil, o maaşla kaç gün ve hangi kalitede yaşam sürdürülebildiğidir.</div> <div>Bir çalışan maaşına yüzde 30 zam alabilir; ancak kira, gıda, ulaşım ve faturalar daha yüksek oranlarda artıyorsa, gerçek anlamda gelir artışı yaşanmayabilir. Bu nedenle ekonomik refahın ölçülmesinde satın alma gücü büyük önem taşıyor.</div> <div>İstanbul'da çalışan bir kişinin geliri dolar bazında dünyanın birçok büyük kentinin gerisinde kalırken, yaşam maliyetinin yüksekliği de gelir baskısını artırıyor. Özellikle genç çalışanlar, beyaz yakalılar ve sabit gelirli kesimler açısından konut giderleri giderek daha önemli bir ekonomik sorun haline geliyor.</div> <div><strong>YÜKSEK MAAŞ İÇİN YÜKSEK KATMA DEĞER</strong></div> <div>İstanbul'un dünya maaş sıralamasında daha üst basamaklara çıkabilmesi için yalnızca ücret politikalarına odaklanmak yeterli olmayacaktır. Uzun vadede yüksek ücretlerin kalıcı biçimde artabilmesi, ekonominin daha yüksek katma değer üretmesine bağlıdır.</div> <div>Teknoloji, yazılım, yapay zekâ, ileri sanayi, finansal teknolojiler, biyoteknoloji ve yüksek nitelikli hizmet sektörleri, çalışan başına daha yüksek gelir yaratma potansiyeline sahip alanlar olarak öne çıkıyor. Bir ekonominin verimliliği yükseldikçe, üretilen katma değer ve bunun çalışanlara ücret olarak yansıma kapasitesi de artıyor.</div> <div>Bu nedenle eğitim kalitesinin yükseltilmesi, nitelikli iş gücünün korunması, gençlerin teknoloji ve yenilikçi sektörlere yönlendirilmesi ve şirketlerin verimlilik yatırımlarının artırılması büyük önem taşıyor.</div> <div>İstanbul'un güçlü bir ekonomik merkez olması, uluslararası şirketlere ev sahipliği yapması ve geniş bir iş gücü havuzuna sahip bulunması önemli avantajlar. Ancak bu avantajların daha yüksek gelir seviyelerine dönüşebilmesi için üretkenlik artışının ve yüksek katma değerli sektörlerin daha da güçlenmesi gerekiyor.</div> <div><strong>İSTANBUL İÇİN UYARI NİTELİĞİNDE BİR TABLO</strong></div> <div>Dünya kentlerinin maaş karnesi, İstanbul açısından sadece bir sıralama olarak görülmemeli. 56'ncılık, Türkiye'nin küresel ekonomideki gelir seviyesini, çalışanların satın alma gücünü ve büyük şehir yaşamının maliyetini birlikte değerlendirmek için önemli bir gösterge niteliği taşıyor.</div> <div>Zürih'in 8 bin 363 dolar, İstanbul'un ise 1.173 dolar ortalama net aylık maaşa sahip olması, şehirler arasındaki ekonomik mesafenin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.</div> <div>Türkiye'nin önündeki temel hedef, yalnızca maaşları artırmak değil; enflasyonu kontrol altına alan, satın alma gücünü koruyan ve yüksek katma değer üreten sürdürülebilir bir ekonomik yapı kurmak olmalı. İstanbul'un dünya maaş liginde yukarı çıkmasının yolu da tam olarak buradan geçiyor.</div> <div>Çünkü çalışanların refahı, yalnızca ay sonunda aldıkları maaşla değil, o maaşın hayatlarına ne kadar güven, konfor ve gelecek umudu kattığıyla ölçülüyor.</div> <div>Kaynak: Euronews</div> <div>ZAFER ÖZCİVAN</div> <div>Ekonomist-Yazar</div> <div>Zaferozcivan59gmail.com</div>