AVRUPA ÜLKELERİNDEN İSRAİL’E ÖNEMLİ ÇAĞRI

AVRUPA ÜLKELERİNDEN İSRAİL’E ÖNEMLİ ÇAĞRI

Batı Şeria’da yeni yerleşim adımı uluslararası tepki çekti: Avrupa’dan İsrail’e “Planı derhal geri çekin” mesajı

İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da E1 bölgesindeki yerleşim projesini ilerletme kararı, Avrupa ülkelerinin sert tepkisine neden oldu. İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Norveç ve Kanada liderleri, İsrail hükümetine planları geri çekmesi ve Batı Şeria’daki yerleşim genişlemesini durdurması çağrısında bulundu. Ortak açıklamada, E1 projesinin iki devletli çözümün uygulanabilirliğini ciddi biçimde zayıflatacağı vurgulandı.

E1 neden bu kadar önemli?

E1 bölgesi, Doğu Kudüs ile Batı Şeria’nın orta kesimi arasında stratejik bir konumda bulunuyor. Avrupa Birliği’nin yayımladığı değerlendirmede, bölgede planlanan yerleşimin Batı Şeria’nın kuzey ve güney kesimleri arasındaki toprak bağlantısını bozabileceği ve gelecekte kurulması hedeflenen Filistin devletinin coğrafi bütünlüğünü ciddi şekilde zedeleyebileceği belirtiliyor.

Bu nedenle E1 yalnızca yeni konutların yapılacağı bir bölge olarak görülmüyor. Asıl tartışma, bu projenin Filistinlilerin gelecekte kendi devletlerini kurabilecekleri toprak bütünlüğünü nasıl etkileyeceği üzerinde yoğunlaşıyor.

Avrupalı liderlerin açıklaması da tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor. Fransa, İngiltere, Almanya ve İtalya, İsrail hükümetinden E1 planlarını derhal geri çekmesini istedi. Liderler, yerleşimlerin genişletilmesinin barış ihtimalini daha da uzaklaştıracağını ve İsrail’in uluslararası alandaki konumuna zarar vereceğini belirtti.

Avrupa’nın mesajı neden önemli?

Avrupa ülkeleri uzun süredir İsrail-Filistin meselesinde iki devletli çözümü destekliyor. Buna göre İsrail ve Filistin’in güvenli ve barış içinde yan yana yaşayabileceği iki ayrı devletin kurulması hedefleniyor.

Ancak sahadaki yerleşim faaliyetlerinin genişlemesi, bu hedefin gerçekleşmesini giderek zorlaştırıyor. Çünkü yeni yerleşimler, Filistinlilerin yaşayacağı bölgelerin birbirinden kopması ve gelecekte sınırların belirlenmesinin daha karmaşık hale gelmesi anlamına geliyor.

İngiltere de E1 projesi konusunda İsrail’e yönelik diplomatik baskısını artırmış durumda. Londra yönetimi, İsrail hükümetinden E1 ihalesini geri çekmesini ve yerleşim faaliyetlerini durdurmasını istedi. İngiltere ayrıca yerleşim faaliyetlerine katılanlara yönelik hedefli yaptırımlar konusunda yeni önlemler açıklayacağını bildirdi.

Bu durum, Avrupa’nın yalnızca diplomatik açıklamalarla yetinip yetmeyeceği sorusunu da gündeme getiriyor.

Mesele sadece konut değil

İsrail açısından yerleşim politikası uzun süredir güvenlik, tarih ve egemenlik tartışmalarıyla birlikte yürütülüyor. Filistinliler ve uluslararası toplumun büyük bölümü ise Batı Şeria’daki yerleşimleri uluslararası hukuka aykırı kabul ediyor.

E1 projesinin tartışmayı büyütmesinin temel nedeni, bölgenin Batı Şeria'nın coğrafi bütünlüğü açısından taşıdığı stratejik önem.

Avrupa Birliği'nin değerlendirmesinde, E1 bölgesinin geliştirilmesinin Batı Şeria'yı birbirine bağlı olmayan iki parçaya ayırabileceği ve Ramallah, Doğu Kudüs ve Beytüllahim arasında kurulabilecek ekonomik ve ulaşım bağlantılarını da olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor.

Dolayısıyla mesele, “kaç konut yapılacağı” tartışmasının çok ötesine geçiyor. Buradaki temel soru, gelecekte kurulması planlanan Filistin devletinin ekonomik ve coğrafi olarak yaşayabilir olup olmayacağı.

Yeni bir gerilim kapısı mı?

Gazze savaşının bölgesel ve uluslararası etkileri devam ederken Batı Şeria’daki gelişmeler de yeni bir gerilim alanı oluşturuyor. Son dönemde yerleşimci şiddeti ve Filistinlilerin topraklarından edilmesine ilişkin haberlerin artması, uluslararası toplumun dikkatini yeniden Batı Şeria’ya çevirdi.

Bu ortamda E1 projesinin ilerletilmesi, zaten son derece hassas olan bölgedeki siyasi dengeleri daha da zorlayabilir.

Avrupalı liderlerin ortak açıklamasının arkasındaki temel kaygı da burada ortaya çıkıyor: Sahada geri dönüşü zor adımlar atıldıkça, gelecekte diplomasi yoluyla bir çözüm bulmak daha da güçleşebilir.

Diplomasi sınavı

Avrupa'nın önündeki asıl sınav ise yaptığı açıklamaların somut politikaya dönüşüp dönüşmeyeceği olacak.

İsrail’e “planı durdurun” çağrısı yapmak önemli olmakla birlikte, bu çağrının sonuç vermesi için diplomatik baskının devam etmesi gerekiyor. Aksi halde uluslararası toplumun açıklamaları, sahadaki gelişmeler karşısında etkisiz mesajlara dönüşebilir.

Öte yandan Avrupa ülkeleri arasında İsrail politikası konusunda tam bir görüş birliği bulunmaması da sürecin en önemli sorunlarından biri. Ortak açıklamalar güçlü bir siyasi mesaj oluştururken, bunun yaptırım, ticaret, diplomasi veya başka araçlarla nasıl destekleneceği ayrı bir tartışma konusu.

İki devletli çözüm için zaman daralıyor

İsrail-Filistin meselesinde yıllardır konuşulan iki devletli çözüm, bugün yalnızca diplomatik bir hedef değil, aynı zamanda giderek zorlaşan bir seçenek haline geliyor.

Her yeni yerleşim, her yeni yol, her yeni arazi düzenlemesi ve her yeni güvenlik uygulaması, gelecekte çizilecek sınırları daha karmaşık hale getiriyor.

Bu nedenle E1 projesi konusunda yapılan Avrupa çağrısı, aslında daha geniş bir uyarının parçası olarak okunmalı: Sahadaki gerçeklik kalıcı hale gelmeden diplomasi işletilmeli.

Çünkü Ortadoğu’da barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanamayacak kadar karmaşık bir mesele. Kalıcı barış için insanların yaşayabileceği, ekonomik olarak ayakta durabilecek ve siyasi olarak kabul edilebilir bir gelecek de gerekiyor.

E1 bölgesindeki gelişmeler bu nedenle sadece İsrail ile Filistin arasındaki bir yerleşim tartışması değil; Avrupa’nın, ABD’nin ve uluslararası toplumun iki devletli çözüm konusunda ne kadar kararlı olduğunun da önemli bir göstergesi olacak.

Avrupa’nın verdiği mesaj açık: Yerleşimlerin genişlemesi barışın önünü açmıyor; tam tersine, iki devletli çözüm ihtimalini daha da zorlaştırıyor. Şimdi gözler İsrail hükümetinin bu çağrıya vereceği yanıtta.

Kaynak: Euronews

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ