<div>Küresel finans çevreleri Türkiye ekonomisini yakından izlemeye devam ederken, uluslararası finans kuruluşlarının yayımladığı raporlar da ekonomi yönetimi açısından önemli bir referans niteliği taşıyor. Bu kapsamda Hollanda merkezli finans devi <strong>ING Group</strong> tarafından yayımlanan son Türkiye değerlendirmesi, ekonomik görünüm açısından dikkat çekici uyarılar içeriyor. Raporda, Türkiye’de uygulanan sıkı para politikası ve dezenflasyon programının kısa vadede bazı olumlu sonuçlar doğurduğu belirtilirken; küresel finansal koşullar, jeopolitik gelişmeler ve iç talep dinamikleri nedeniyle ekonomik risklerin arttığına dikkat çekiliyor.</div> <div>ING ekonomistlerine göre Türkiye ekonomisi son iki yılda önemli bir politika değişimi sürecinden geçti. Özellikle <strong>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası</strong> tarafından uygulanan sıkı para politikası, enflasyonu kontrol altına alma yönünde atılmış en önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Ancak raporda, enflasyonun hâlâ yüksek seviyelerde bulunmasının hem finansal istikrar hem de hane halkı alım gücü açısından önemli riskler yaratmaya devam ettiği vurgulanıyor.</div> <div><strong>ENFLASYON VE FAİZ DENGESİ</strong></div> <div>ING raporunda en çok üzerinde durulan başlıklardan biri enflasyon görünümü oldu. Türkiye’de fiyat artışlarının 2025 yılı boyunca yüksek seyrini sürdürdüğü ve 2026 yılında kademeli bir düşüş beklense de risklerin tamamen ortadan kalkmadığı ifade ediliyor. Özellikle hizmet sektöründeki fiyat artışları ve ücret ayarlamalarının enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğu belirtiliyor.</div> <div>Ekonomistler, para politikasının etkisinin gecikmeli olarak ortaya çıktığını hatırlatarak sıkı finansal koşulların talep üzerinde baskı yaratmaya devam edeceğini öngörüyor. Bu nedenle ekonomik büyümenin kısa vadede daha ılımlı bir seyir izleyebileceği ifade ediliyor. Raporda, enflasyonla mücadelede para politikasının yanı sıra mali disiplinin de kritik öneme sahip olduğu vurgulanıyor.</div> <div><strong>CARİ AÇIK VE DIŞ FİNANSMAN RİSKİ</strong></div> <div>Türkiye ekonomisinin kronik sorunlarından biri olan cari açık da raporda geniş yer buldu. Enerji fiyatlarındaki küresel oynaklık ve dış ticaret dengesindeki kırılganlıklar nedeniyle cari işlemler açığının yeniden artabileceği uyarısı yapılıyor.</div> <div>Özellikle enerji ithalatına bağımlılığın Türkiye ekonomisini dış şoklara karşı hassas hale getirdiği belirtiliyor. Küresel enerji piyasalarında yaşanabilecek yeni bir fiyat artışı dalgasının cari dengeyi hızla bozabileceği ifade ediliyor. Bu noktada ihracat performansı ve turizm gelirlerinin cari denge açısından önemli bir tampon görevi gördüğü de raporda yer alan değerlendirmeler arasında.</div> <div><strong>JEOPOLİTİK GERİLİMLERİN EKONOMİYE ETKİSİ</strong></div> <div>ING ekonomistleri, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada artan jeopolitik gerilimlerin ekonomik riskleri büyütebileceğine dikkat çekiyor. Orta Doğu’da yaşanan çatışmalar, enerji arz güvenliği ve ticaret yolları üzerinde doğrudan etkiler yaratabiliyor. Özellikle enerji fiyatlarında yaşanabilecek ani yükselişlerin Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler üzerinde enflasyonist baskıyı artırabileceği belirtiliyor.</div> <div>Ayrıca küresel ticarette korumacı politikaların yaygınlaşması ve büyük ekonomiler arasındaki rekabetin artması da Türkiye’nin ihracat pazarlarını etkileyebilecek gelişmeler arasında sayılıyor.</div> <div><strong>BÜYÜMEDE YAVAŞLAMA BEKLENTİSİ</strong></div> <div>Rapora göre Türkiye ekonomisinin son yıllarda güçlü bir büyüme performansı sergilediği görülse de sıkı para politikası ve iç talepteki dengelenme nedeniyle büyümenin bir miktar yavaşlaması bekleniyor. Bu durum, aslında ekonomi yönetiminin hedeflediği “dengeli büyüme” sürecinin bir parçası olarak da değerlendiriliyor.</div> <div>ING analistleri, özellikle kredi büyümesindeki yavaşlamanın iç tüketimi sınırlayabileceğini ifade ediyor. Bununla birlikte ihracatın ve turizmin büyümeye katkı sağlamaya devam edeceği tahmin ediliyor.</div> <div><strong>YATIRIMCI GÜVENİ KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR</strong></div> <div>Türkiye ekonomisinin geleceği açısından en kritik başlıklardan biri yatırımcı güveni olarak öne çıkıyor. Raporda, son dönemde uygulanan Ortodoks politikaların uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye bakışını kısmen olumlu yönde etkilediği belirtiliyor. Ancak bu güvenin kalıcı hale gelmesi için ekonomik reformların sürdürülmesi gerektiği vurgulanıyor.</div> <div>Özellikle hukuk sistemi, kurumsal yapı ve ekonomik öngörülebilirlik alanlarında atılacak adımların yabancı yatırımcı açısından belirleyici olacağı ifade ediliyor. Uzun vadeli doğrudan yatırımların artması ise ekonomik kırılganlıkların azaltılması açısından kritik görülüyor.</div> <div><strong>TÜRK LİRASI VE FİNANSAL PİYASALAR</strong></div> <div>Raporda Türk lirasının seyrine ilişkin değerlendirmeler de yer alıyor. Sıkı para politikası ve artan faiz oranlarının kısa vadede lirayı destekleyebileceği belirtilirken; enflasyon ve dış finansman ihtiyacının kur üzerinde baskı yaratmaya devam edebileceği ifade ediliyor.</div> <div>Finansal piyasalarda ise oynaklığın küresel gelişmelere bağlı olarak sürebileceği öngörülüyor. Özellikle küresel faiz oranları ve sermaye akımlarındaki değişimlerin Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler üzerinde önemli etkiler yaratabileceği belirtiliyor.</div> <div><strong>EKONOMİDE DENGE ARAYIŞI</strong></div> <div>ING’nin Türkiye raporu genel olarak değerlendirildiğinde, ekonomide bir “denge arayışı” sürecinin devam ettiği görülüyor. Bir yandan enflasyonu düşürmeye yönelik sıkı politikalar uygulanırken diğer yandan büyümenin aşırı şekilde yavaşlamaması hedefleniyor. Bu hassas dengeyi korumak ise ekonomi yönetimi açısından oldukça zor bir süreç olarak değerlendiriliyor.</div> <div>Önümüzdeki dönemde küresel ekonomik koşulların yanı sıra iç politika tercihleri de Türkiye ekonomisinin yönünü belirleyecek temel faktörler arasında yer alacak.</div> <div><strong>SONUÇ: FIRSATLAR VE RİSKLER BİR ARADA</strong></div> <div>ING’nin değerlendirmesine göre Türkiye ekonomisi hem önemli fırsatlar hem de ciddi riskler barındırıyor. Genç nüfus, güçlü üretim kapasitesi ve stratejik coğrafi konum Türkiye’nin uzun vadeli potansiyelini destekleyen unsurlar olarak görülüyor. Ancak yüksek enflasyon, dış finansman ihtiyacı ve jeopolitik belirsizlikler kısa vadeli risklerin başında geliyor.</div> <div>Dolayısıyla Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde istikrarını güçlendirmesi; para politikası, mali disiplin ve yapısal reformların birlikte yürütülmesine bağlı olacak gibi görünüyor. Uluslararası finans kuruluşlarının raporları da bu sürecin yakından izlenmeye devam edeceğini gösteriyor.</div> <div>ZAFER ÖZCİVAN</div> <div>Ekonomist-Yazar</div> <div>Zaferozcivan59@gmail.com</div> <div> </div>