"Kademeli emeklilik bir lütuf değil, adalet meselesidir"

"Kademeli emeklilik bir lütuf değil, adalet meselesidir"

Son yıllarda emeklilik konusu Türkiye’de en çok konuşulan başlıklardan biri oldu. Özellikle Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesiyle birlikte milyonlarca kişi emeklilik hakkına kavuştu. Ancak mesele bitmedi. Şimdi gündemde “kademeli emeklilik” var.  

Özellikle işe giriş tarihine göre “kademeli emeklilik” talebi, hem sosyal Adalet hem de mali sürdürülebilirlik açısından; bu yazıyı kaleme almayı hak ediyor.

Bu konu aslında sadece bir yaş hesabı değil, bir adalet meselesidir.

EMEKLİLİK KİMSENİN LÜTFU DEĞİLDİR

Emeklilik devletin verdiği bir hediye değildir. Yıllarca çalışıp prim ödeyen insanların alın terinin karşılığıdır.

Aynı işyerinde çalışan, aynı şartlarda emek veren iki kişi düşünün. Aralarındaki tek fark sigorta giriş tarihinin birkaç gün ya da birkaç ay farklı olması…

Ama sonuçta birisi 17–20 yıl önce emekli olurken, diğeri çok daha uzun süre çalışmak zorunda kalıyor.

İşte insanlar buna itiraz ediyor.

7438 sayılı Kanun ile EYT’liler yaş şartı olmadan emekli oldu. 8 Eylül 1999 öncesi sigorta girişi olanlar5000–5975 prim günü ve sigortalılık süresi koşullarını sağlayarak 38–43 yaş aralığında emekli olabildi.

Ancak 9 Eylül 1999 sonrası işe başlayan milyonlarca vatandaş daha fazla prim ödemesine rağmen çok daha geç emekli olacak.

Birkaç günlük farkın bu kadar büyük sonuç doğurması vicdanları zorluyor.

KADEMELİ EMEKLİLİK NE DEMEK?

Kademeli emeklilik, kimseye fazladan hak verilmesi anlamına gelmiyor.

Ama şu soruyu soruyor:
“Madem bir düzenleme yapıldı, o zaman aradaki uçurum neden biraz dengelenmesin?”

Kademeli emeklilik savunucularının temel yaklaşımı şu:

  • Kimseye fazladan hak verilmesin,
  • Sistem bozulmasın,
  • Ancak birkaç günlük fark nedeniyle oluşan uçurumlar dengelensin.

 

Bir anda keskin bir çizgi çekmek yerine, işe giriş tarihine göre yumuşak bir geçiş sağlanabilir. Böylece hem devletin bütçesi sarsılmaz hem de insanlar arasında oluşan adaletsizlik duygusu azalır.

Bu, sistemi bozmak değil; sistemi daha adil hale getirmektir.

ADALET DUYGUSU ZEDELENİRSE NE OLUR?

Emeklilik sadece yaşlılık dönemini ilgilendirmiyor. Bugün çalışan milyonları da etkiliyor.

Eğer insanlar sistemin adil olmadığına inanırsa:

  • Prim ödeme isteği azalır.
  • Kayıt dışı çalışma artabilir.
  • Devlete olan güven zedelenir.

Kademeli bir model ise şu üç etkiyi yaratabilir:

  • Çalışma hayatında motivasyonu artırmak,
  • Kayıt dışılığı azaltmak,
  • Sosyal güvenlik sistemine olan güveni güçlendirmek.

Yani adil bir geçiş modeli, tam tersine güveni artırır. İnsanlar “Benim hakkım korunuyor” derse sisteme sahip çıkar.

ASIL TARTIŞMA YAŞ DEĞİL, ADALET

Bugün tartışma “kaç yaşında emekli olunacak?” gibi görünse de, gerçekte mesele adalet.

Aynı kuşaktan insanlar arasında dramatik farklar oluştuğunda, bu sadece teknik bir konu olmaktan çıkar. Toplumsal bir güven sorunu haline gelir.

1999–2008 arası işe başlayanları kapsayacak kademeli bir düzenleme, bir ayrıcalık değil; sert bir geçişin yumuşatılması olur. Sosyal devletin görevi de tam olarak budur: Denge kurmak.

SON SÖZ

Kademeli emeklilik talebini sadece “bütçeye yük” diye görmek eksik bir bakış açısıdır. Elbette mali denge önemlidir. Ama sosyal barış, çalışma huzuru ve adalet duygusu da en az bütçe kadar önemlidir.

Unutmayalım: Ekonomiler rakamlarla ayakta kalır ama toplumlar adaletle ayakta kalır.

Mesele erken emeklilik değil, adil geçiştir.

Kademeli emeklilikte adalet arayan milyonların sesi olmaya devam eden
Emeklilikte Adalet Derneği’ne emekleri için teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
Zeki
Zeki 3 hafta önce
Ağzınıza sağlık, konuyu çok güzel değinmişsiniz. Teşekkür ederiz.
Dilek
Dilek 3 ay önce
Çok güzel anlatmışsınız, yürekten teşekkür ediyoruz ???? Ben 50 yaşındayım 8200 primim var ve mecburen hala çalışmaya devam ediyorum.58 yaş emeklilik.Muhtemelen 10500 primle emekli olacağım mevcut durumda.Etrafımda o kadar çok "abla sen hala emekli olmadın mı, ben bile emekli oldum" diyen varki. Hemde 5900 günle emekli oldular.Çok can yakıyor, psikoloji bozuyor bu durum. Ben üniversite okumayı tercih ettim,2000 mezunuyum ve 2000 yılında işe başladım. ?
Ahmet
Ahmet 3 ay önce
Çok güzel yorumlamışsınız kaleminize yüreğinize sağlık bu adaletli duruşunuz için çok teşekkür ederiz derdimiz emeklilik değil adalet.
Soner
Soner 3 ay önce
Kendimden yaşça genç insanların daha düşük primle emekli olduklarını gördükçe ülkeme devletime ve sisteme karşı negatif soru işaretleri taşır oldum yüzüm de gülmez oldu işyerinde insanlarla selamlaşmayı falan bıraktım.EYT kanunu çıkarılırken 2000-2008 arasına kademesiz bir geçiş tam bir facia oldu yasanın üzerinden tam 3 yıl geçti ama asla unutabileceğim bir travma değil yaşadığım maalesef
Orhan
Orhan 3 ay önce
Çok güzel empati yapmışsınız hislerimize tercüman olmuşsunuz teşekkür ederiz bu adaletsizlik canımızı çok acıtıyor sindiremiyoruz adaletin tecellisini bekliyoruz bu bize 2. Sınıf vatandaşlık hissi veriyor
Özgür
Özgür 3 ay önce
Hanımefendi yazınız ve desteğiniz için çok teşekkür ederiz
Bizlerde bu ülkenin evlatlarıyız Kimseden ayrıcalık beklemiyoruz Adalet sağlanmalı KADEMELİ EMEKLİLİK yasalaşmalıdır
Kerim
Kerim 3 ay önce
Kademeli Emeklilik bu ülkenin kanayan yarasıdır. Toplumsal eşitlik için düzenleme şarttır. Yazınız için teşekkürler.
Metin
Metin 3 ay önce
Tek kelime ile süper. Bizim içimizi tarif ettiniz. Teşekkürler.
Abdurrahman BAŞKAN
Abdurrahman BAŞKAN 3 ay önce
Konuyu çok güzel özetlediniz kaleminize yüreginize sağlık konu erken emeklilik değil adalet meselesidir..
Ergin
Ergin 3 ay önce
EYT'yi bir yılla kaçırmış ve aynı yaşta yaşıtlarım emeklilik hakkını almış dolayısıyla mağdur olmuş adaletsizlik yaşamış biri olarak hakikat-e şayan yazınızı okudum. Ve takdir-i şayan bir anlayışla yaklaşmanızdsn ötürü memniniyetimi dile getirmek istedim.
İş hayatınızda başarılar Pınar hanım... Var olun.