<div>Çok üzücü, utanç verici, dehşet, vahşet…Başka kelime bulmak zor...</div> <div><strong>Boğazımda bir yumruk var ve geçmiyor, hazmedemiyorum...</strong>Çünkü her gün yeni bir gündemle uyanıyoruz ama bazı şeyler hazmedilmiyor...Üzerine konuşulsa da sindirilemiyor. <strong>Jeffrey Epstein</strong> olayı bunlardan biri...</div> <div>Pedogojik formasyon almış biri olarak hissettiğim ilk şey <strong>"öfke"</strong> olmadı. Derin bir <strong>"dehşet"</strong> oldu. Çünkü bu olay yalnızca bir<strong> “suç hikâyesi”</strong> değil. Bu, yetişkinlerin; gücü, parayı ve statüyü, çocukların bedeninden ve ruhundan daha değerli gördüğü küresel bir çürümenin fotoğrafıydı...</div> <div>Epstein meselesinin asıl korkutucu yanı tek bir kişinin sapkınlığı değildi. Asıl mesele, bu sistemin onu yıllarca korumuş olmasıydı....</div> <div><strong>Susturulan çocuklar,</strong> görmezden gelinen tanıklar, kapatılan dosyalar, saklanan belgeler… Pedagojide bize ilk öğretilen şey şudur:</div> <div><strong>“Çocuk susuyorsa, sistem bağırıyordur.”</strong></div> <div>Burada sistem yıllarca bağırdı. Ama ya kimse duymadı ya da daha kötüsü, duymak istemedi, kapattı...Daha da acısı...Türkiye’yenin de ismi var...Depremler sonrası unutulmaz bir acı yaşadık... Büyük yıkımlar, büyük kayıplar…</div> <div><strong> Ama zamanla şunu fark ettik: Daha da kötüsü varmış...</strong></div> <div>“Deprem öldürmez; ihmal öldürür” deriz ya… Ne kadar acı bir gerçek...</div> <div>Enkaz altında kalan çocukları hatırlayın. Yardımın geç ulaştığı mahalleleri. <strong>“Kayıp”</strong> denilen ama aslında korunamayan çocukları… Eğitimci olarak şunu söylemek zorundayım:</div> <div><strong>Bir toplum, çocuklarını felaketlerden sonra koruyamıyorsa, felaket başlamadan önce de onları koruyamıyordur...</strong><strong>Çocuk istismarı da böyledir.</strong></div> <div>Suç bireysel başlar ama kurumsal sessizlikle toplumsal felakete dönüşür...</div> <h3><strong>Tıpkı Epstein dosyasında olduğu gibi…</strong></h3> <div>Tıpkı deprem sonrası çocuklar konusunda olduğu gibi…</div> <div>Çocuklarımızın, o küçücük masumların güvenliği bir “duyarlılık meselesi” değildir. Bu bir etik zorunluluktur. Ne Batı’daki elitlerin karanlık adaları bu zorunluluktan muaftır, ne de Türkiye’deki müteahhitlik düzeni, denetimsizlik ve cezasızlık kültürü...</div> <div>Epstein dosyası kapandığında dünya rahatladı...</div> <div>Deprem gündemi düştüğünde biz de rahatlıyoruz...</div> <div><strong>Ama çocuklar için hiçbir şey kapanmıyor...</strong></div> <div>Travma kapanmıyor....Kayıp kapanmıyor....Güvensizlik kapanmıyor...</div> <div><strong>Nerede bizim 600 masum yavrumuz?</strong></div> <div>Bu soru neden bu kadar çabuk gündemden düşüyor?</div> <div>Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı:</div> <div>Biz felaketleri mi konuşuyoruz, yoksa felaketlere yol veren düzeni konuşmaktan mı kaçıyoruz?Çünkü gündem her gün değişiyor ve insanlar artık hiçbir şeye şaşırmıyor. Bugün konuşulan yarın unutuluyor. Dün “asla olmaz” denilen bugün sıradanlaşıyor...</div> <div><strong> Bu şaşırmama hâli bir olgunluk değil; duyarsızlığın adı...</strong></div> <div>Tüm bu soruların bir gün yanıtlanacağı gelecek umuduyla...</div>